Yunan lobisi ve Netanyahu kabinesinin Kaan yüzünden eli kolu bağlandı! Kongre'de ortak ret kararı için gerekli destek çıkmadı
Trump yönetiminin, Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'da kullanılacak GE F110 motorlarının satışı için resmi bildirimi ABD Kongresi'ne yapmasıyla 15 günlük yasal inceleme süreci başladı. Yunan asıllı ve Rum lobisine yakın vekillerin Kongre’de başlattığı engelleme girişimleri, ABD yasalarındaki "veto" ve "çoğunluk" bariyerleri nedeniyle hukuken sonuçsuz kalmaya mahkum görünüyor.

TAKVİM SÜRECİNE DİKKAT
Trump yönetimi, Türkiye'nin yerli savaş uçağı projesi KAAN'ın seri üretiminde kritik önem taşıyan GE F110 motorlarının satışına ilişkin resmi bildirimi Kongre'ye iletti. Silah İhracat Kontrol Yasası (AECA) uyarınca, Türkiye'nin bir NATO üyesi olması sebebiyle Kongre'nin bu satış bildirimine karşı harekete geçmesi ve itiraz etmesi için önünde sadece 15 günlük bir takvim bulunuyor. Sürenin dolacağı günün, Trump’ın Ankara ziyareti dönüşüne denk gelmesi zamanlama açısından dikkat çekerken, savunma kulislerinde Cumhuriyetçi Parti içinde Trump'ın açıklamasıyla birlikte büyük bir hızlanma görüldü.

DIŞİŞLERİ BAKANI NE DEDİ?
ABD Dışişleri Bakanlığı, çarşamba günü geç saatlerde Kongre'ye gönderdiği resmi bildiriminde, "ABD hükümeti siyasi, askeri, ekonomik, insan hakları ve silahların kontrolü ile ilgili hususları göz önünde bulundurarak bu ürünlerin ihracatına izin vermeye hazır" ifadesini kullanarak yönetimin yeşil ışık yaktığını iletti.

YUNAN ASILLI VEKİLLER HAREKETE GEÇTİ AMA RAKAMLAR UZAK
Resmi bildirimin hemen ardından Kongre içindeki Rum ve Yunan lobisine yakın isimler hızlı bir direnç başlattı. Demokrat Partili Dış İlişkiler Komitesi Üst Üyesi Gregory Meeks ile Yunan asıllı Demokrat vekiller Dina Titus ve Chris Pappas satışa resmi olarak itiraz etti. Bu isimlere Cumhuriyetçi kanattan Yunan asıllı vekiller Gus Bilirakis, Nicole Malliotakis, Mike Haridopolos ve Jimmy Patronis de destek verdi.
Ancak Amerikan yasalarına ve mevcut Kongre aritmetiğine bakıldığında bu itirazların pratik bir karşılığı bulunmuyor. Milletvekili Dina Titus'un satışı durdurmak amacıyla her iki meclisten de geçmesi gereken ortak bir ret kararı (joint resolution of disapproval) çıkarma tehdidinde bulunmasına rağmen, tasarıyı henüz sunmadığı öğrenildi.
Ayrıca Dış İlişkiler Komitesi Üst Üyesi Meeks'in koyduğu "şerh" sadece gayri resmi bir nitelik taşıyor ve hukuki bir bağlayıcılığı bulunmuyor.
AECA kapsamındaki bu satışta NATO üyelerine yönelik savunma ihracatlarında ilgili komiteler 5 gün içinde somut bir yasal adım atamazsa süreç normal şekilde ilerliyor. F-35 dosyası ise bundan farklı olarak, 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'ndaki (NDAA) S-400 şartı nedeniyle ayrı bir hukuki sürece tabi bulunuyor.

TARİHTE HİÇBİR SİLAH SATIŞI BU YOLLA ENGELLENEMEDİ
Kongre İnceleme Süreci (CRS) raporlarına ve yasal prosedürlere göre, muhalif vekiller yasal engellerle karşı karşıya. Amerika Birleşik Devletleri tarihinde Kongre, "joint resolution" mekanizmasını kullanarak bugüne kadar hiçbir başkanın onayladığı silah satışını engelleyemedi. Tarihte bunun bir örneği bulunmuyor.
Mevcut muhalif blok, hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da ortak bir karar çıkarmak için gereken asgari üye sayısının ve siyasi desteğin uzağında. Kongre'den böyle bir karar geçse bile Trump'ın bunu veto etme yetkisi var. Vetoyu aşmak için her iki mecliste üçte iki (2/3) oranında çoğunluk gerekiyor ve mevcut konjonktürde bu eşiğe ulaşılması imkansız kabul ediliyor.

KONGRE ÜYELERİNDE TRUMP KORKUSU
Kongre kulislerine göre, yaklaşan ABD ara seçimleri nedeniyle Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin büyük kısmı Trump’ı karşısına almak istemiyor. Trump'ın hedef gösterdiği Kongre üyeleri genellikle ön seçimlerde kaybediyor, bu durum muhalif vekillerin hareket alanını daraltıyor.
Trump yönetiminin daha önce Suudi Arabistan, Ürdün, BAE ve İsrail satışlarında olduğu gibi, ulusal güvenlik çıkarlarını gerekçe göstererek Kongre inceleme sürelerini tamamen bypass eden acil durum feragat yetkisini (emergency waiver) kullanma hakkı da bulunuyor.
KAAN motorları konusunda, F-35 dosyasındaki gibi Türkiye'nin S-400 sahipliğine doğrudan bağlanmış özel bir yasal engel de yer almıyor. Bu hukuki ve siyasi prosedürler nedeniyle, KAAN motorlarının tedarik sürecinde Kongre'deki lobi faaliyetleri sonuçsuz kalacak gibi duruyor.

F-110 SEÇİMİ DOĞRU MU?
Milli Muharip Uçak KAAN, Türkiye’nin yerli imkanlarla geliştirdiği, radarda görünmezlik özelliğine sahip, çift motorlu ve 5. nesil savaş uçağıdır. Türkiye bu projeyle dünyada bu seviyede uçak üretebilen beş ülkeden biri konumuna geldi. KAAN için General Electric üretimi F110 motorlarının seçilmesi teknik risk yönetimi açısından kritik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Havacılıkta kaza ve ölüm riskini en aza indirmek için bilinirliği, uçuş geçmişi ve verileri kanıtlanmış sistemlerle çalışmak esas.
Türk Hava Kuvvetleri'nin envanterindeki F-16'larda da kullanılan bu motor, TUSAŞ’ın parçalarını halihazırda üretiyor olması sebebiyle bakım, onarım ve entegrasyonda büyük bir altyapı avantajı sunuyor. KAAN’ın ilk uçuşuna modernizasyonlu bir F-16’nın eşlik etmesi de pilotların havada veri doğrulaması yapmasını sağlayarak bilinmezlik riskini sıfıra indirmeyi amaçlıyordu.
Dünya genelinde 17 ülkenin savaş uçaklarında tercih ettiği F110 motoru, F-16 ve F-15EX Eagle II modellerinde de görev yapıyor. ABD yasalarına göre bu motorların satışı için Kongre onayı gerekirken, Türkiye'de ilk üç prototip için altı adet motorun teslimatı daha önce tamamlanmıştı. Reuters kaynaklarına göre, seri üretim aşaması için yürütülen ve tıkanıklığın aşılması beklenen yeni motor tedarik anlaşmasının toplam bedeli 700 milyon doların üzerinde bulunuyor.




