Bir kimse kendi hakkında dini konuda verdiği hüküm ile yanlış karar verirse, affa uğrayabilir. Çünkü o sadece onu ilgilendirir ve onun günahıdır.
Başkalarını yanlışa inandıran din adamı boyutunda olanların affı yoktur.
Çünkü bozuk din adamı toplu katliam yapar.
Şu yaşadığımız zamanda bunlardan bol bol vardır.
Bunlar; Televizyonlara çıkar gazetelerde yazı yazar, camilerde vaaz verir ve kitaplar yazar.
Yazdıkları da söyledikleri de zehirdir.
Bozuk din adamlarının bir kısmı bilerek yanlış yapar ki, onlar MÜNAFIKTIR.
Bir kısmı ahmaklığından bir kısmı ise nefsi ve kibrinden dine aklını karıştırır.
Böyle kimselere uyup, onun peşinden gidenler onunla birlikte helak olur.
Bozuk din adamlarının; hem son nefesi hem kabir sorgusu ve hem de ahiret hesabı çok çetin ve şiddetli olur.
Bu hesap; son nefeste başlar, kabir azabıyla sürer ve cehennemle noktalanır.
Şu anda en tehlikeli iş; fıkıh ilmi adına kendi aklıyla fetvalar vermektir.
Böyle kişiler; hem kendini yakar hem de peşinden gideni…
Salih kimse odur ki, aklıyla değil nakliyle dini anlatır.
Bozuk din adamlarının amel defteri mühürlendiği için de doğru söyledikleri de defterine düşmez.
Sadece doğru söyledikleri değil, Allah muhafaza ibadet sevapları da defterine yazılmaz.
Kâfirler için nasıl bir şey yazmaya gerek kalmıyorsa, bunlar için de bir şey yazılmaz.
Mesela kâfirler arasında yardım severler vardır.
Bazıları çevresine, hayvanlara hatta insanlara iyilik yaparlar.
İşte onların amel defterleri mühürlendiği için o iyiliklerin ona bir faydası olmaz.
Çünkü defterine girmez.
Bunların da durumu aynıdır.
Kendini âlim sanan bozuk din adamlarının sorguları kabir hayatı başladığında, başlar.
Bunların başında iki tane zebani gelir.
Biri ayakucunda, diğeri başı tarafında.
Bir ellerinde onun yanlış yaptıklarının listesi vardır.
Diğer elinde ise cehennem ateşinde haddelenmiş demir çubuk vardır.
Eğer bu kişi kâfir veya münafıksa ise; kendisine kabir sorusu sormak üzere baş tarafından veya sağından veya solunda yahut da ayakucunda kendisine yaklaşılmak istendiğinde etrafında buna mani olacak hiç bir ameli bulunmaz ve kendisine, "otur" denir.
Bütün kabahat ve kusurları anlatılarak; “Dünyada sen böyle bir yanlış yaptın” diyerek vurmaya başlarlar.
Bir birisi dursa diğeri vurur.
Bir ayak havaya dikilir, bir başı havaya kalkar.
Her vuruşta bir yeri ayağa kalkar.
Vura vura yerin 9 kat derinine kadar indirirler.
Bazılarının o acı içinde ayağı başa, başı ayağa gelir.
Kabir azabından çıkan çığlık dünyada duyulsa idi, yaşadığı ülkede olan tüm insanlar oradan kaçarlardı.
Ama dünya hayatındakiler onu duyamaz.
Bunun nedeni ruhun çığlığının frekansının farklılığındandır.
İşte kabirdeki o çığlıkların da frekansları farklı olduğu için, sağ olanlar bunu duyamaz.
Yaşanan acının şiddeti o kadar yüksektir ki, habis bir mevtin çığlığı izin verilse arşa çıkardı.
Böyle kimselerin kabir azaplarından gelen çığlıkları, gerçek âlimlere duyurulmaz.
Allahü teala onların incinmesi için o çığlıkları onların bulundukları yerlere ulaştırtmaz.
Bozuk din adamlarının amel defteri açılmayıp cehenneme direk gideceğin için, sorgusu kabirdedir. Tıpkı mahşerde gibi sorguya tabi tutulurlar.
Veremedikleri her cevapta, yerin bir kat altına gönderilir.
Münafıklar; “keşke kâfir olsaydık ta bu KADAR ŞİDDETLİ azabı çekmeseydik” derler.
Çünkü kâfir Allahü dinine inanmazlar.
Bu münafıkların dini İslam’a zararı kâfirden daha fazla olduğu ve içeriden yıkmaya çalıştığı için, Yahudilerden sonra en ağır azaba uğrarlar.
Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam buyurdu ki; “Kabirde en şiddetli azabı Yahudiler görecek”
2500 yıl önce ölen kâfirle, kıyametten 10 yıl önce ölen kâfir, aynı kabir azabına uğrar.
Yani zamanın kısalığı veya uzunluğu fark etmez.
Her ikisi de aynı zamanda yaşıyormuş gibi eşit azap görürler.
Birisinin zamanı uzun görünse de, diğerine hissettirilen zaman ile öbürü ile eşit kılınır.
Allahü teâlâ adildir. Her ikisine de aynı zamanı his ederler.
Kabre inildiğinde zaman mefhumu ortadan kalkar.
Herkes aynı cezayı, aynı sürede çeker. Ha kıyametten bir saat önce, ha Âdem aleyhisselâmdan hemen sonra kâfir olarak kabre düşmüş insan, zamanı aynı algılar.
Çekilen azap aynıdır.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
- Ölü kabre konulduğu zaman kabirden dönüp gitmekte olan kimselerin ayak seslerini işitir. Eğer bu kişi müminse, kılmış olduğu namaz başına, tutmuş olduğu oruç sağma, vermiş olduğu zekât soluna, nafile olarak işlemiş olduğu namaz, sadaka ve insanlara iyilik gibi güzel ameller ise ayakucuna durur.
Sorgu melekleri hangi taraftan gelirse gelsin hayırlı amelleri onlara engel olur.
O zaman bu adama "otur" denilir.
Salih kul bütün soruları cevaplar.
Bunun üzerine ona "Zaten sen bu inançla yaşadın. Bu inançla öldün. İnşaallah bu inançla diriltileceksin." denir.
Sonra ona cennet kapılarından bir kapı açılır ve "İşte senin cennetteki makamın ve Allah'ın cennette senin için hazırladığı yer burasıdır." denir.
Sonra ona cehennem kapılarından bir kapı açılır ve "İşte burası senin cehennemdeki kalacağın yerdi. Allah cehennemde senin için burayı hazırlamıştı. Eğer Allah'a isyan etseydin burada kalacaktın." denir.
Adamın cennetteki yerine kavuşma arzusu ve sevinci daha da artar. Sonra kabri seksen arşın genişler ve nurla dolar. Sonra cesedi (toprak olup) ilk haline dönerken, ruhu da cennetteki ağaçlara konmuş olan kuş şeklindeki bahtiyar ruhların arasına konur.
Fahr-i Cihan Efendimiz Kabir azabının şiddetini anlatıp, şöyle buyurdu:
- Biriniz namazda tahiyyâtı bitirdiği zaman, dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle desin… Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl…
Allah’ım; cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, kör deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım.” (Müslim)
RABBİM BİZLERİ DE BAHTİYARLARDAN EYLESİN..
Cümle kardeşlerimin bayramını kutlar, hepsine ayrı ayrı dua eder kıymetli dualarınızı beklerim…
METİN ÖZER
SOHBET -87

