Ekonomi
  • 8.8.2005 13:20

HER ŞEY DAHİL SİSTEMİYLE ÇALIŞAN OTELLERDEKİ TUZAKLAR

Otellerdeki hoş tuzaklar... İngiliz Observer Guardian gazetesinden Gemma Bowes, Temmuz ayında Marmaris''te geçirdiği tatilini anlattığı yazısında, Manchester''den Marmaris''e uçakla gidiş geliş dahil, iki hafta hoş bir mekânda yaptığı tatil karşılığında sadece 99 Sterlin (176 YTL) harcama yaptığından söz etmiş. Aman ne iyi dediğinizi duyar gibiyim. Boşuna heveslenmeyin. Bunlar, turlarla gelen ve paket program uygulanan yabancılar için verilen fiyatlar. Aynı standartta bir otelde yerli turist olarak tek başına kalmanız durumunda, iki haftalık tatil karşılığı ödeyeceğiniz paranın 2 bin YTL’den az olması mümkün değil. Yabancı turistlerden alınan düşük ücretle otellerin nasıl kar ettiğini elbette merak etmişsinizdir. Ben de merak ediyordum. Ta ki, bu otellerden birinde hoş tuzaklardan birine yakalanıncaya kadar. Geçtiğimiz yaz Antalya’nın Lara bölgesinde Aygün Ailesi’ne ait Titanik Otel’de tatildeyiz. Titanik gemisi benzeri mimarisi ile dikkati çeken ve beş yıldızın üstü sayılan de lux sınıfına giren 1.500 yatak kapasiteli Titanik Otel’in kumsalında arkadaşlarla güneşleniyoruz. Bir ara otelin sahibi Mustafa Aygün de sohbetimize katıldı. Her şey dahil sistemi uygulanan otelde koyu bir sohbete dalıp gidince, arkadaşlardan biri öğle yemeği saatinin geçmek üzere olduğunu hatırlattı. Arkadaşlarla otelin kumsalından restorana doğru ilerlerken, burnumuza hoş kokular gelmeye başladı. Baktık ki, palmiyeler altına yapılmış otantik bir ortamda gözleme, suböreği, pidenin her çeşidini yapan bir mekan. Otelde her şey dahil fiyat sistemi uygulanıyor ya, arkadaşlar önce şunların tadına bir bakalım, sonra yemeğe gideriz dediler. Kimi pide yedi, kimi su böreği. Tabi ki yanında içecekler. Tatlı tuzak... Tam o sırada otelin sahibi Mustafa Aygün geldi yanımıza. Siz de mi tuzağa yakalandınız dedi. Ne tuzağı dedik. Hani az önceki sohbetimizde bu oteller nasıl kar ediyor demiştiniz ya... İşte böyle dedi. Biz mümkün oldukça müşterileri restorandan uzak tutmaya çalışırız. Müşteri açık büfe restoranı ne kadar az kullanırsa, otelin kar marjı da o kadar yükselir. Biz bunu sağlamak için, gün boyu müşterilere bir şeyler ikram ederiz. Mesela siz, yemeğe giderken atıştırmak için buraya girmiş olmanıza rağmen, yediğiniz hamur işi ürünlerin etkisiyle biraz sonra restorana gitmekten vazgeçeceksiniz. Çünkü doyduğunuzu hissedeceksiniz dedi. Mustafa Bey’i dinlerken, bir gün önce saat 16.00 sularında oldukça aç vaziyette geldiğim otelde, keşke akşam olsa da, güzelce karnımı doyursam diye düşünmeme rağmen, akşam olduğunda neden akşam yemeği yemediğim geldi aklıma. Oteldeki odama yerleşip havuz başına geldiğimde, her biri neredeyse yarım kilo gelen Hindistan cevizi büyüklüğünde bir kumpir yediğim ve üstüne limonata içtiğim geldi aklıma. Meğer ben biraz atıştırayım derken, Mustafa Bey’in tabiriyle, oteldeki tuzaklardan birine yakalanmış ve o tokluğun etkisiyle akşam yemeği için restorana gitmek aklıma bile gelmemişti. Şimdi ben, her şey dahil sistemi uygulanan otellerde yemek saatine yakın nerede bir dondurma, kumpir, aperatif kuyruğu görsem, kuyrukta bekleşenlere içimden gülüyorum. Nitekim, Haziran ayı sonunda bir toplantı vesilesiyle gittiğimiz Antalya’da havuz başında sohbet ediyorduk. Saat 17.00 sularında havuza yakın bir yerde kumpir servisi başlayınca, arkadaşlar hemen hareketlendiler. Bir dakika bekleyin dedikten sonra, yukarıdaki tecrübemi anlattım onlara. Her biri gülerek yerlerine oturdular. Şimdi bazı okuyucularımız, “Osman Bey, yaz neredeyse çıktı, şimdi mi yazılar bunlar” diyebilirler. Bizim uyarımız hala tatile çıkma fırsatı bulamamış olanlara. Bu sayede hem otellerimizin tatlı karını hepten önlememiş olduk, hem de bazı okuyucularımızı uyarma fırsatı bulduk. Oteller sadece restoran giderlerini azaltarak kar etmiyorlar elbette. Birbirinden ilginç daha birçok yöntem var. Onları da sonraki yazılarımıza bırakıyoruz. Canınızın çektiğini yiyip, halinden memnun olduktan sonra, ha restoranda yemişsiniz, ha kurulan tuzaklarda, ne fark eder ki diyebilirsiniz? Sizin için fark etmese de, oteller için çok fark ediyormuş. (TERCÜMAN- Osman Özsoy) Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 12:45

İLGİLİ HABERLER