Medya
  • 16.8.2005 13:48

HABERTÜRK'TEN AĞIR BİR BİRAND YORUMU : "ANANIN ÖREKESİNİ GÖRÜRSÜN"

MEHMET ALİ BİRAND 5 EYLÜL'DE KANAL D'DE EKRANA ÇIKIYOR.. PEKİ NİYE ÇIKMAMALI?

Çıkmamalı çünkü bu aşı tutmaz. İki nedenle tutmaz. Birincisi, misyonu ve fikriyatı yok.. İkincisi ekibi yok.

Önce ekipden başlayalım. Bir televizyonda üst düzey yönetici olarak haberi yönetmek, haber program yapmaya benzemez. Bu çok çetrefil bir konudur. En çetrefil tarafı da kendinden vermeyi, özverili olmayı gerektirmesidir. Birand ise ''almaya'' alışkındır vermeye değil. O, haber merkezini kendi programı menfaatleri çerçevesinde kullanmaya kalkacağı için, haber merkezi haber programının uydusu haline gelecektir. Oysa tam tersi doğrudur. Haber merkezi, nizami ve üniformalı kuvvet olarak patronu temsil eder, haber program ise haber merkezinin peykidir. Nizami olması gerekmez, gerilla savaşı bile verebilir. Birand'ı haber merkezinin paşası yapmak Drakula'yı kan bankasının müdürü yapmaktan farklı olmadığı için kısa bir süre sonra patronaj bakacaktır ki, Kanal D haber merkezi, kurumun değil de müdürün özel savaşlarında muhariplik yapıyor. Böyle bir haber merkezinin başarılı olma ihtimalı sıfırdır.

Kanal D'nin tek sorunu bu değildir.

Birand yana yakıla yönetici kurmay ekip oluşturmaya çalışıyor ama henüz oluşturamadı. İki numarası Ayşenur Arslan, ama Arslan'ı daha önce yapılmış müzakereler neticesinde kucağında buldu. Arslan'ı içine sindirerek özgür iradesiyle seçmiş değil. Bunu da zaman zaman kapalı kapılar ardında vurguluyor. İki numarasıyla ''yüzde yüz armoni'' içinde olmaması önemli bir handikap. Ayşenur Arslan'ın zaman zaman Ali Kırca'yı kendisinin yaratmış olduğuna ilişkin imalar yaptığı biliniyor. Bu, tabii ki, saf çocukların inanacağı bir masal. Ayşenur Arslan nasıl ki Ali Kırca'yı yaratmadıysa Birand'ı da yaratamaz. Dolayısıyla Arslan'a atfedilen ''mutfaktaki yaratıcı güç'' rolü bir hurafedir. ATV'de nasıl ki esas unsur Ali Kırca idiyse, Kanal D'de esas unsur Mehmet Ali Birand olacaktır. Ayşenur Arslan, birinci sınıf bir ikinci adamdır, ki bu da başlıbaşına çok önemli bir erdem ve yetenektir. ''Demi-god'' olması gerekmez. Olmasa da sorun değildir. Ama Birand'ın çok ciddi bir sorunu var demektir.

Ekibin diğer mühim adamı Deniz Arman. Arman, embriyonik bir Birand protejesidir. Ama fiziki gelişimi başka komutanların elinde olmuştur. Eski komutanları, dayak atmadan verim almakta zorlanmışlardır ondan. Arman'ı çalıştırmak için de silahları, ''taşıma'' ruhsatına haiz bir komutan olmak gerekir. Oysa Birand, yıllardır silahını ''bulundurma''ya çevirdi. Arman, onu Levent'teki Türkpetrol'e götürür, parayı ödemeden depoyu doldurtur.

Komutan , ''cüzdanı ile malül''. Sabıkası var. İki kurmayından birisi ''non star yapıcı'' öbürü ise ''non çalışıcı''. Ordu Lale devrinde. Peki bu ordu nasıl zafere gidecek? Peki Kanal D haber nasıl olup da rating savaşına girecek?

Söyleyelim. Giremeyecek.

Komutanlık hayatını işine vakfetmeyi gerektirir. Oysa bu komutan hayatını ''banka cüzdanına'' vakfetmiş..