Hızlı Özet
“Bozuk din adamlarının; hem son nefesi hem kabir sorgusu ve hem de ahiret hesabı çok çetin ve şiddetli olur.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tamar Tanrıyar'a şok.. Gözaltı sonrası ilk videosunda ne dedi?
'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla yürütülen soruşturma neticesinde adli kontrol tedbiriyle salıverilen Tamar Tanrıyar ile ilgili yeni bir hukuki süreç işletildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurusu üzerine, Tanrıyar'ın sahibi olduğu 'Siber Haber' isimli YouTube kanalının erişime engellenmesine karar verildi.

Eski Manken Deniz Akkaya, Tartışma Sonrası Kartepe'de Nezarete Alındı
Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde, arkadaşı Kürşat A.'nın evinde kalan eski manken Deniz Akkaya, iddialara göre yaşadığı bir sinir krizi sonrası çıkardığı kavga neticesinde emniyet güçlerince gözaltına alındı.

Tamar Tanrıyar'ın polisteki ifadesi
Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alıkonulduktan sonra adli kontrol koşuluyla salıverilen Tamar Tanrıyar'ın savcılıkta verdiği beyanlar ortaya çıktı. Tanrıyar, 'Cumhurbaşkanına hakaret' ithamını kabul etmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı için canını vermeye hazır olduğunu dile getirdi.

Serbest bırakılan Tamar Tanrıyar'dan bomba açıklama
Hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamalarıyla soruşturma yürütülen Tamar Tanrıyar, Kuşadası'nda teslim oldu. SEGBİS aracılığıyla ifade veren Tanrıyar, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tanrıyar, adliye çıkışında Cumhurbaşkanı'na bağlılığını dile getirdi.