KAYNAK : Haber Vitrini
İklim bilimcilerinin senaryolarına göre, ozon miktarlarındaki artış ve iklimdeki değişimin Türkiye'de çevre, toplum ve ekonomiye etkisi daha çok olumsuz yönde olacak.
Meteoroloji Mühendisi Doç. Dr. Mikdat Kadıoğlu'nun "Ozon ve İklimdeki Değişimin Türkiye'deki Muhtemel Etkileri" konulu araştırmasına göre, küresel ısınma ile birlikte alt tropiklerdeki yüksek basınç kuşağının kuzeye doğru Türkiye üzerine kayması bekleniyor. Böylece Türkiye'nin büyük bir kısmının oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine gireceği tahmin ediliyor. İklim değişikliğinin Türkiye üzerinde yapması beklenen etkiler şöyle sıralanıyor:
"Stratosferik ozonon azalması ile büyük miktarda (mor ötesi ışınların tehlikeli olan kısmı), UV-B radyasyonu kara ve deniz yüzeylerine ulaşacak. Bu da deniz yüzeylerindeki plankton ve benzeri mikroorganizmaları büyük ölçüde tahrip eder. Bunun sonucunda bozulan besin zinciri balıklardan insanlara kadar etkili olur. Denizlerdeki ekosistemin bozulmasına benzer şekilde bitkiler ve hayvanları da etkileyecek olan UV-B radyasyonu insanlarda cilt kanseri ve katarakt gibi göz hastalıklarının artmasına neden olabilecektir.
.Canlıların nefes alıp verdiği seviyede bulunan troposferik ozon miktarındaki büyük artışlar da atmosferin ısınmasına katkıda bulunmakla beraber insanlarda daha fazla kalp, astım, akciğer hastalıkları görülebilecektir.
.Türkiye üzerinde sürekli olarak artan troposferik ozon, bitkilerde fotosentez işlemini yavaşlatarak, ormanlarımızı etkileyecek ve tarımsal ürünlerimizde rekolte düşüşlerine neden olabilecektir.
.Hangi senaryoya bakılırsa bakılsın ozon ve iklim değişikliğinden Türkiye, diğer Akdeniz ülkeleri Yunanistan, Portekiz, İtalya ve İspanya gibi kuzey enlemlerindeki ülkelerden farklı olarak tamamen olumsuz bir şekilde etkilenecektir. Bu olumsuzluklar daha çok deniz suyu seviyesindeki yükselme, tatlı su sıkıntısı ile beraber Türkiye'nin turizm ve tarım sektöründe de büyük kayıplara neden olabilecektir.
.Böylece diğer Akdeniz ülkeleri gibi Türkiye için de en büyük sorun, deniz seviyesindeki yükselmeler olacak. Kıyı şeridindeki yerleşim alanları yükselen deniz suyu ile kaplanır veya bunu önlemek için ekonomik boyutu çok büyük olacak setler inşa edilmesi gerekebilir. Benzer şekilde turistik plajlar ve yat limanları yükselen deniz suyu ile kullanılamaz hale gelebilecektir. Tuzlu deniz suyu, nehirler ve yer altı suları gibi tatlı su kaynaklarını da yok edebilir. Ayrıca kıyı şeridinde ve deltalardaki tarım alanları da kullanılamaz hale gelebilecektir.
.
Isınma ile birlikte kar yağışlarının yerini yağmurlar alacaktır. Daha az kar yağışı ve/veya çabuk erimeden dolayı da, Uludağ gibi kış spor merkezlerinden daha tkısa sürelerde yararlanılabilecek ya da hiç kullanılamayacaktır.
.Türkiye genelinde yağışlar azalınca GAP alanı başta olmak üzere tüm nehirlerin taşıdığı su miktarı düşer.
Nehirlerle daha az beslenen baraj göllerinin su seviyesi de önemli ölçüde azalarak hidroelektrik enerji üretimi aksar.
Van gibi göllerde su taşımacılığı zorlaşır.
.Yüksek basınç kuşağının kuzeye kaymasıyla ülkemizde hakim olabilecek tropikal iklime benzer bir iklim, düzensiz, ani ve şiddetli yağışlar, seller, heyelan erozyonu arttırır.
Daha kuru hava, daha sık, uzun süreli kuraklıklara neden olur.
.Kuş cenneti ve benzeri milli parklar tahrip olur, kuşların göç yolları ve konaklama yerleri değişir.
.Isınma ile beraber denizlerimizdeki su akıntıları ve sıcaklık rejimleri değişir. Bunlar da balıkların göç paternlerini bozup farklılaştırabilir.
.Kıyılarımıza hakim olan nemli hava yüksek sıcaklıklarla birleşince, havanın bunaltıcılığı artar ve bir çok sağlık sorununda artışlar olur. Isı dalgaları daha sık, uzun süreli ve şiddetli olacaktır.
.Kuru kesimlerde yüksek sıcaklıklar ile birlikte orman yangınları ve tarımsal hastalık ve böcek zararlılarında büyük artışlar görülür.
.Tarım için bir çok yerde sulama gereği ortaya çıkacaktır. Geleneksel tarım ürünleri yerine daha sıcak ve kuru iklim şartlarına uygun tarım ürünlerine geçiş bir zorunluluk halini alacaktır."
milliyet
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:12