Karargaha en önce sen geleceksin. En son sen çıkacaksın. Hem seyirci, hem aydınlar, hem de patronu idare edeceksin. Patron ağlayacak sızlayacak ''ben cıvık magazin istemem''. Eşi telefon edecek ''ay bıktık şu televolelerden''. Bunları sabırla dinleyip, onların magazin zannettiği , aslında son derece önemli olan hayat haberlerini yayınlamayı ısrarla sürdüreceksin. Yoksa hergün Ali Kırca-Yılmaz Özdil'den rating bombası yiyeceksin.

Zavallı patronlar bilmez ki ''ay magazin ne kötü'' diye hergün yazı yazan yakışıklı köşe yazarının bütün kız arkadaşları mankendir. Hatta bir keresinde hem bir manken, hem de yalısı icralık olan sosyetik kız ile aynı anda ''date'' etmiştir. Patron ''televole bizi komünist yapacak'' gazını yiyebilir. Ama haber komutanı yiyemez. Bu kadar parayı sana patron eşlerinin kuaför dedikodularından etkilen diye vermiyorlar ki, hayatı çözeceksin. En azılı magazin karşıtlarının aslında hayatının tamamının magazin olduğunu, köşe dönmeye en karşı olanın en fazla köşe dönmek istediğini anlayacak ve bu kodları çözmüş birisi olarak adam gibi habercilik yapacaksın. Sen bu kodları çözemezsen ve üstüne gidemezsen, seni ancak Hürriyet'te Ebru Çapa, Radikal'de Mine Kırıkkanat Akşam'da Ersan Özer yaparlar. Her gün, dona, başörtüsüne, Petek Dinçöz'e küfreden bir kenar süsü olursun.

Rating ve magazin düşmanları sadece ''az akıllı'' değil, ''az demokratlardır'' aynı zamanda. TV tonajdır çünkü. Rating de esastır. Beyninin kutru ratingin ile ölçülür. Asena'nın İbrahim Tatlıses'in tehdidi sonucunda bir türlü ayrılamaması ve ağlayarak ayrılma mücadelesi vermesini saf ve bakir gazetecilerin zannettiği gibi ''magazin'' sanıp ana haber bülteninde işlemezsen hapı yutarsın Fatih Altaylı'nın yuttuğu gibi...

Patrona rağmen başarı esastır rating televizyonculuğunda. Ve patron da sonunda teslim olur sana zaten. Erol Aksoy Reha Muhtar'a teslim olmadı mı sonunda? Turgay Ciner şapka çıkarmıyor mu, Yılmaz Özdil'in başarısı karşısında? Başarıya giden yolda en büyük handikaplardan biridir patron. Patronla ''ilgileneceksin'', bazen kafa tutacaksın. Birand'da bu cesaret, bu ''toplar'' var mıdır.

Olsa bilirdik.

''Kanal D haberin başı olarak'' Birand'a meslek erbabının şu anda yönelttiği soru şudur:

Sen niye varsın? Türk TV haberciliğinde hangi boşluğu dolduracaksın? Misyonun nedir? TV'lerde anchor boşluğu mu var? Hem haberi hazırlayıp hem de sunacak mısın?


Ali Kırca'nın arkasında Yılmaz Özdil gibi bir haber dehası var. Kırca'nın saygınlığı, Özdil'in haberciliği ile evlendirerek muhteşem bir terkib yakaladı Turgay Ciner. Bu terkipte ''Kuvvetler ayrılığı prensibi'' var. Biri hazırlıyor biri sunuyor. Yasama ve yürütme kadar bağımsız bunlar birbirinden. Bu ayrımı sen de bilirsin bilmeye de patronlarına anlatıyor musun, yoksa kandırıyor musun onları: ''Efendim anchor sisteminde anchor hem haberi hazırlar hem de sunar..''. Seni yalancı seni. Cebini dolduracaksın belli ki. Anlatsana adama gerçeği. Senin tepene dişli bir haberci koymazlarsa sen rüyanda bile göremezsin ratingi.

Bak Birand, başarılı olmak ''vatan hainliği'' suçlaması bile getirir adama. Sen zaten ve yeterince ''vatan hainisin''. Bunun bir rütbe üstü idamlıktır. Ne istiyorsun? Apo ile hapishanede ''canlı'' röportaj mı yapacaksın rating için?

Yap da gör muhterem annenin örekesini. Emin Çölaşan o günü bekliyor..

Ey bütün kötülüklerin, hıyanetlerin babası Mefisto!

Ey baş iblis.

Senden daha kötü olunamayacağını öğret bu ''lame duck''a

HABERTÜRK/MEDYATAVA

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 11:21

İLGİLİ HABERLER