Spor
  • 4.3.2011 14:35

HINCAL ULUÇ : SEZGİN KELLESİ ADNAN POLAT'I KURTARMAZ

Adnan Sezgin'i belki de hiç kimse Hıncal Uluç kadar ağır ve sert eleştirmemişti. Konuya ilişkin hemen her konuşmasında Galatasaray'ın Sezgin'den bir an önce kurtulması gerektiğini söylüyor, camiaya en çok zarar veren isimlerden biri olduğunu savunuyordu. Sonunda beklenen oldu. Hıncal Uluç'un hep söylediği şey de… Adnan Sezgin dün Galatasaray Kulübü'nden istifa etti. Başkan Polat da bu istifayı kabul etti. Bu gelişmenin hemen ardından Uluç'un kapısını çaldık. Usta kalem Sezgin'in istifasını ilk olarak Sabahspor.com okuyucuları için değerlendirdi.

Bu sezon hedeflerinden bir bir kopan G.Saray'da dün kritik saatler yaşandı. Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat 5 kez istifa eden Adnan Sezgin'in altıncı istifasını kabul etti. Bu kararı nasıl buldunuz?
Adnan Sezgin'in istifası hiçbir şeyi kurtarmaz. Adnan Polat kendisini kurtarmak için çırpınıyor. Ama iş işten geçti. Adnan Sezgin'in kellesi artık Adnan Polat'ı kurtarmaz.

Bundan sonra Galatasaray'da sular durulur mu? Taraftarlar takıma desteğini sürdürür mü?
Taraftarlara değil bu iş artık Galatasaray Kongresi'ne kalmış. Galatasaray Kulübü'ne üye olmaya layık insanlarsa açılan imza defterini tamamlarlar. Olağanüstü Kongre'ye giderler. Adnan Polat'ın işini öyle bir bitirirler ki bir daha hiç kimse onun yaptıklarını yapmaya cesaret edemez.

Adnan Polat altıncı kez istifa eden Adnan Sezgin'in istifasını kabul ederek başkanlık koltuğunu sağlamlaştırmak mı istedi?
Palavra. Ben bunun ikisinin arasında bir danışıklı bir dövüş olduğuna inanıyorum. Bugüne kadar beş kere istifa etmiş de kabul etmemiş de. O zaman şimdi neden ediyor? "Adnancığım ortalık karıştı. Hele sen biraz kenara çekil de yarın işleri düzeltirsek ben seni geri alırım". Bunlar geçti. Artık Adnan Polat hiç kimseyi kandıramaz. Hiç kimseyi inandıramaz.

Adnan Sezgin gittikten sonra futbol takımın başına Fatih Terim gelir mi?
Onların hepsi teferruat. Galatasaray'da konuşulacak bir kişi var; o da Adnan Polat. Adnan Polat gitmediği sürece bu Galatasaray'dan hiçbir şey olmaz. Her şey daha da kötüye gider.
Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final rövanş maçında Gaziantepspor ile 0-0 berabere kalarak kupaya veda etti. Bu sonuçla Avrupa yolunu da kapatmış oldu.
Galatasaray için uzun vadede iyi olduğu kanısındayım. Çünkü bu turu geçselerdi birtakım insanlar işbaşında kalmaya devam edeceklerdi. Böylece Galatasaray gelecek seneyi de kaybedecekti. Şimdi Galatasaray Kongresi işe sıfırdan başlama imkânı buldu. Kimin ne olduğunu anlamışlarsa, buradan alması gereken dersleri almışlarsa, bu yönetim olduğu gibi gider. Galatasaray tertemiz ellere verilir. Böylece Galatasaray'ın kurtuluşu başlar.

Galatasaray'ın performansını nasıl buldunuz?
Galatasaray'ın performansını falan konuşmak istemiyorum. Çünkü onlar önemli değil. Galatasaray tarihinde kilometre taşı olursa bu Galatasaray bu maçı sevgiyle, hayırla yâd eder. "İyi ki yenilmişiz" der. Ama Kongre bundan ders çıkarmazsa, o zaman gelecek sene Galatasaray'ı ikinci ligde, üçüncü ligde de görürüz.

Peki sizce Hagi istifa eder mi?
Hagi falan önemli değil artık. Hagi istifa etse ne olacak etmese ne olacak. Adnan Polat dâhil Galatasaray'ın temizlenmesi lazım. İşte bu o fırsatı yarattı. Osmanlı'da "Vaka-i Hayriye" vardır, bu da Galatasaray'ın "Vaka-i Hayriye"si.
Galatasaray, Belediye karşısında aldığı kötü sonuçlara bir yenisini daha ekledi ve 23. haftada, lig tarihinde en çok mağlubiyet yaşadığı sezona imza attı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
O maçla ilgili iki istatistik var; bir Galatasaray istatistiği, bir Büyükşehir Belediye istatistiği var.
Galatasaray istatistiğinin bir önemi yok. Çünkü oynayan hiçbir Galatasaraylı futbolcun kafasında bu maç yoktu. Herkesin kafasına Gaziantep maçı vardı. Bu maçın onlara getireceği, götüreceği bir şey yok. Küme düşmezler, yukarıya yetişmelerine de imkan yok. Belediye ile niye uğraşsınlar? Hem de berbat bir havada, Türkiye'nin fırtınaya en açık stadında hangisi sakatlanma, hastalanma riskini göze alır? O maçta sakatlanan Galatasaraylı futbolcuya, ben yönetici olsam kızarım. 'Gaziantep ile hayati bir maç oynayacağız. Niye sakatlanıyorsun' diye hesap sorarım.

