TEL AVİV’İN SURİYE’DEKİ SON KOZU: İSRAİL’İN KAOS PLANI TÜRKİYE ENGELLİNE TAKILDI!
Esad rejiminin devrilmesinin ardından Batı ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini hızla tazeleyen Suriye, bölgesel dengeleri sarsıyor. Suriye’nin dönüşümünden rahatsızlığını gizlemeyen Tel Aviv yönetimi, Şam’ı “doğal tehdit” ilan edip işgal sahasını yaklaşık 235 kilometrekareye çıkarsa da aradığı uluslararası desteği bulamadı.
Ankara'nın diplomatik hamleleri ve ABD’nin Türkiye’nin bölgedeki gücünü kabullenerek İsrail’e geri adım attırması, Tel Aviv’in topyekun işgal ve tampon bölge planlarını sekteye uğrattı.
YPG Kartı Bitti, Sıra Dürzilerde
YPG'nin Şam yönetimine entegre olmasıyla sahada yalnız kalan İsrail, bölme ve istikrarsızlaştırma stratejisini bu kez Dürzi ayrılıkçılar üzerinden devreye soktu. İsrail destekli Dürzi lider Hikmet el-Hicri'ye bağlı silahlı gruplar, Süveyda’da Suriye iç güvenlik güçlerine ve köylere İHA'larla saldırılar düzenleyerek gerilimi tırmandırdı.
Konuyu Hürriyet.com.tr’ye değerlendiren uzmanlar, Tel Aviv'in kirli kirli planlarını ve Ankara'nın stratejik üstünlüğünü şu sözlerle özetledi:
Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe: "İsrail kara gücünün zayıflığını Gazze ve Lübnan’da gördü. Askeri güçle başaramayacağını bildiği için böl-parçala-yönet taktiği uyguluyor. YPG kartı devre dışı kalınca ellerinde tek Dürzi kartı kaldı. Türkiye ise Şam’a zaman kazandırarak ve provokasyonlara gelmeyerek Netanyahu’nun planlarını boşa çıkarıyor."
İsrail ordusu, Suriye'de Esad rejiminin devrilmesinden bu yana yaklaşık 235 kilometrekarelik alanı işgal etti.
SURİYE'DE KAOS PLANI
Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, İsrail'in kara kuvvetlerinin zayıf olduğunu ancak hava kuvvetleri ve yayılmacı emelleriyle bölgede etkin olmaya çalıştığını belirtti. Gökçe, Orta Doğu'daki ülkelerin İsrail'e tehdit oluşturmadığını, aksine İsrail'in bölge ülkelerine tehdit olduğunu vurguladı.
İsrail'in ana stratejisinin bölgede yeni topraklar ele geçirmek olduğuna dikkat çeken Gökçe, şu ifadeleri kullandı:
"Bizler için inandırıcı olmasa bile kendilerine göre bir yayılmacı politikaları var. Bu politikayı kara kuvvetleriyle çevrelerindeki bölgeleri işgal edip gerçeğe dönüştüremeyeceklerini biliyorlar. Bunu Gazze'de gördük. Kara kuvvetleri Gazze gibi dümdüz bir coğrafyada istenilen başarıyı elde edemedi. Keza aynısını Hizbullah'a karşı da gördük.
Dr. Cihan Günyel: "İsrail’in amacı Suriye’yi parçalayarak kontrol edilebilir devletçiklere dönüştürmek ve Bantara Barajı gibi kritik su/enerji kaynaklarını kapsayan tampon bölgeler yaratmak. Ancak Türkiye'nin terörsüz bölge politikası ve ABD'nin Ankara'nın tezlerini kabul etmesi İsrail'i tamamen sınırlandırdı."
Golan Tepeleri'nin işgalini, Lübnan'daki işgal alanlarını ve Suriye'de yaşananları Netanyahu'nun düşmanlaştırma ve düşman bulma politikası üzerinden okumak gerektiğini ifade eden Günyel, "İsrail yayılmacı bir güvenlik politikası izliyor. Şam kırsalı, Dera-Kuneytra bölgelerinde işgal alanını genişletti. Buraların su ve hidrokarbon sahaları olduğunu da unutmamak lazım." diye konuştu.
"İSRAİL'İN GÖZÜ KOMŞULARININ TOPRAKLARINDA"
İsrail'in yayılırken "vadedilmiş topraklar" söylemiyle din üzerinden kendi toplumunun rızasını ürettiğini kaydeden Günyel, İsrail'in çevresindeki ülkelerin her birinin topraklarına göz koyduğunu söyledi.
Haaretz gazetesinin YPG'nin entegrasyonuna dair "İsrail'in bir kartı daha elinden gitti" ifadesini hatırlatan Günyel, "Suriye'nin bölünmüş bir yapıda kalması için İsrail bir yandan YPG, bir yandan Dürziler üzerinden bir plan kurmuştu. Elinde bir tek Dürziler kaldı." dedi.
İsrail'in Suriye'de etki sahasını kaybetmeye başladığını belirten Günyel, Türkiye'nin terörsüz bölge politikası ve ABD'nin Ankara'nın politikalarını kabul etmiş olmasının İsrail'i sınırlandırdığını ifade etti.
SURİYE'DE TAMPON BÖLGE HEDEFİ
Günyel, İsrail'in Suriye'nin istikrarsız ve başarısız bir devlet olmasını istediğini belirterek, "Diğer taraftan Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile birlikte Türkiye'yi çevreleme politikası izlemeye çalışıyor." dedi.
Süveyda'nın özellikle bir tampon bölgesi olmasını istediklerini ifade eden Günyel, "Bunun olabilmesi için Hikmet el-Hicri üzerinden bir oyun oynuyorlar. El-Hicri son açıklamalarından birinde Süveyda'nın İsrail ile bir bütün olduğunu ifade etti. Süveyda'da Suriye'den kopmaya çalışanlara karşı Dürzilerin tepkisi var. Ancak İsrail, el-Hicri grubu gibi kullanışlı unsurlar üzerinden bölgede bir aktör olmaya çalışıyor." değerlendirmesinde bulundu.
İsrail ordusunun Bantara Barajı gibi önemli bölgelere girdiğini hatırlatan Günyel, "Burası bölge için kıymetli bir su kaynağı. Burada bir tampon bölge oluşturarak Şam'ın Süveyda'ya girişini önleme politikası izliyorlar. Bu meselenin özü de nihayetinde stratejik derinlik politikası." ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE'NİN ROLÜ BELİRLEYİCİ"
Gökçe, her toplumda istihbarat örgütlerinin sağladığı menfaatlere karşılık veren kişi ve gruplar olabileceğini belirterek, İsrail'in bu politikaya devam edeceğini ve Suriye'de küçük gruplar nezdinde karşılık bulabileceğini ifade etti.
Türkiye'nin Netanyahu'nun Ankara ile gerilimi seçim malzemesi yapmaması için itidalli davrandığını kaydeden Gökçe, "Ankara seçimlere kadar Netanyahu'ya malzeme vermemek için provokasyonlara karşılık vermeyecektir. Bu arada da Türkiye hem Suriye'nin elini güçlendiriyor hem de Şam'a zaman kazandırıyor." dedi.
ANKARA'NIN 'SABIR POLİTİKASI'
Suriye'nin siyasi anlamda güçlenmesi gerektiğini vurgulayan Gökçe, "Anayasası hazırlanacak, seçimler yapılacak, toplumu bütünleşecek... Türkiye de bunu istiyor. Ancak ondan sonra İsrail'in karşısında durabilir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin İsrail'e karşı "sabır politikası" izlediğini belirten Gökçe, "Ankara, Suriye'nin elini güçlendirmek için zaman kazanarak, Netanyahu'ya seçim döneminde istediği malzemeyi vermemek için 'bekle-gör' politikası uyguluyor" yorumunu yaptı.

