"HİLLARY TÜRKLER'E, OBAMA İNGİLİZ CASUSU LAVRENS'E BENZİYOR"
Demokrat Parti'den ABD Başkan adayı olabilmek için önseçimlerde mücadele veren Barack Obama ve Hillary Clinton'un durumunu değerlendiren MSNBC sunucusu Matthews, bu durumun kendisine ‘Arabistan’ın Lavrens’i’ filmindeki Akabe Savaşı'nı hatırlattığını anlatırken, “Türkler silahlarını denize doğrultmuşken tehlike çölden geldi'' dedi.
Türkler'in o dönemdiki durumu ile Hillary Clinton'un aynı durumda olduğunu ileri süren Matthews, Barack Obama için ‘Çağdaş Lavrens' ifadesini kullandı. Matthews'in bu benzetmesi siyaset yorumcuları arasında büyük yankı bulurken komedi kanalının program yapımcısı Jon Stewart Matthews’in benzetmesiyle dalga geçti.
Lavrens kimdir?
İngilizler'in Ortadoğu'daki meşhur casus subaylarından Lavrens, İngiltere'nin Galler Bölgesi'nde 1888 yılında doğdu. Thomas Edward'ın aile adı ‘Chopman' olmasına rağmen, İskoçyalı bir rahibeyle evlenebilmek için Lawrence (Lavrens) soyadını aldı. Hıristiyanlığın koyu bir taassuba sahip Cizvit Tarikatı'nın okuluna girdi. Burada iyi bir eğitim ve öğretim gösterilerek, yetiştirildi. İngilizler'in Ortadoğu'ya yayılma siyaseti doğrultusunda faaliyetlerine katılıp, 1910 yılında Türkiye'ye geldi. Fırat Nehri kıyısında arkeolojik araştırmalar adı altında, petrol etüdü, siy?s? ve etnolojik bilgiler topladı. Mezopotamya, Suriye, Filistin ve Mısır’ı gezip, Arapça ve İslam adetlerini öğrendi. İngiltere'ye dönüp, 1911'de Oxford'da doktorasını verdi. Tekrar Ortadoğu'ya dönüp, Arap ülkelerinde çalışmaya başladı. Birinci Dünya Savaşı'nda İngiliz ordusunda görev yaptı. Osmanlı Devleti de, İttihatçılar tarafından savaşa sokulunca, casus olarak Ortadoğu'ya gönderildi. Birinci Dünya Savaşı'nda yüzbaşı rütbesiyle, İngiliz İstihbarat Teşkilatı olan Intelligence Service'te casus olarak çalıştı. Görevi, İttifak Devletleri safında savaşa sokulan Osmanlı Devleti hakimiyetindeki Arap ülkelerinde isyan çıkartmaktı. Yüzyıllar boyu Osmanlı hakimiyetinde yaşayan Araplara, milliyetçiliğin dini bağlardan daha önemli olduğu propagandasını yaptı. Kendisini Arap Davası'na inanmış birisi olarak tanıttı. Arap liderleriyle görüşüp, Osmanlı Devleti'nden kurtulma zamanının geldiği doğrultusunda faaliyetlerde bulundu. Vehhabi Abdülaziz bin Sü’ud ile münasebet kurup, onun yakın adamı oldu.
Abdülaziz bin Sü'ud'a, İngiltere’den büyük miktarda para, silah, cephane, techizat ve levazım malzemesi sağladı. İttihatçı subayların Arap ülkelerindeki zulüm ve ahlaksızlıklarını kendine malzeme yapıp, bölgeyi Osmanlı Devleti'ne karşı isyan haline getirmeyi başardı. Asi Araplar da Yemen, Filistin, Irak cephelerinde İngilizlerin safında yer aldırttı. Lavrens, gerilla harpleri yaptırarak Türk kuvvetlerine çok zarar verdirdi. Türk kuvvetlerinin Hicaz'a ulaşımını sağlayan Şam-Hicaz demiryolunu kısmen tahrip ettirdi. Demiryolu istasyonlarına gece baskını yaptırdı.
Osmanlıya bağlı Hicaz ahalisi dışında Vehhabileri ve asileri Türk düşmanlığı ile körükleyip, Mekke ve Medine’de de hiy?netlere neden oldu. Arap alemini Osmanlılar'dan ayırıp, İngiltere'nin sömürgesi haline soktu. Dünyaya Arap kahramanı olarak tanıtılıp, İstiklal davası adı altında Müslümanlar'a, meşru devlete karşı isyan fikrini aşıladı.
Kitap yazıp, konferanslar vererek kendini şeyh, diye tanıttı. Kuvvetli hitabeti, cin fikri ve aldığı bol yardımlarla pekçok kimseyi etr?fında topladı. Çölde İsyan, Darphane, Hikmetin Yedi Direği adlı kitaplarını ve mektuplarını yayınladı. Lavrens, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti yıkılınca, İngiltere'ye döndü. Ortadoğu'ya empoze ettiği fikirleri Arap milliyetçiliği ötesinde yayıldı. Arap aleminde, aynı din, dil, ülke ve ırka mens?b olmalarına rağmen birbirine düşman pekçok devlet kuruldu.
Arap alemini birbirine düşman haline getirdi. Birkaç kez adını değiştirdi. John Hume Ross adıyla İngiliz Hava Kuvvetlerine girdi. Casus olduğu anlaşılınca, uzaklaştırıldı. Thomas Edward Shaw adıyla önce tank birliklerinde, sonra da tekrar Hava Kuvvetlerinde görev yaptı. 1935’te İngiliz ordusundan emekli oldu. Aynı sene Dorsetshire’de motosiklet kazasında öldü.