IRAK'TA ÖLÜM KUSAN HAYALET ORDU: ÖZEL GÜVENLİK ŞİRKETLERİ
SADIK KAHRAMAN
BAĞDAT - Şiddet ve ölümün kol gezdiği Irak dünyanın en önemli paralı asker alanı haline gelirken, söz konusu bu hayali ordu, başta Bağdat olmak üzere ülke genelinde ölüm kusmayı sürdürüyor.
Son olarak Amerikalı diplomatları taşıyan bir konvoyun korumalığını yapan Blackwater (Karasu) adlı şirket için çalışan özel güvenlik elemanlarının, başkentin batısındaki el-Yarmuk civarında rastgele ateş açması sonucu 9 masum sivil hayatını kaybetmişti.
Çoğunluğu başkent Bağdat'ta olmak üzere Irak genelinde onbinlerce sayı ile ifade edilen 'özel güvenlik elemanı' adı altındaki hayalet orduların, ölüm kusmayı sürdürdüğü gözleniyor.
Irak'taki bu paralı askere (özel koruma) bir işadamını korumak için ayda 7 bin dolar, önemli bir şahsiyeti korumak için ise 10 ile 15 bin dolar arasında para ödenirken, Blackwater, Global ve Black Hawk gibi Amerikan firmaları Irak'ta boy gösteriyor.
Genellikle ABD ordusu saflarında savaşan bu güçler, uluslararası anlaşmalara
aykırı olmasına karşın, Irak'taki faaliyetlerini genişleterek sürdürüyor.
Özellikle son katliamları ile ön plana çıkan Blackwater, Amerikan kökenli bir firma. 1997 yılında Michigan'da, aşırı muhafazakar ve "Navy Seal"de eski deniz komandosu, zengin bir Hristiyan aile mirasçısı Erik Prince tarafından kurulan özel güvenlik şirketi, ABD Başkanı George W. Bush'un 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra "terörizme karşı savaş" başlatması ile birlikte büyük bir kalkınma yaşadı.
Irak'taki yükselişini akıttığı kana borçlu olan Blackwater, özellikle Afganistan savaşında sunduğu hizmetlerden (!) sonra karını arttırdı.
Dicle ve Fırat arasında kendi özel ordusunu eğiten firma, savaşın uzamasıyla birlikte bu konudaki gelişimini giderek hızlandırdı. Irak çapında yeni pazarlar açan Blackwater, son 4 yılda paralı askerlerin en önemli alanı haline gelen Irak'ta neredeyse askerlerden daha fazla sivil katliam gerçekleştirdi.
Kontrol dışı faaliyet gösteren bu güçler, koalisyon askerlerinden sonra Irak'ta faaliyet yürüten ikinci büyük misyon niteliğini taşıyor. Bu paralı askerlerin sayısı İngiltere, Avustralya ve Polonya'nın da aralarında bulunduğu diğer koalisyon ortaklarından çok daha fazla.
Bir dönem ülkenin batısındaki Sünni üçgen olarak bilinen Felluce'deki direnişe karşı da boy gösteren Blackwater unsurları, bir bakıma Amerikan ordusunun da tamamlayıcısı olarak görüldü.
9 ülkede 23 bin silahlı personeli bulunan Blackwater, bunların önemli bir bölümünü Irak'ta konuşlandırıyor. Sivil katliamın başsorumlusu olarak öne çıkan bu hayalet ordu, özellikle Bağdat'ta yaptığı operasyonları büyük bir gizlilik içinde yürütüyor.
Blackwater çalışanlarının Irak'ta aldıkları ücret ise hedefin önemine göre değişiyor. Şirket elemanları ortalama 7 ile 15 bin dolar maaşla çalışıyor.
Öte yandan Amerikalı diplomatları taşıyan bir konvoyun korumalığını yapan Blackwater (Karasu) şirketinde çalışan özel güvenlik elemanlarının, başkentin batısındaki El-Yarmuk civarında rastgele ateş açması sonucu 9 masum sivilin hayatını kaybetmesine tepki gösteren Iraklılar, bu güçlerin ülkeyi derhal terk etmesini istedi.
"Büyük bir devlet adamı olsam böyle bir durum karşısında istifa etmiş olurdum" diyen Iraklı Caber El Ubeydi, "Bunları tutuklama imkanı bile yok. Kanunun üstündeler. En önemlisi İşgal güçlerinin gitmesi gerekiyor. Bir sürü yabancı güçler var. Bizi kimlerin öldürebileceğini bilmiyoruz" dedi.
Eymen Salim isimli bir diğer Iraklı da, "Her devlette olduğu gibi askeriye ve güvenlik görevlilerinin bulunduğu bir yerde özel güvenlik görevlilerinin ülkeyi koruması bence saçma. Özel güvenlik şirketlerinin ülkeyi terk etmelerini istiyoruz. Bu olaya karışanların gerekli cezaya çarptırılması gerektiğini düşünüyorum. Bana göre Condoleezza Rice Irak hükümetine telefon açıp tüm Irak halkından özür dilemelidir" dedi. Tahali Rafideyn Derneği Başkanı Esra Hasan, "Bence o şirketlerin üzerinden güvenlik sorumluluklarının kaldırılması lazım. Herhangi bir Iraklı'yı öldüren diğer kişiler gibi adalete teslim edilmeli ve kanunlar karşısında hesap vermelidir. Onların bir Iraklı'dan ne üstünlükleri olabilir? Onlar herhangi bir
Iraklı'dan üstün olamazlar. Bir ABD vatandaşı onlar için her şeyden nasıl üstünse bir Iraklı vatandaş da her şeyden üstündür" diye konuştu.
Irak'ta yaşananların insan haklarına aykırı olduğunu belirten Bağdat Kadınlar Derneği Başkanı Tanya Luis, "Herhangi bir devlet başka bir devleti işgal altına alıyorsa o ülkede yaşayan insanları korumak ve haklarına saygı göstermek zorundadır" dedi.
Iraklı Muhammed El Rubeyi, "Bu özel güvenlik şirketleri ve özel güvenlik güçleri, Irak'ın kanunlarına saygı göstermelidirler. Yabancıların kendilerine güvenlik sağlaması normal bireydir. Fakat kendilerini koruyan güvenlik görevlilerin bulundukları ülkenin kanunlarına uymaları gereklidir. Irak halkına karşı suçlarda bulunuyorlar ve herhangi bir hesap vermiyorlar" ifadelerini kullandı. Basra'da yaşayan Iraklı Ebu Cemal, "Yabancı şirketler bizi gayri insanı olarak kabul ediyor. Neden düzinelerce insan öldürdüler?" derken; Ali Abdul Zahra Jasim ise, "Bütün yabancı güçlerin ülke dışına atılması iyi bir şey. Bu karar daha önce verilmeli" diye konuştu.
Gazeteci Rashed Raheem, Iraklı polis ve askerlerin, güvenlikten sorumlu olabileceğini ifade ederek, "Yabancı güvenlik şirketlerine ihtiyaç yok" dedi.