Süper Lig’in 2. haftasında oynanan ve 2-1’lik skorla sonuçlanan Trabzonspor - Başakşehir maçının VAR kayıtlarının açıklanması, Türk futbolunda yeni bir yapısal tartışmaya sebep oldu.
Son olarak Süper Lig’in 2. haftasında oynanan ve 2-1’lik skorla sonuçlanan Trabzonspor - Başakşehir maçının VAR kayıtlarının açıklanması, Türk futbolunda yeni bir yapısal tartışmanın fitilini ateşledi.
Karşılaşmanın hakemi Ali Şansalan ile Macaristanlı yabancı VAR hakemi Tamas Bagnar arasında geçen diyalog, sahadaki yönetim kalitesinden ziyade, hakemlerimizin uluslararası iletişim becerilerini de gündeme taşıdı.

SADECE 'OKEY'
Dün açıklanan kayıtlarda, yabancı VAR hakeminin potansiyel bir penaltı pozisyonu için Ali Şansalan’ı monitöre davet ettiği görüldü. Ancak Şansalan’ın pozisyonu izlerken ve karar verirken yabancı meslektaşına yalnızca "OKEY" diyerek karşılık vermesi, futbol kamuoyunda ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.
Futbolseverler, milyarlarca liralık bir sektörde birçok takımın kaderini belirleyen kararların alındığı bu kritik odada, sağlıklı bir futbol dili kurulamamasına isyan etti.
Sosyal medyada hızla yayılan ve gecenin en çok konuşulanları arasına giren bir taraftar paylaşımı, sistemin içinde bulunduğu zıtlığı şu sözlerle özetledi:
"Kendi hakemine güvenmeyip yabancı VAR getiriyorsun. Sonra o VAR’la sağlıklı iletişim kuramayacak hakemi sahaya çıkarıyorsun. Penaltı mı? Okey. Devam mı? Okey. Gerekçe? Okey. Türk futbolu okey değil. Bu artık tek bir hakemin meselesi değil; sistemi bu hale getirenlerin yeterlilik belgesidir."

SON YILLARDA BİTMEYEN İNGİLİZCE SORUNU VE YASİN KOL ÖRNEĞİ
Ali Şansalan’ın yaşadığı bu iletişim sorunu, Türk futbolu için aslında yeni bir senaryo değil.
Özellikle geçtiğimiz sezon benzer dil yetersizlikleri nedeniyle eleştirilen ve buna rağmen birçok kritik derbide görevlendirilen Yasin Kol örneği hala hafızalardaki tazeliğini koruyor.
O dönem de İngilizce bilgisi eksikliği nedeniyle uluslararası standartların gerisinde kalmakla eleştirilen hakemlerin, Süper Lig gibi yüksek tansiyonlu bir ligde böylesine kritik görevlere atanması, Merkez Hakem Kurulu (MHK) ve Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) hakem gelişim politikalarının sorgulanmasına yol açıyor ve futbola gönül vermiş nice vatandaş da geçmiş hatalardan ders çıkarılmayıp hakemlik müessesindeki aynı vizyonsuzluğun hedef tahtası haline gelmiş hakemler üzerinden devam etmesini sorgulayıcı bir dille eleştiriyor.

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu
DÜNYA KUPASI'NDA HAKEMİMİZ YOKTU! PEKİ TÜRK HAKEMLERİ NEDEN GERİDE?
Türk hakemliğinin Avrupa ve dünya standartlarının bu denli gerisinde kalmasının ve Dünya Kupası, Avrupa, Şampiyonası ile Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi gibi turnuvalarda yer alamamasının arkasında çok daha derin, kronik ve sistemsel sebepler yatıyor:
Yabancı dil ve iletişim yetersizliği: FIFA ve UEFA turnuvalarında görev alabilmenin ilk ve en temel şartı kusursuz bir İngilizce ile iletişim kurabilmektir. Hakemlerimizin elit seviyedeki yabancı oyuncularla, teknik adamlarla ve VAR odasıyla teknik/taktik detayları tartışabilecek dil analiz yeteneğine sahip olmaması, uluslararası arenada doğrudan elenmelerine sebep oluyor.
Türk futbolundaki aşırı kutuplaşma ile baskılar: Türk futbolundaki aşırı kutuplaşma, kulüp başkanlarının açıklamaları ve hakemlerin sürekli olarak yerel yapay krizlerin içine çekilmesi, hakemlerin saha içi özgüvenini yok ediyor. Hakemler, uluslararası maçlarda ihtiyaç duyulan "baskı altında bağımsız karar verme" refleksini yerel ligdeki kaos ortamı yüzünden geliştiremiyor.
Eğitim ve modern futbol trendlerinin takibinin yapılmaması: VAR teknolojisinin kullanımı ve modern futbol trendlerinin takibi konusunda hakemlerimize verilen eğitimler, Avrupa’nın elit liglerinin gerisinde kalıyor. Pozisyonları saniyeler içinde süzme ve modern futbolun hızına ayak uydurma konusunda vizyon eksikliği yaşanıyor.
Uluslararası deneyim ve lobi eksikliği: Geçmişte Cüneyt Çakır ile yakalanan elit hakem jenerasyonunun ardından arkadan gelen isimlerin Avrupa organizasyonlarında istikrarlı bir şekilde maç alamaması, hem UEFA nezdindeki lobimizi zayıflattı hem de hakemlerimizin uluslararası maç temposu kazanmasını engelledi.
Sonuç olarak; yabancı VAR hakemi uygulamasının getirdiği "ortak dil" zorunluluğu, Türk hakemliğinin yapısal eksikliklerini bir kez daha yüzümüze vurdu.
Türk futbolunun ve hakemlerinin yeniden prestijli ve ulusal turnuvalarda boy gösterebilmesi için "Okey" kolaycılığından sıyrılıp, köklü bir eğitim ve liyakat devrimine imza atması gerekiyor.
Bunda da tabi iş her zaman olduğu gibi önce Türkiye Futbol Federasyonu ile Merkez Hakem Kurulu'na düşüyor.