SURİYE'NİN YENİDEN İNŞASI VE ABD FAKTÖRÜ
Günyel, İsrail'in Suriye'nin yeniden inşa edilmemesi için hem ABD'nin tutumunu değiştirmeye çalışacağını hem de Suriye'nin güneyinde saldırılarla bu süreci yıpratmayı deneyeceğini belirtti. Uzman isim, Esad rejimi devrildikten sonra İsrail'in Suriye'ye bine yakın hava saldırısı düzenlediğini anımsattı.
Türkiye'nin desteğiyle ayağa kalkmaya çalışan bir Suriye görüldüğünü ifade eden Günyel, "Şu aşamada Suriye barışçıl ve İsrail'e bir tehdit oluşturmadığını ifade ediyor. Suriye hükümeti bir güvenlik anlaşmasını hayata geçirmeye çalışıyor." diye konuştu.
Suriye'nin yeniden inşasının zaman alacağını kaydeden Günyel, İsrail'in bu süreçte Şam'ın askeri gücünü inşa etmesini engellemeye çalıştığını söyledi.

İsrail'in ana isteklerinden birinin Suriye ordusunun hafif silahlar kullanan bir çeşit polis gücü konumunda kalması olduğunu belirten Günyel, şunları dile getirdi:
"Suriye'nin hava savunma sistemlerine ve radarlara sahip olması, elektronik harp cihazlarına sahip olması anlamına gelir. Bu da İsrail'in Suriye hava sahasında istediği gibi uçamaması demektir."

YENİ DÖNEMDE TÜRKİYE-ABD-SURİYE EKSENİ
Gökçe, Türkiye'nin kararlı ve istikrarlı duruşunun ABD tarafından isteyerek ya da istemeyerek kabul edildiğini belirtti. "PKK'ya olan desteklerini çektiler. İsrail'e karşı 'Makul ol' diyen bir Trump var. Trump dönemi boyunca bu politika devam edecektir." dedi.
ABD'nin politikasını İsrail'in bekasına dayandırdığını ancak kendi menfaatlerinin de olduğunu ifade eden Gökçe, "Türkiye bölgenin en istikrarlı gücü olarak konumunu ABD'ye kabul ettirmiş durumda. ABD Türkiye'yi kaybetmeyi göze alamaz. Türkiye'nin güçlü duruşu, İsrail'e 'Makul ol' denmesini sağladı." diye konuştu.
Günyel ise ABD'nin İsrail'i sınırlandırmasının ve Suriye'ye desteğinin önemli olduğunu belirterek, "Ebu Zuhur saldırısından kısa süre sonra ABD, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkardı. Bu aslında İsrail'e de bir mesajdı." dedi.
Son iki yıla bakıldığında İsrail'in değil, Türkiye'nin tezlerinin hayata geçtiğini gözlemlediğini belirten Günyel, "Türkiye'nin planı daha etkin. İsrail Suriye'nin güneyinde bir işgal alanı oluştursa da ülkenin kalanı entegrasyon sürecini hızla tamamlıyor." ifadelerini kullandı.
Bölgede Türkiye'nin Tezleri Kazanıyor
İsrail’in Suriye hava sahasındaki hakimiyetini kaybetmeme ve Şam'ın yeniden ordusunu kurmasını engelleme çabaları, Türkiye-ABD-Suriye eksenindeki yeni dönemle duvara çarptı. ABD’nin Suriye’yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarması Tel Aviv’e net bir mesaj olurken, uzmanlar bölgesel dengelerde artık İsrail’in değil, Türkiye’nin oyun kurucu stratejilerinin hakim olduğu konusunda hemfikir.




