Allahü teâlâ’ da olan sıfatların tersi sıfatlar kimde varsa o kişinin başı belada demektir.
Allahü teâlâ’nın bir ismi şerifi Er-Rahmân’dır.
Er Rahman; Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren demektir.
Cenab-ı Allah zalimden hoşlanmaz.
Allahü teâlâ’nın bir ismi El-Vehhâb’dır.
El Vahhâb; Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden demektir.
Cenab-ı Allah insanlara iyilik yapan ve sadaka veren kullarından hoşlanır.
Allahü teâlâ’nın bir ismi El-Adl’dir. Al-adl; Mutlak adil demektir.
Cenab-ı Allah kullarından adil olmasını ister.
Allahü Teâla’ nın başka bir ismi; Er-Rauf’tur.
Er-Rauf, Çok merhametli, demektir. Kullarının da merhametli olanını sever.
Allahü teala şefkatlidir, katı kalpliden ve ceberutlardan hoşlanmaz.
Allahü teala cömerttir, cimriden hoşlanmaz.
Allahü teâlâ kullarında görmek istediği sıfatlarının tamamını saklamadan Peygamber Efendimize verdi.
Bu sebeple; başta ashabı olmak üzere, bütün âlim ve veliler kendini Resul-u Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimize benzetmeye çalıştı.
Mübarek Hocamız buyurdu ki:
- Bütün ömrüm Efendi hazretlerinden neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğrenmeye çalışmakla geçti. Yani hak ve batılı ayırmayı öğrenmeye çalışmakla geçti.
Mübarek Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve Sellem (Allahümme erinel hakka hakkan ve erinel bâtıla bâtılan) diye dua ederdi. (Yâ Rabbi, hakkı hak olarak gösterip, ona uymayı; bâtılı bâtıl olarak gösterip, ondan kaçınmayı bana nasip eyle!) demektir.
Hakkı batıldan ayırmak için zaman zaman Cebrail aleyhisselâmdan yardım alırdı.
Hak ile batılı ayırmak, öyle her babayiğidin yapacağı bir iş değildir.
İlim, hakkı bâtıldan ayırmaktır. Yoksa çok kitap ezberlemek değildir.
Dünyadaki bütün kitapları ezberlesek, eğer Onun rızasına uygun amelimiz yoksa bu ilim hiçbir işe yaramaz.
Hak ile batıl, Allah dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmektir.
Hak, Allahü Teâlâ’dır.
Batıl, karşısındaki her şeydir.
Hak; Allahü teâlâ’nın dinine tabi olmak, emir ve yasaklarına tam olarak uymak, onun sevdiklerini sevmek ve sevmediklerine düşman olmaktır.
Bunları yaparken de Rabbini ve Peygamber Efendimizi hep hatırlamaktır.
Batıl; bunların tam tersini yapmaktır.
Bazısını yapıp bazısını yapmamak da batıl sınıfına girer.
Mümin; özünde, sözünde ve yolunda zikzak çizmeyen dosdoğru kimsedir.
Dünyanın en bedbaht kimsesi, doğru yolu ve büyüğü bulduğu halde kaybedendir.
Dünyanın en mesut kimsesi ise; hak üzerinde olan doğru bir yol ve büyüğü bulandır.
En büyük felaket; Hakkı batıl bilip düşmanlık etmek, batılı hak bilip dostluk etmektir.
Bu devirde pek çok kimse özde batıl olan sözde âlimlerin peşinden gidiyor.
İçeride dışarıda o kadar çok sahte âlim var ki, saysan bitmez.
Vallahi günümüzün en büyük tehdidi ve tehlikesi budur.
Milyonlarca insan sırf bu nedenle helak olacak. Çünkü kişi sevdiğiyle beraberdir.
Bu yolda hak olan gerçek âlimler müstesna kimselerdir.
Gerçek âlim helale haram çok dikkat eder.
Onlar günah işlemez, ola ki bir yanlışı olursa da anında tövbe eder bir daha o işi asla yapmazlar.
Allah’ın yapma dediği her şeyden sakınır, arkadaşlarını da sakındırır.
Bir büyüğün birinci vazifesi, sevenlerine hak ve batılı ayırmayı öğretmektir.
Zaten talebelik eğitimi buradan başlar, burada biter.
Bir hoca talebesine, önce batılı öğretir. Hakkı öğreterek de noktayı koyar.
Kalplerinde onlara bir sevgi ve muhabbet duymasın diye batılı öğretmekle başlar, hakla bitirir.
Habislere kalpten duyulan en ufak bir muhabbet; hocasının sözlerini, feyzini ve muhabbetini almaya engel olur.
Pek çok kişi, hatta pek çok âlim kendilerini hak gördükleri için yoldan çıkıp sapıttı.
Hak iken batıl oldu.
Doğru bir yola ve doğru bir büyüğe bağlandığında otomatik olarak Hakkın yanında olmuş olursun.
Büyüğün daima hak üzerine olduğu için, onun izinden gider, ayak izine basarak yürürsen sen de hak yolda olursun.
Silsile-i aliyye büyüklerinden Abdülhâlık Goncdüvani hazretleri, oğluna yazdığı vasiyette buyurdu ki:
Oğlum, bu yolun büyükleri çok kıymetlidir. Bu büyük zatlar çok müstesnadır.
Bunlar çok azdır, çok nadir gelir.
Bunları bulmak, görmek, tanımak çok zor ele geçer. Eğer, böyle bir zatı ele geçirirsen, çok büyük saadet, çok büyük nimettir.
Böyle yaşayan bir zat bulamasan bile, büyük bir zatı tanıyan ve seven, onların kitaplarını okuyan, sohbetini dinleyen birini bulursan, hemen onun eline ayağına kapan.
Onun elini değil, ayağını öp! Sakın ondan ayrılma!
O, senin için en büyük saadet ve kurtuluş vesilesidir. Çünkü o kıymetli zata muhabbet besleyen, ona inanan, ona tâbi olan kişi, hakla bâtılı ayırmıştır.
Onlar; neyin imana zarar verdiğini, neyin vermeyeceğini, Allahü teâlânın neden razı olduğunu, neden razı olmadığını, imanın ve küfrün ne olduğunu ayırır.
Bu büyükler, hakkı bâtıldan tam ayırırlar.
Onları sevip tanıyanlar, onların yolunda olanlar da böyledir.
Buradan şu anlaşılıyor.
Kurtuluş için mutlaka sağlam bir zeminde durmak lazım.
Sağlam zemin, Allahü teala’nın safında durmak yani hak üzere bulunmaktır.
O zemini bilemiyor veya bulamıyorsun, doğru bir büyüğe veya doğru bir büyüğü seveni bulup onun safına girmelidir.
O sağlam zeminde; amel binanı inşa etmek lazımdır.
Temel sağlam olunca, binada sağlam olur.
Temeli sağlam olanın, duası da sağlam ve kıymetli olur.
Temel çürükse, ne kadar sağlam bina yapsan da o yapı er veya geç yıkılır.
Bu dinin sağlam temeli, ehlisünnet vel cemaattir.
Ehl-i sünnet vel cemaat, sünnet ve cemaat ehli demektir.
Eshab-ı kiram, Peygamber efendimizin cemaatidir. Sünnet de, Peygamber efendimizin yolu demektir.
Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri yanlış anladıklarından dolayı 72 sapık mezhep çıkmış, çokları da küfre girmiştir.
Ehlisünnet, bu hataya düşmeyip, Peygamber Efendimizin kurtuluşunu müjdelediği yoldur.
Eshâb-ı kiramın yolunda giden, hiç şüphe yok ki, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır.
Cehennemden kurtulan fırka, yalnız bunlardır.
Allahü teâlâ, bu fırkanın yorulmadan, yılmadan çalışan büyüklerine, bol bol mükâfat versin!
O büyükleri gerçekten sevip tabi olan talebelerine iki cihan saadeti ihsan etsin.
Onları, büyükleriyle beraber cennetinde komşu kılsın (ÂMİN)
METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ
SOHBET(108)

