Gündem
  • 2.6.2002 13:48

İDDİANAME: "ERDOĞAN SİYASİ AMAÇ İÇİN TEŞEKKÜL KURDU"

KAYNAK : Haber Vitrini AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna hakkında açılan davanın iddianamesinde, Erdoğan'ın, ''İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaç nedeniyle teşekkül kurma düşüncesini uygulamaya başladığı'' bildirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, müfettişler ve bilirkişi tarafından hazırlanan raporlara dayandırılarak düzenlenen iddianamede, ''İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ile diğer sanıkların, siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturduğu, oluşturulan teşekkül vasıtasıyla organizeli olarak ihalelere fesat karıştırıldığı, devletin ve belediyenin parasının geleceğin 'Başbakanı'nı hazırlamak ve cihat yapmak amaçlarına yönlendirildiği'' görüşüne yer verildi. ''Teşekkülün, kapatılan Fazilet Partisi'nden olan belediyelerle işbirliği yaparak, kamu imkanlarını çeşitli yollarla kendilerinin ve mensubu oldukları partinin menfaatlerine aktardığı'' belirtilen iddianamede, Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geldikten sonra, siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaç nedeniyle teşekkül kurma düşüncesini uygulamaya başladığı, belediye üst yönetiminde bulunanların yerine kendisiyle aynı siyasi ve sosyal görüşü paylaşan kişileri getirdiği'' kaydedildi. ''HUZUR'' HAKKI... İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri'ne 4, yardımcısına 3, daire başkanlarına 2, birim müdürlerine de 1'er şirket yönetim kurulu üyeliği verildiği ve bu kişilerin her şirketten ''huzur'' hakkı adı altında 500-600 milyon liraya varan aylık ücretler aldıkları vurgulanan iddianamede, 4 şirkette yönetici olan belediye görevlisinin yaklaşık 2 milyar lira ücret temin edebildiğine dikkat çekildi. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, belediyeden ve belediyeyle ilgili şirketlerden Albayrak grubuna verilen usulsüz ihaleler nedeniyle bazı sanıklar hakkında ''Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak'' suçundan dava açıldığı hatırlatılan iddianamede, ''aynı teşekküle dahil oldukları tespit edilen Recep Tayyip Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna hakkında verilen soruşturma izni Danıştay 2. Dairesi'nce 11 Aralık 2001 tarihinde kaldırıldığından, Erdoğan ve Gürtuna ile ilgili bu konuda soruşturma yapılması ve dava açılmasının mümkün olmadığı'' anlatıldı. Recep Tayyip Erdoğan'ın ''ita amiri'' sıfatıyla imzaladığı Fatih Arapemini katlı otopark inşaatı ihalesi ile 2 ayrı servis kiralama ihalesine ''fesat karıştırıldığı'' ifade edilen iddianamede, ''ita amiri'' sıfatıyla Ali Müfit Gürtuna'nın onayladığı servis ve araç kiralanması konusunda 5, çöp transferi konusunda 3, fidan alımı ve dikimi konusunda 2 olmak üzere toplam 10 ihaleye fesat karıştırdığının anlaşıldığı kaydedildi. İHALELERDEKİ ''FESAT'' NEDENLERİ İddianamede, ''ihalelerde muhammen bedellerin fahiş fiyatla belirlenmesi, ihalenin belli firmalarca alınması için şartnameye özel hükümler konması, bir kısım firmalara yeterlilik verilmemesi, ihale sonrası hazırlanan sözleşmelerle özel hükümler konularak kurumun zararına hareket edilmesi, ihaleye konu mal ve hizmet miktarının gerçek ihtiyaçtan fazla gösterilmesi, ihale ilanlarının rekabeti azaltıcı, başvuruyu kısıtlayıcı koşullar taşıması, bazı ihalelerin tek firmanın katılımıyla yapılması, hak ediş hesaplarının abartılı olması, açık ve serbest rekabet ortamının sağlanmaması'', ihalelerde tespit edilen fesat nedenleri olarak açıklandı. Erdoğan'ın 3 kez ''ihaleye fesat karıştırmak'' suçundan 3 ile 9 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Gürtuna'nın da 10 kez ''ihaleye fesat karıştırmak'' suçundan 10 ile 30 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor. ''ZİMMET'' VE ''RÜŞVET'' SUÇLARINA TAKİPSİZLİK İddianameyle birlikte hazırlanan ''takipsizlik'' kararında ise, Yargıtay'ın ''görevsizlik'' kararında sanıklar hakkında ''nitelikli zimmet ve rüşvet almak'' suçlarının bildirildiği hatırlatılarak, bu suçlara ilişkin dava açılması içen yeterli delil elde edilemediği belirtildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13 Mart 2002 tarihli ''görevsizlik'' kararında ''fesat karıştırılan bazı ihalelerin TCK'nın 205. maddesi kapsamında yer aldığının görüldüğü'' kaydedilen kararda, sanıkların resmi ihaleye fesat karıştırma eylemi TCK'nın 366. maddesinin 2. fıkrası kapsamında bulunduğundan, TCK'nın 205. maddesinden işlem yapılmadığı bildirildi. 1995 ile 1997 yılları arasındaki 6 ihaleye fesat karıştırıldığına ilişkin suçlamalarla ilgili dava zaman aşımı sürelerinin dolduğu vurgulanan kararda, İSTAŞ, İSBAK Ve KİPTAŞ'la ilgili ihalelerde ise belediye başkanının hukuki sorumluluğu olmadığına işaret edildi. Milliyet Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:03

İLGİLİ HABERLER