SOHBET (128)

4 dk okuma
SOHBET (128)

Hızlı Özet

 Kıyâmet yaklaştıkça fitneler çoğalacak, adam öldürme hâdiseleri ve savaşlar da artacak.


Dünya büyük bir hızla ve hışımla çöküşe gidiyor.
Bir gün Enver Abi, uzun uzun kıyamet sürecinde neler olacağını anlatmıştı.
O kısa bilgilerden tüylerim diken diken oldu.
Şöyle dedim;
- Enver Abi sizin duanız kıymetlidir. Dua edin de bu dehşeti biz, çocuklarımız ve torunlarımız görmesin.
Ben böyle söyleyince gülmeye başladı;
- Edeyim etmesine de; halen bütün melekler, toprağın altındaki iman sahibi Salihler, evliya ve ulemalar kıyamet kopsun diye dua ediyor.
Eyvah ki eyvah…
Resul-ü Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem bir hadisi şerifinde olacakları anlatmış aslında;
- Bu milletin (Ümmetin) yönetimi; önce peygamberlik ve rahmet olarak ortaya çıktı.
Sonra yine rahmet ve hilafet olarak devam edecek.
Ardından rahmet ve şefkatten uzak, sıkıntı veren bir saltanata dönüşecek.
Daha sonrada Allah’a itaatten çıkma, zulüm ve fesat dönemi gelecek.”
(Kaynak: Kadı ıyaz şifa i şerif)
Şimdi bu dönemleri aklımız yettiğince açıklamaya çalışalım.
Yanlış yaparsam Rabbim ve Peygamber Efendimiz af etsin inşallah.
1. Dönem…
Peygamber Efendimizin dünyaya teşrif ettiği tarihten, vefat ettiği tarihe kadar geçen süre.
Allahü teala Peygamber Efendimizi; sadece halkına ve insanlara değil âlemlere rahmet olarak gönderdi.
O’nun teşrifiyle toprağın altındakilere,  üstündekilere ve göktekilere rahmet yağdı.
Resûllullah; Mîlâdî takvime göre 20 Nisan 571 tarihinde teşrif buyurdu.
Bu tarih birinci dönemin başlangıcıdır.
Resûl-i Ekrem efendimiz Hicretin on birinci yılında yani Mîlâdî 632 yılında vefat etti.
Dünyaya teşrif ettiği 20 Nisan 571 ile vefat ettiği 632 yılları arası, dünyaya rahmet yağdığı zamandır.
2. Dönem…
Hazret-i Ebu Bekr-i Sıddık’ın Radıyallahü anhın halifeliği ile başladı.
Hazret-i Ebu Bekir Radıyallahü Anh;  (m. 632) senesinde,  halife seçilmişti.
Hadis-i Şerifte geçen, “Rahmet ve hilafet olarak devam edecektir” diye buyrulan bu dönem en uzun dönemdir.
16. yüzyılın başlarında, 1517 yılında, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethedip Memlûk Devleti'ne son vermesiyle birlikte halifelik unvanı Osmanlı Hanedanı'na geçti.
4 büyük halife ve bundan sonra gelen 69 halifenin ardından hilafet, Türk milletinin bünyesine girdi.
29 Osmanlı padişahı Halife makamındaydı.
Son halife; Abdülmecid Han’dı.
3 Mart 1924 günü
Urfa vekili Şeyh Saffet ve elli üç arkadaşının hazırladığı, “hilâfetin kaldırılmasına dair on iki maddeden oluşan bir kanun” teklifi Meclise getirildi.
Oturuma katılan 158 üyenin 157'si Hilafetin kaldırılması yönünde oy kullandı.
Tek ret oyunu Gümüşhane mebusu Zeki Bey verdi.
Bugün; cümle Müslümanların başına gelen ve gelecek olan her türlü sıkıntı ve zulümden, kabul oyu veren bu 157 milletvekili mesuldür.

