Gündem
  • 20.3.2003 01:27

IRAK MUHALEFETİ PARÇALANDI...

ANKARA- ABD'nin Irak'a yönelik başlatacağı operasyon öncesinde, Irak muhalefetinde farklı sesler yükselmeye başladı. Irak'ın savaş sonrası yapılanmasında önemli rol oynayacak bu gelişme Iraklı muhaliflerin bugünkü toplantısında su yüzüne çıktı. Bugüne kadar ABD, İngiltere ve Türkiye'de çeşitli temaslarda bulunarak kendilerini 'Irak muhalefeti temsilcileri' olarak tanıtan grupların toplam nüfusunun, Irak nüfusunun yarısına dahi eşit olmadığı ortaya çıktı. Irak'taki nüfusun yaklaşık yüzde 55'ini temsil eden ve 'Saddam Hüseyin'in zulmü altında inlediklerini' söyleyen Irak Uzlaşma Hareketi (VIFAK), Şii İslami Grup (SCIRI) ve Irak Anayasal Monarşi Hareketi (CMM) temsilcileri, Ankara'da yapılan son zirve toplantısında ABD'nin elinde silah bulunan küçük Kürt gruplarını söz sahibi yaptığını, bunun doğru olmadığını dile getirerek, "Kürtlerin Irak'taki liderliğini tanımıyoruz" dedi. TALABANİ'DEN ABD'YE ÖVGÜ Kürdistan Yurtsever Birliği (KYP) Lideri Celal Talabani'nin Arap alemini küçük düşürme uğruna ABD'ye övgüler yağdırdığı toplantıda, "Hiçbir Arap ülkesine demokrasi kendiliğinden gelmemiştir. Araplar halk hareketi ile demokrasiyi benimsememiştir. Demokrasi hep dıştan müdahalelerle gelmiştir. Ne mutlu ki bize dünyanın en büyük demokrasi timsali Amerika ve onun başkanı bu imkanı bize sunuyor. Biz de ellerimizde çiçeklerle onları karşılayacağız. Petrolümüzü ABD'ye satacağız onlar da bize karşılığını gerçek değerinden verecekler" şeklindeki sözleri dikkat çekti. Talabani'nin son zirve toplantısında söylediği bu sözler üzerine diğer muhalif grup temsilcileri, şöyle tepki verdi: "Bu gösteriyor ki, Irak'ın yüzde 15'ini dahi temsil etmeyen bir grubun temsilcisi kendisini Irak'ta tam söz sahibi kabul ediyor ve halkın ortak malı olan petrolü kime satacağının kararını verdiğini açıklayabiliyor. Bu da göstermektedir ki ABD sadece küçük Kürt gruplarla temas kuruyor, onlara güveniyor ve Irak'ın geleceğini özgürlükler ve halkların temsilcileri yerine küçük Kürt gruplarla belirlemeye çalışıyor." Irak'taki nüfusun çoğunluğunu temsil eden muhalif grup temsilcilerinden Dr. Salah Şehli, "Irak'ın geleceğini azınlıklar belirleyemez" derken, diğer muhalif liderler oluşturulan Başkanlık Konseyi'nde 4 milyon nüfuslu Kürtlerin 2 sandalye ile temsil edilmesine rağmen Araplara hiç yer verilmemesinin de büyük rahatsızlık oluşturduğunu belirtti. TÜRKMEN GRUPLAR ITC ŞEMSİYESİNDE BİRLEŞİYOR Iraklı muhalif grup liderlerinin yaptığı son zirve toplantısında, Araplar ve Türkmenlerin azınlık değil 'kurucu halk' olduğu kabul edilirken, Liderlik Konseyi'nde Araplara ve Türkmenlere de yer verilmesi karara bağlandı. Öte yandan, Irak'ta yaşayan ve değişik isimler altında faaliyet gösteren Türkmen grupların da Irak Türkmen Cephesi (ITC) şemsiyesi altında birleşme kararı aldıkları öğrenildi. ABD temsilcilerinin sürekli dile getirdiği, "Irak'ta anayasal hakları olan Araplar, Kürtler, Türkmenler ve Kelderiler gibi tüm grupların ortak yöneteceği üniter bir devlet yapısı" savunması Iraklı muhalif liderlerinin toplantının ardından yaptığı ortak açıklamasında, bundan vazgeçilerek federe bir devlet yapısının benimsendiği görüldü. "Irak halkının uluslararası standartlara uygun, özgür ve adil seçimleri hukukun üstünlüğüne uygun,eşit mülkiyet hakkına, insan haklarına saygı gösteren, Irak halkının tamamını temsil eden hükümetin kurulmasını mümkün kılacak ve Londra konferansında varılan prensiplere uygun olarak kurulmasına karar verilmiştir" denilmesi üniter devlet yapısından vazgeçildiğinin işareti olarak gösterildi. KDP VE KYB'NİN ISRARI Türk heyeti temsilcisinin burada "Londra Konferansı'nda varılan prensipler" konusu ile KDP ve KYB temsilcilerinin 'Türk Silahlı Kuvvetleri Irak'a giremez-girmemeli' yolundaki sözlerine yeterince itirazda bulunmamasını manidar bulan uzmanlar, Londra Konferansı'nda KDP ve KYB'nin ısrarının federe devlet kurulması olduğuna dikkat çekti. Toplantıya katılan KDP ve KYB temsilcileri dışındaki liderler, "Irak'ta eğer seçilmiş hükümet iş başına gelmezse ve Kürtlere dayalı bir devlet olursa 'Halkın çoğunluğu olmayan' Saddam yönetiminden farksız bir yapı meydana gelir" diyerek ABD yönetimi için Demokratik halkları savunanların değil, silahlı adamı olanlara değer verildiği ortaya konulması olacağını söyledi. Özellikle Irak Ulusal Uzlaşı Hareketi ve Anayasal Monarşi Hareketi liderleri, "Böyle bir yapılanma dar köşede oynayıp çok şey istemektir. Asıl Saddam zulmünü yaşayanlar, ellerinde silah bulunmadan zulmü tüm iliklerinde hissedenler Kürtler değildir. Böyle bir durum ABD için haklar ve halklara değil silahlı kişilere değer verildiğini gösterir ki, kabul edilemez, azınlıkla yönetilen bir Irak yönetimi demektir" diye konuştu. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:36

İLGİLİ HABERLER