Belediye maçı antrenman maçı gibiydi. Sonuç çok önemli değil, gerçekçi bakmak lazım.
Hagi de bu maçta mümkün olduğu kadar Gaziantep maçının hesabını, kitabını yaptı. Öyle yapmak lazım, böyle yorumlamak lazım. Böyle bir yorum da okumadım. Herkes normal bir lig maçıymış gibi yazmış.
Asıl önemlisi Abdullah Avcı yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediye'nin üç büyük takım karşısındaki performansı. Müthiş bir performans göstermiş, üç büyük takımla oynadığı maçlarda rakiplerinden daha fazla galibiyet almış. Üç büyüklerin Büyükşehir Belediye maçlarından bir puan cetveli yapsan Avcı'nın takımı birinci çıkıyor. Neden?

Çünkü Abdullah Avcı'nın kafasında üç büyük takımdan birisine hoca olmak var. Ya da milli takım... Bu yüzden cin gibi biliyor ki kendisini göstereceği maçlar; televizyonda yayınlanan ve izlenen maçlar... Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş maçları... Yani Abdullah Avcı senede 6 maç oynuyor. Geri kalan hiçbir maç önemli değil. Üç büyüklere karşı bu kadar iyi performans sergileyen bir takımın her sene şampiyonluğa oynaması lazım. Hele böyle bir ligde... Buna rağmen Avrupa'ya bile gidemiyor. Niye? Çünkü geri kalan maçlar umurunda değil Abdullah Avcı'nın!..

Bu 3 maça göre takımını hazırlıyor, bu 3 maça göre takımını motive ediyor, bu 3 maçta en iyi performansını ortaya koyuyor. Bu istatistiğin arkasında yatan en önemli sebep bu... Yani Büyükşehir'e çalışmıyor Abdullah Avcı, kendine çalışıyor.

Takımına çalışsa Büyükşehir senelerden beri ilk 5'te olurdu. Arkasında belediyenin büyük imkanları var, istediği transferleri yapabiliyor. Sıkıntısı yok.

İstanbul'da bir yığın geleneksel takım var, adı yok. Vefa'nın, Karagümrük'ün, Beykoz'un, Süleymaniye'nin... Bunları hatırlayan var mı? Niye; akıllarında belediyenin trilyonları yok da ondan... Büyükşehir'in seyircisi yok ama belediyesi var arkasında... Bastır parayı... Bütün bu paralar Abdullah Avcı için harcanıyor.
Büyük takımlar, Belediye'yi biraz da hafife alıyorlar sanki... Belediye bunun rahatlığıyla da oynuyor gibi... Buna Olimpiyat Stadı şartları da eklenince ortaya ilginç sonuçlar çıkabiliyor.
Hayır... Büyükşehir'in sadece büyük takım maçlarını oynadığını herkes biliyor.

Galatasaraylı oyuncular arasında ciddi bir gerginlik var. Maç sonrası ve idmanda ciddi tartışmaların yaşandığı şeklinde haberler yansıdı medyaya...
Sonra yok bir şey dediler ama palavra... Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Beşiktaş kavgası haber alamayan basın dersini almış. Bu sefer haber kaynakları iyi çalışmış ya da Galatasaray muhabirleri, Beşiktaş muhabirlerinden daha iyi!.. Haberlere inanıyorum, Galatasaray'ın yaptığı açıklamaya değil... Gaziantep maçından bir gün evvel Teksas'ta olduğu gibi birbirlerini vursalar Galatasaray bu açıklamayı yapmaya mecburdu. Futbolcular da yapmaya mecburdu.

'Sakız çiğniyor' diye adamın atıldığı kulüpte bu açıklamayı yapmayan bir futbolcu yaşar mı?
Galatasaray'da haberler biraz da çabuk sızıyor. Kulüpten yapılan açıklamada da sanki buna işaret edildi. "Yıpratma operasyonu" denilerek muhalefet mi işaret edildi!

En büyük muhalefet Beşiktaş'ta var. Oradan niye sızmıyor? Çünkü Beşiktaş muhabiri yok.

Hakan Şükür, Arda'nın iyileşmesine rağmen mevcut başarısızlık ortamından uzak durabilmek için forma giymediğini ileri sürdü. Bu iddia doğru olabilir mi?
Bu zaman zaman benim de aklıma gelmiyor değil... Çünkü ben Arda'nın yerinde olsam, şu ortamdaki Galatasaray'da oynamak istemem. Dahası Galatasaray'da kalmak da istemem. Şimdiden menajerime 'Haziranda bir kulüp bulması' için talimat veririm. Hakan Şükür böyle bir şey diyorsa ya bir şeyler duyuyor ya da kuvvetli tahminleri var.

Benim yaptığımı yapıyor, kendini Arda'nın yerini koyuyor, böyle bir ortamda oynamanın Arda için akıl karı olmadığını düşünüyor.SABAH GAZETESİ

Güncellenme Tarihi : 23.3.2016 20:38

İLGİLİ HABERLER