HSYK'dan Didem Yaylalı açıklaması
Muğla'nın Fethiye İlçesi'nde tatildeyken otel odasında ölü olarak bulunan hakim adayı 26 Yaşındaki Didem Yaylalı’nın cenazesi Bursa’ya getirildi. Ailesi kızlarının ölümüyle ilgili HSYK'yı suçladı. HSYK'dan ise iddialara yalanlama geldi...
Didem Yaylalı’nın Uludağ’da görev yapan Astsubay babası Yaşar Yaylalı, "Bronşit tedavisi gören ve bu nedenle HSYK tarafından ataması yapılmayan kızımın geleceğiyle oynayıp hayatını aldılar” dedi.
Muğla’nın Fethiye ilçesi’nde tatildeyken kaldığı otel odasında ölü olarak bulunan ve yapılan otopsinin ardından ailesi tarafından Adli Tıp Kurumu Morgu’ndan cenazesi alınan hakim adayı Didem Yaylalı’nın cenazesi Bursa’ya getirildi. Yakınlarının gözyaşları içerisinde Mezarlıklar Şube Müdürlüğü Morguna konulan Yaylalı’nın cenazesi yarın toprağa verilecek. Morg önünde Didem Yaylalı’nın emekli hemşire olan annesi Şamile Yaylalı, "Hakim olacak devletine faydalı olacak derken şu hale bak. Ciğerimi, bebeğimi koparıp aldılar benden başını yediler çocuğumun” diye gözyaşlarına boğuldu.
Uludağ’da bulunan Orduevinde elektrik teknisyeni olarak görev yapan astsubay babası Yaşar Yaylalı ise "Kızım bir buçuk yıldır atama bekliyordu. Kızım bronşit tedavisi gördüğünden dolayı 15 gün içinde 3–4 kez viziteye çıkmış, bu nedenden dolayı niçin fazla hasta oluyorsun denilerek kendisine devamsızlık nedeniyle akademi tarafından soruşturma açıldı ve disiplin cezası verildi. Disiplin cezası olarak ise 225 lira maaş cezası kesildi" dedi.
Yaşar Yaylalı kızının 2012 yılının Haziran ayında ataması yapılması gerekirken, ataması HSYK’nın 3'ncü Dairesi tarafından disiplin cezası ve bu süre zarfında hastane kayıtlarına ulaşmadığını gerekçe gösterip ataması reddedildiğini iddia etti. Baba Yaylalı, "HSYK, benim çocuğumla birlikte 4-5 çocuğun daha atamasını yapmadı. Raportör hakimler tarafından kızım hakkında tutulan iki satırlık tutanak kızımın geleceğiyle birlikte hayatını aldı” dedi.
Kızıyla en son Ramazan Bayramında görüştüğünü de belirten Yaşar Yaylalı, "Kızım artık bu mesleği yapmak istemiyordu. Bursa'ya gelecekti. Bana son zamanlarda hakkımı sonuna kadar arayacağım. Onlar benim Gururumu haysiyetimi yok ettiler. Atamam yapılsın bir gün çalışıp istifa edeceğim” diyordu diye konuştu.
Kızının gerçekleşmeyen ataması nedeniyle son zamanlarda doktor kontrolünde hafif dozda anti depresan ilaçlar kullandığını da belirten Yaşar Yaylalı, "26 yaşındaki bir kızın bu kadar ağır bir süreci atlatması kolay değildi" dedi. Bir gazetecinin Didem Yaylalı’nın arkadaşlarının sosyal medyada 'dar pantolon giydiği ve başı açık olduğu için intihar etti' yorumlarına ise Yaşar Yaylalı, "Bu konu hakkında bilgim yok. Ancak yorum yapmamı istiyorsanız doğrudur” diye cevap verdi.
HSYK'DAN YALANLAMA GELDİ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), hakim adayı Didem Yaylalı’nın özel hayatı nedeniyle mesleğe kabul edilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
HSYK'dan yapılan açıklamada, bazı basın yayın organlarında, Yaylalı’nın ölüm olayı ile ilgili çıkan ve Kurulla ilişkilendirilen haberler nedeniyle kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı duyulduğu belirtildi.
Yaylalı’ya Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilenen açıklamada, Yaylalı'nın 5 Mayıs 2010'da Ankara adli yargı hakim adayı olarak göreve başladığı aktarıldı.
İlgili Yönetmelik gereği, son eğitim dönemi stajını yapan Yaylalı’nın, mazeretsiz olarak görevine gelmemesi ve usulsüz belge sunarak görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunduğu gerekçeleriyle hakkında disiplin soruşturması yapıldığı belirtilen açıklamada, Yaylalı'ya "aylıktan kesme cezası" verildiği, bu cezanın, Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığınca da yerinde görüldüğü vurgulandı.
Didem Yaylalı'nın, kesinleşen disiplin kararının "hukuka aykırı olduğu" gerekçesiyle İdare Mahkemesine iptal davası açtığı ifade edilen açıklamada, İdare Mahkemesinin "...davacı tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmemiş, hukuken geçerliliği olmayan bir belge davalı idareye sunularak yanlış ve yanıltıcı bir beyanda bulunulmak suretiyle hukuken kabul edilebilir bir mazereti bulunmaksızın derslere katılmadığı anlaşıldığından, bu fiiller nedeniyle davacıya verilen dava konusu disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır” gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği bildirildi.
Açıklamada, "hakim ve savcı adaylarını mesleğe kabul etme" görev ve yetkisi olan HSYK 3. Dairesinin, aday Yaylalı’nın özlük dosyasını inceleyerek, hakimlik ve savcılık mesleğine atanabilmesi için gerekli koşulları taşımadığı gerekçesiyle bir üyenin muhalefetine karşın oy çokluğu ile mesleğe kabul etmediğine dikkat çekildi.
Bu kararın, HSYK Genel Kurulunca da yerinde görüldüğü ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"12 Eylül 2010 tarihli referandum öncesi dönemde de HSYK’ca mesleğe kabul edilmeyenler olduğu gibi yeni anayasal yapısıyla göreve başlayan HSYK’ca da şu ana kadar mesleğe kabul edilen 2 bin 879 hakim ve savcı adayından toplam 3 kişinin mesleğe kabul edilmemesine karar verilmiştir.
Yukarıda yer alan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bazı basın yayın organlarında yer alan ve Didem Yaylalı’nın özel hayatı nedeniyle mesleğe kabul edilmediği iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır."
Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 12:33