3 Mart 1924 tarihinde Peygamber Efendimizin işaret buyurdukları ikinci dönem bitti.
2.dönem tamamlandı. İki dönemdir süren rahmet de kesildi.
O günden bu güne bizim ve İslam âleminin yaşadığı sıkıntılarının sebebi, Hilafetin kaldırılmasıyla birlikte rahmetin de kalkmasıdır.
O tarihten sonra; ne İslam âlemi ne de diğerleri bir daha asla huzur ve rahat görmedi.
Müslümanların bugün uğradığı zulümlerin nedeni de üstlerinden rahmetin kalkmasıdır.
3.dönem
3 Mart 1924 yılında başlayan; Ardından rahmet ve şefkatten uzak, sıkıntı veren bir saltanat dönemi gelecek.
Dikkat edin. Hilafet kalktıktan sonra Ortadoğu bir daha rahat ve huzur yüzü görmedi.
Amip gibi bölündüler. Kâfirler yer altı kaynaklarına ve paralarına el koydu.
Halkları kan ve gözyaşıyla yaşadı.
Biz de 3 kıtaya hâkimken, elimize verilen mevcut topraklara razı olduk.
Petrolümüzü ve adalarımızı elimizden aldılar.
1924 yılından itibaren yaklaşık 100 sene belimiz doğrulmadı.
Yeni yeni toparlanıyoruz.
4.Dönem
Allah’a itaatten çıkma, zulüm ve fesat dönemi…
Dinden çıkma ve kâfirlik dönemi.
Allah’ın emir ve yasaklarını yapmayan Müslümanların şiddetli zulüme uğradığı ve Müslümanlar arasında bozgunculuğun yayıldığı dönem.
Bu dönemin sonu kıyamettir.
Kıyametin büyük alametleri, dördüncü dönemde zuhur edecek.
Kritik soru şu; “Biz hangi dönemdeyiz?”
Üçüncü dönemi yaşadığımız kesin.
Peki, dördüncü döneme girdik mi?
Ben şu anda dördüncü döneme girdiğimize inanıyorum.
Tabi ki bu benim görüşüm ve düşüncem.
Her şeyin iyisini ve doğrusu Allahü teala bilir.
Müslüman zahire bakar.
Ben de zahire bakarak, dördüncü döneme girdiğimize inanıyorum.
Bunun için bir tarihim de var.  O tarih; 22 Şubat 2013 yılıdır.
Bu tarihten sonra; Gezi ayaklanması yaşadık, sonra FETÖ darbesi geldi. Terör, cinayet, vahşet ve dehşet arttı.
Dünyada zulüm ve fesat zirveye çıktı.
Arakanda Müslümanlar soykırıma uğradı. Suriye’de Sünniler katledildi. Gazze’de yaklaşık 100 bin Müslüman şehit edildi. Afrika’da Müslümanlar kırıldı.
Peygamber Efendimiz ne buyurmuştu?
-  Kıyâmet yaklaştıkça fitneler çoğalacak, adam öldürme hâdiseleri ve savaşlar da artacak.
İşte bugün yaşananlar budur.
22 Şubat 2013 yılında Enver Abi vefat etti.
Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir.
Enver Abi’den sonra bütün bu yaşananlar,  4. Döneme girdiğimizin işaretidir.
Dediğim gibi bu benim düşüncem. Doğru da olabilir, yanlış da…
Bir işaret daha var.
Benim için çok kıymetli bir Seyyid zat vardı. Allah rahmet eylesin.
Seyitlerin de önde gelen ismiydi, bir evliyaydı. Hal sahibiydi.
Bir geldiklerinde beni evine davet etti. Bütün gün baş başa görüştük.
O sohbette; Kıyametin küçük alametlerinin tamamının çıktığını, sırada büyük alametler olduğunu anlattı.
O gün çok özel şeyler anlattı. İnanın ürperdim.
Diyeceğim odur ki; ister kanaatim doğru çıksın ister yanılayım. Kıyamete doğru gidiyoruz.
Bunu böyle bilip; yönümüzü ahirete çevirip hazırlık yapalım. Allah’ın ipine sıkı sıkıya sarılalım. Habibi’ne çokça salat ve selam edelim ve büyüklerin paçasına yapışalım…
Rabbim; cümlemizi, evlatlarımızı, torunlarımızı ve sevdiklerimizi kıyamet sürecinin fesatlarından korusun. İmanımızı sabit kılsın.( ÂMİN)
METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

 

Bu haber 14533 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR