ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye lideri Ahmed Şara'nın Lübnan'daki krizin çözümüne yardımcı olabileceğini söylemesi, Şam'ın Hizbullah dosyasındaki olası rolüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın Lübnan'daki çatışmaların çözümüne yardımcı olabileceğini söylemesi, Şam'ın Hizbullah dosyasında olası bir rol üstlenebileceğine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Trump, geçtiğimzi gün NBC News'e verdiği röportajda Hizbullah'a yönelik "daha hassas saldırılar" görmek istediğini belirterek, Şara'nın Lübnan'daki çatışmaya ilişkin bir anlaşmaya varılması konusunda yardımcı olmak isteyeceğini söyledi. Ancak ABD Başkanı, söz konusu desteğin nasıl bir çerçevede olabileceğine dair ayrıntı vermedi.
Trump'ın açıklamaları, Washington'ın son aylarda Lübnan ve Suriye dosyalarını birbirine bağlayan mesajlar vermesinin ardından geldi. ABD yönetimi, silahların yalnızca Lübnan devletinin kontrolünde olması ve Hizbullah'ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmesinin engellenmesi yönündeki baskısını artırıyor.
Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Temmuz ayında yaptığı bir açıklamada Lübnan'ın Hizbullah'ın silahları konusunda adım atmaması halinde "varoluşsal bir tehdit" ile karşı karşıya kalabileceğini söylemişti. Barrack daha sonra da Suriye ile Lübnan'ın birlikte ele alınması gerektiğini savunmuştu.
Reuters mart ayında yayınladığı haberinde, ABD'nin Suriye'yi Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yardımcı olmak amacıyla Lübnan'ın doğusuna asker göndermeyi değerlendirmesi konusunda teşvik ettiğini öne sürmüştü. Ancak Şam yönetiminin bölgesel bir çatışmanın içine çekilme ve gerilimi artırma endişesiyle bu fikre mesafeli yaklaştığı bildirilmişti. Barrack ise söz konusu haberleri daha sonra yalanlamıştı.
Uzmanlar, Trump'ın son açıklamalarının Suriye'nin Hizbullah dosyasında bir rol üstlenmesine ilişkin tartışmaların tamamen spekülasyondan ibaret olmadığını gösterdiğini belirtiyor. Ancak bu rolün askeri müdahaleden çok sınır güvenliği, kaçakçılığın önlenmesi ve Hizbullah'ın hareket alanının kısıtlanmasıyla sınırlı kalmasının daha olası olduğu değerlendiriliyor.
Son aylarda Lübnan ve Suriye'de bazı çevreler, Suriye ordusunun doğudan baskı kurarken İsrail'in de güney Lübnan'daki operasyonlarını sürdürmesi ihtimalini gündeme getirmişti. Mart ayında Suriye'nin Lübnan sınırına yakın bölgelere takviye birlikler ve kısa menzilli roket sistemleri sevk etmesi bu iddiaları güçlendirmişti. Ancak Şam yönetimi söz konusu adımların kaçakçılıkla mücadele ve sınır güvenliğini güçlendirme amacı taşıdığını açıklamıştı.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, göreve gelmesinden bu yana Beyrut ile ilişkilerde devletler arası iş birliği vurgusu yapıyor. Ağustos 2025'te yaptığı açıklamada Hizbullah'ın Suriye savaşındaki rolüne rağmen misilleme yolunu seçmediklerini söyleyen Şara, mart ayında da Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'un silahların yalnızca devletin kontrolünde olması yönündeki çabalarını desteklediğini belirtmişti.
Mayıs ayında Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ın Şam'a yaptığı ziyarette iki ülke arasında güvenlik ve askeri koordinasyonun sürdüğü mesajı verilmişti. Buna rağmen Lübnan'da bazı siyasi çevreler, Suriye'nin yeniden ülke içi dengelerde etkili bir aktör haline gelmesinden endişe duyuyor.
Uzmanlar, Şam yönetiminin önceliğinin devlet kurumlarını yeniden inşa etmek ve iç istikrarı sağlamak olduğunu belirterek, Hizbullah'a karşı doğrudan bir askeri rol üstlenmesinin güvenlik, siyasi ve ekonomik açıdan yüksek maliyetler doğuracağını ifade ediyor.
Analistler, mevcut koşullarda en gerçekçi senaryonun Suriye'nin kendi topraklarında sınır güvenliğini artırması, silah kaçakçılığı ağlarını hedef alması ve Hizbullah'ın lojistik hatlarını kısıtlaması olduğunu, Lübnan içinde doğrudan bir askeri müdahale ya da Hizbullah'la açık çatışmanın ise olası görünmediğini kaydediyor.