Hızlı Özet
“Allahü teâlâ kullarında görmek istediği sıfatlarının tamamını saklamadan Peygamber Efendimize verdi.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Geçen yıl 659 gazete resmi ilan yayımladı
Türkiye genelinde, geçen yıl resmi ilan yayımlayan gazetelerin sayısı 659 olarak belirlendi.

Tamar Tanrıyar'a şok.. Gözaltı sonrası ilk videosunda ne dedi?
'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla yürütülen soruşturma neticesinde adli kontrol tedbiriyle salıverilen Tamar Tanrıyar ile ilgili yeni bir hukuki süreç işletildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurusu üzerine, Tanrıyar'ın sahibi olduğu 'Siber Haber' isimli YouTube kanalının erişime engellenmesine karar verildi.

Eski Manken Deniz Akkaya, Tartışma Sonrası Kartepe'de Nezarete Alındı
Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde, arkadaşı Kürşat A.'nın evinde kalan eski manken Deniz Akkaya, iddialara göre yaşadığı bir sinir krizi sonrası çıkardığı kavga neticesinde emniyet güçlerince gözaltına alındı.

Tamar Tanrıyar'ın polisteki ifadesi
Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alıkonulduktan sonra adli kontrol koşuluyla salıverilen Tamar Tanrıyar'ın savcılıkta verdiği beyanlar ortaya çıktı. Tanrıyar, 'Cumhurbaşkanına hakaret' ithamını kabul etmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı için canını vermeye hazır olduğunu dile getirdi.