SOHBET (99)

3 dk okuma
SOHBET (99)

Hızlı Özet

Büyükler ister vefat etmiş isterse de sağ olsun; onları kalben muhabbetle andığınızda yanınızda olmasa bile feyzi size ulaşır.


Bereket nedir?
Bereket; az malın çok faydası olması, çok işe yaraması demektir.
Sevgi cihetiyle bereketlenmek, kalbe feyz gelmesidir.
Bereketlenmek; bu feyze ve nura kavuşmaktır.
Kalbe gelen büyüklerin nuru ve feyzine, bereketlenme denir.
Kısaca Allahü Teâlâ’dan gelen şeyler bereketlenir.
En büyük feyz kaynağı Mübarek Peygamber Efendimizdir.
O’nun feyzi zirveydi.
O feyzi her kalp kaldıramaz. Bunun için seçilmiş özel olmak gerekir.
Sahabenin özelliği buradan geliyordu.
Onlar feyzi kaynağından aldılar.
Bu yüksek feyzi kalpleri kaldırdı. Yanmadılar.
Bu, kalplerinin sağlam olmasından kaynaklandı.
Yediğimiz et, Allahü teala’nın size bir bereketidir.
Çünkü o Allahü Teâlâ’dan geliyor. O kuzunun sahibi O’dur.
Bu kuzuyu Ehlisünnet olan birinin yemesi de, o kuzuya berekettir.
Kalbine feyz inen kimsenin evi de yediği içtiği de bereketli olur.
Bu bereket; yediği ve içtiğine aynen nükseder.
Türk milletinin ekmeği ikiye bölüp, yarısını yanandakine verme âdetinin altında yatan budur.
Büyüklerin; bir yudum aldıkları çayı veya suyu yanındakine ikram etmesi, o kimsenin bereketlenmesi içindir.
O yüzden onların yedikleri ve içtikleri daha lezzetli olur.
Bereket sayesinde yediği az ise bile, çok olur.
Bazı ellerden çıkan yemeklerin lezzetli olmasının nedeni bu bereketten kaynaklanır.
Yediğiniz bir şeyden aldığınız lezzet, bereketinden gelir.
Bereket olan yerde lezzet olur.
O lezzeti kalp de dil de ayrı ayrı hisseder.
Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine yarar.
Bereketsiz mal, sahibinin dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. 
Rızkın bereketi besmeledir.
Besmelesiz içilen suyun, besmelesiz yenen yemeğin bereketi olmaz.
Beslemesiz girilen evin de bereketi olmaz.
Hadis-i şeriflerde buyruldu ki;
-
Yemekten önce ve sonra, elini yıkayanın evinin bereketi artar!
- Balda bereket ve şifa vardır.
- Sirkede, hurmada, sütte bereket vardır.
- Rızkına razı olanın bereketi artar, razı olmayanınki bereketsiz olur.
- Ana babasına hizmet edenin ömrü bereketli, onlara karşı geleninki bereketsiz olur.
‘Mektubat’ı okuyunca gelen feyz, okuyanı bereketlendirir.
Mübarek Hocamız, “Mektubat’ı anlamasanız da bereketlenmek için okuyunuz” tavsiyesi buradan geliyor.
Mektubat’ı okuduğunuzda kalbinize feyz gelir.
O feyz de bereketlenmenize neden olur.
Bir kimse bereketlendiğinde kalbi parlamaya başlar.
Böyle kimselere melekler dua eder.
Bereketlenen kulların bütün işleri rast gider.
Edeceği dualar kabul olur.
Ruhsal sıkıntı ve dünyevi dertleri azalır veya tamamen ortadan kalkar.
Dünyaya önem vermemeye başlar.
İbadetlerini büyük bir aşk ve şevkle yapar.
Tabi bunlar derece derecedir.
Bereketlenmesi ne kadar yüksek olursa;  aşkı ve şevki o kadar yüksek olur.
Bereketlenen kalplerin günah işlemesi azalır.
Feyz sürünce günah tamamen ortadan kalkar.
En büyük bereketlenme yollarından birisi, büyüklerin sohbetinde bulunmaktır.
O sohbetlerde kalplere hitap edilir.
Büyüklerin feyzleri, talebelerinin kalplerine oluk gibi akar.
Bu sohbetler bu çirkin dünyanın en lezzetli işidir.
Cennet sohbetlerinin küçük birer numunesidir.
Bunları hissedenler Cennet sohbetlerinin lezzetini iyi düşünsün.
Bunun tarifi bile yoktur.
Çünkü cennetteki kalpler en yüksek feyzleri alacak şekilde halk edildi.
O yüzden de orada yüksek oranda feyz alacaklar.
Feyz yükseldikçe bereketlenmeleri o derecede yüksek olacak.
Bereketlenme yüksek olunca da lezzet yüksek olacak.
İşin hülasası budur.
Büyükler ister vefat etmiş isterse de sağ olsun; onları kalben muhabbetle andığınızda yanınızda olmasa bile feyzi size ulaşır.
Büyüklerin feyzi ve tasarrufu gözle görülmez, hissedilir.
Nasıl hissedilir?
Anan kişinin kalbinde bir muhabbet oluşur. O muhabbet dünyalık şeyleri unutturur.
Kalbinizde bunlar oluyorsa feyz alıyorsunuz demektir.
Kalbe feyzin geldiğini anlamanın en kestirme yolu; Allahü Teâlâ’yı sık sık anmaktır.
Feyz bunun için vardır.
Sonra Habibi’ni sonra yolun büyüklerini anıp dua ediyorsanız kapınız açık demektir.
Bunlar şeytanın asla müsaade etmeyeceği işlerdir.
Bunları yapıyorsanız kalbiniz açık demektir.
Kalbi açık olana feyz akar.
Bundan bazen farkında olur, bazen de olmaz.
Yani siz fark etmeden bile kalbinize feyz aktığı zamanlar olur.
O yüzden, “Bende olmuyor” deyip bir vesveseye düşmeyin.
Allahü Teâlâ’yı muhabbetle ve sadakatle ananın kalbine mutlak feyz geliyordur.
Feyz gelmesinin bir işareti de yumuşaklıktır.
Feyz akan bir kalp taş olsa eriyip suya dönüşür.
Dolayısıyla kalbine feyz gelenlerin kalbi yumuşar, daha merhametli olurlar.
Hem ailesine hem de çevresine karşı daha muhlis olurlar.
Ahireti dünyadan daha çok düşünürler.
Akıbetleri konusunda kaygıları artar.
Yaptıkları işlerde sadece Allah rızasını gözetirler.
KALBİMİZ FEYZLİ ÖMRÜMÜZ BEREKETLİ OLSUN (AMİN)
METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

Bu haber 12189 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR