HAFIZASINI KAYBEDEN EŞİNE HER SABAH KENDİSİNİ HATIRLATIYOR
Eşi Mustafa Develi, işini gücünü bırakarak ona hiç sıkılmadan her sabah kendisini tanıtıyor, geçmişi hatırlatıyor, eski mutluluklarını geri getirmek için çabalıyor...
Hayat yaşananlar, yaşananlar hatırlananlar, hatırlananlar anılardır. Yani hayat aslında anılardan ibarettir. Televizyon dizilerinde figüranlık yapan 33 yaşındaki Elif Develi’nin ise başrol oynadığı gerçek hayata dair hiçbir anısı yok. Yaşamadığından değil, hatırlamadığından... Ne aylarca peşinde koşturduğu ve sonunda evet diyerek bir yuva kurduğu eşi, ne dokuz ay boyunca karnında taşıdığı çocukları. Her sabah uyandığında hiçbir anlam ifade etmiyor, evindeki bu üç can Develi’ye.
Eşi Mustafa Develi, her sabah Elif Hanım’a yaşadıklarını anlatıyor, beraberce oluşturdukları anıları. Ve Elif Hanım her sabah ilk kez duymuş gibi dinliyor eşi Mustafa Develi’yi. Çünkü yaklaşık dört ay önce Ömre Bedel dizisinin çekimleri için gittiği sette kaybetti bütün yaşantısını. Altı dakika boyunca kalbi atmayan Elif Develi’yi, kalbinin tekrar atmasını sağlayan eşi Mustafa Bey yetiştirdi hastaneye. Daha sonra kalbi, yedi kez daha hayatla bağlantısını kesti Develi’nin. Ama Mustafa Bey yılmadan, usanmadan yanından ayrılmadı eşinin. Kendisine karısını görmesi için doktorların müsaade etmediği zamanlarda bile yatağını alıp hastane önünde sabahladı.
Doktorlar “Eşiniz yaşayacak ama hafızasını kaybetti. Belki bir yılda düzelir, belki ömür boyu hafızasını her gün yenilemek gerekir” dediğinde, doktorun elini öpmek isteyen Mustafa Bey’in aldığı cevap bu büyük aşkın da özeti aslında: “Asıl ben sizin elinizi öpeyim. Çünkü bu bir mucize ve biliyorum ki sizin sevginiz hayatta tuttu Elif’i.”
HAYAT HER GÜN TEKRAR BAŞLIYOR
Bu büyük aşka şahitlik yapmak için Develi çiftinin yaşadıkları evin kapısını çaldığımızda Mustafa Bey her sabah olduğu gibi önce kahvaltıyı hazırlamış, çocukları okula göndermiş ve fotoğraf albümünü eline alıp Elif Hanım’a anılarının yer aldığı kareleri hatırlatarak başlamıştı güne. Elif Hanım’ın bizimle yaptığı sohbette de hatırladıkları, her zaman olduğu gibi sabah kocasının anlattıklarından ibaretti. “Nasıl tanıştınız?” diye sorduğumuzda Elif Hanım’dan aldığımız cevap kısıtlıydı: “Ben bir mağazada çalışıyordum orada tanıştık. Tanıştıktan sonra... Tanıştıktan sonra ne oldu?” Bu soruyu eşine sordu. “Sen anlat” diyen Mustafa Bey, “Ne olduğunu hatırlamıyorum” cevabını aldıktan sonra, bu büyük aşkın nasıl filizlendiğini anlatmaya koyuldu: “Ben bir mağazanın güvenlik sorumlusuydum. Elif’le de orada tanıştık. Uzun zaman istemedi beni. Kültür olarak çok uymuyorduk birbirimize. Aylarca peşinden koştum. Ama sonunda ikna ettim. Hayatımızda bir ilginçlik olsun diye ailelerin rızası olmasına rağmen kaçarak evlendik.”
Belki onlarca kez tekrar edilen bu sözleri Elif Develi ilk kez duyuyormuşçasına gülerek ve biraz da şaşkınlıkla girdi söze: “Aaa... Ailelerin gerçekten haberi var mıydı? Ve ona rağmen mi kaçtık?” Kaçtıktan sonra, Ankara’ya yerleştiklerini ve maddi açıdan sıkıntılı günler geçirdiklerini söyleyen Mustafa Bey, “Ama yine de mutluyduk. Oğlumuz Yunus Emre ve kızımız Beyza doğdu. Ben bir oto servisinde personel müdürlüğü yapıyordum, eşim dizilerde oynuyordu. Hatta ben de Kurtlar Vadisi: Gladio filminde Abdullah Öcalan’ı canlandırdım” diyor.
Sonra dizi setinde figüranken kalbinin durması çiftin mutluluklarını gölgeledi. Doktorların “Her an ölebilir hazırlıklı olun” demesi bile Mustafa Develi’nin ümitlerini söndürmedi: “Elif, yaşam destek cihazına bağlıydı ve cihazdan çıkınca tüm yaşam fonksiyonları duruyordu. Bir tek parmağı kımıldasın diye sürekli dua ediyordum. Gece gündüz başında saçlarını okşadım. O uyurken bile geçmişi anlattım. Sonra bir mucize oldu ve Elif hayata döndü.”
Eşine bakmak için işini bıraktı
Mustafa Develi, eşine bakmak için işinden ayrılmış. “Peki nasıl geçiniyorsunuz?” diye sorduğumuz Mustafa Bey, gelecekte belki de acı bir anı olacak şu olayı anlatıyor: “Bir geçim kaynağımız yok. Paramız tükendi ve aylardır kredi kartlarıyla yaşıyoruz. Ama yapacak bir şeyimiz de yok. Çünkü Elif birkaç hareket etse hemen yorulup düşüyor. Gücü yok. O yüzden de evin tüm işlerini ben yapıyorum. Zor zamanlar yaşıyoruz ama inşallah hepsi düzelecek. En azından Elif yaşıyor ve yanımızda. Elif kendini toparladığı zaman çalışmaya başlayabileceğim.”