Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) yayımladığı Türkiye Enerji Politikası İncelemesi raporunda çarpıcı ayrıntılar var..
BÜYÜK TEHLİKE KAPIDA: Türkiye Enerjide Tüketim Rekoru Kırıyor, Mesele Artık Üretmek Değil Santral ile Ev Arasındaki Fatura!
ULUSLARARASI Enerji Ajansı’nın (IEA) Türkiye için hazırladığı yeni Enerji Politikası İncelemesi’nde ilk bakışta olumlu bir tablo var:
Yenilenebilir enerji büyüyor, Karadeniz’de doğalgaz üretimi artıyor, Akkuyu ile nükleer enerji devreye giriyor, LNG terminalleri ve boru hatları Türkiye’nin enerji arzını çeşitlendiriyor.
Ancak raporu biraz daha dikkatli okuyunca asıl mesaj ortaya çıkıyor. Türkiye enerjide şimdi daha zor bir döneme giriyor.
YÜZDE 55’İ YENİLENEBİLİRDEN
2025’te Türkiye elektriğinin yüzde 43’ünü yenilenebilir kaynaklardan üretti. Ulusal Enerji Planı’na göre 2035’te bu oran yüzde 55’e çıkacak. Güneş kapasitesinin 2024’e göre yaklaşık dört katına, rüzgârın üç katına ulaşması planlanıyor. Akkuyu tam kapasiteye ulaştığında nükleer de kurulu gücün yaklaşık yüzde 10’unu oluşturacak.
Fakat güneş paneli ve rüzgâr santrali kurmak tek başına yetmiyor. IEA’nın önemli uyarılarından biri şebeke konusunda. Güneş ve rüzgâr arttıkça elektriğin üretildiği yerden tüketildiği yere taşınması, üretim fazlasının depolanması ve sistemin dengelenmesi gerekiyor.
Türkiye bu nedenle 2035’e kadar iletim sistemini ciddi biçimde büyütmeyi ve 7.5 GW ilave batarya depolama kapasitesi kurmayı planlıyor. IEA, depolamanın yanı sıra talep yönetimi, dijital çözümler ve bölgesel elektrik bağlantılarının geliştirilmesini istiyor. Başka bir ifadeyle enerji dönüşümünün yeni darboğazı santral değil, şebeke olabilir.
ANKARA – Türkiye enerji sektöründe bir yandan Karadeniz doğalgazı, Akkuyu Nükleer Santrali ve yenilenebilir enerji hamleleriyle arz güvenliğini güçlendirirken, diğer yandan tarihinin en kritik 10 yıllık enerji maratonuna giriyor. IEA'nın raporuna göre devasa enerji yatırımlarına rağmen Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlike artık santral kurmak değil, üretilen elektriği tüketiciye kesintisiz ve makul faturayla taşıyabilmek.
1. Rekor Tüketim, Şebeke Krizini Tetikleyebilir
2035’e kadar sanayi ve hanelerin artan ihtiyacıyla elektrik talebinin katlanarak büyümesi bekleniyor. Türkiye 2025 itibarıyla elektriğinin %43'ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlasa da güneş ve rüzgâr santrallerinin sayısını artırmak tek başına yeterli olmuyor. IEA raporu, enerjide yeni darboğazın iletim şebekeleri olacağı hususunda uyarıyor. Üretilen elektriğin taşınması, depolanması ve dengelenmesi için Türkiye’nin 2035’e kadar 7.5 GW ilave batarya depolama kapasitesi kurması ve iletim ağını baştan aşağı dijitalleştirip büyütmesi gerekiyor.
2. Avrupa’nın Kömür Şampiyonuyuz: "İhracatçı Sanayi Risk Altında"
Raporun en çarpıcı bölümlerinden birini ise kömür tüketimi oluşturuyor. Türkiye, yıllık 120 milyon tonluk kömür tüketimiyle Avrupa’nın zirvesine yerleşti. Elektrik üretiminin üçte birinden fazlasının kömürden karşılanması, elektrik üretimindeki karbon yoğunluğunu üst seviyelerde tutuyor. Bu durum, Avrupa Birliği'nin sıkılaşan karbon düzenlemeleri nedeniyle ihracatçı sanayicinin rekabet gücünü doğrudan tehdit ediyor.
3. En Ucuz "Yerli Enerji": Kentsel Dönüşümle Faturayı Düşürmek
Karadeniz Sakarya Gaz Sahası tam kapasiteye ulaştığında yıllık 16.5 milyar metreküp üretimle Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacının dörtte birinden fazlasını tek başına karşılayacak. Ancak IEA, dışa bağımlılığı azaltacak en ucuz "yerli kaynak" olarak enerji verimliliğini ve tasarrufu işaret ediyor.
Ajans, Türkiye’ye ezber bozan bir öneride de bulundu: Deprem riski nedeniyle güçlendirilecek ya da yenilenecek binaların kentsel dönüşüm süreçleri, doğrudan enerji verimliliği yatırımlarıyla entegre edilmeli. Böylece tek bir yatırımla hem binalar depreme dayanıklı hale getirilecek hem de vatandaşın aylık ısıtma ve elektrik faturası kalıcı olarak düşürülecek.
Zamanla Yarış Başladı
IEA’nın sunduğu 10 maddelik eylem planında; karbon vergisi, Emisyon Ticaret Sistemi ve esnek piyasa fiyatlandırması gibi adımlar öne çıkıyor. Rapordaki temel mesaj net: Türkiye enerjide ne yapması gerektiğini biliyor, ancak artan talebe yetişebilmek için bu dönüşümü zaman kaybetmeden tamamlamak zorunda.




