Gündem
  • 20.2.2006 11:19

İŞTE ABDULLAH BAYBAŞİN'İN YAKALANMASINDA, İNGİLİZ POLİSİNDEN AKIL ALMAZ DETAYLAR

İngiltere'nin başkenti Londra'da 1990'lı yıllardan bu yana adeta terör estiren uyuşturucu baronu Abdullah Baybaşin'i hapse yollayan nefes nefese takibin ayrıntılarını ingiliz Savcı Robin Plummer Independent gazetesine anlattı. Plummer, "8 ay boyunca Baybaşin'in ofisine yerleştirdiğimiz kamera ile çetenin faaliyetlerini takip ettik. Tıpkı, 'Baba' (Godfather) filmini izler gibiydik..." îşte İngiliz savcının bu sözlerle özetlediği uyuşturucu şebekesinin akıllara durgunluk verecek hikayesi ve Plummer'in İngiliz gazetesine verdiği akıl almaz detaylar:

Eroin fabrikası
Baybaşin ailesinin ingiltere'yi hakimiyet altına alma girişimleri ilk kez 1970'de başladı. Afganistan'dan gelen eroinin büyük bir kısmını kontrol eden büyük ağabey Hüseyin Baybaşin ve "bombacılar" olarak bilinen yandaşları Lice'de "uyuşturucu fabrikaları" kurdu. Burada ürettikleri eroin ve kokaini başta ingiltere olmak üzere, Hollanda, Almanya, ispanya ve Belçika'ya gönderen Baybaşinler, kısa sürede milyonlarca dolarlık servet yaptı. Bu süre içerisinde PKK ile de yakın ilişki kurdular. Uyuşturucu gelirlerinden azınısanmayacak paylar terör örgütüne aktarıldı. Baybaşin çetesinin ingiltere'ye gösterdiği özel ilgi, kazandıkları paralar ile Brighton kentinde otel ve emlak satın almaya başlamalarıyla su yüzüne çıktı. Ancak ağabey Baybaşin'in 1996 yılında Hollanda'da kaçakçılık suçlamasıyla göz altına alınması ailedeki ilk çatlak oldu. Abdullah Baybaşin 2001 yılına kadar düzenli aralıklarla Hollanda hapishanelerini ziyaret etti. 2001 yılında ise mahkeme "imparator" uyuşturucu baronunun görkemli hayatına noktayı koydu. Hüseyin Baybaşin ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Sıra artık kardeş Baybaşin'deydi.

PKK ile ipleri attı
1997 yılında ingiltere'ye giderek ailenin buradaki işlerim yönetmeye başlayan Abdullah Baybaşin (Apo), çetenin yeni "babası" oldu ve Londra uyuşturucu piyasasının yüzde 90'ını kontrol altına almayı başardı. PKK ile yakınlığım kullanarak ingiltere'de yaşayan Türk ve Kürtler'den aldığı haraçlarla servetini her geçen gün büyütüyordu. Uyuşturucu işindeki hakimiyetinin yamsıra, ailenin faaliyette olduğu bölgelerde yeni bir dükkan açmak isteyen kişiler bile Baybaşin'e "pay ödemek" zorundaydı. Ayrıca ingiltere'ye insan kaçakçılığı yapan çetelerden de adam başına 1000 pound alıyordu, İngiltere vatandaşı bir kadınla evlenip, bir de çocuk sahibi olarak bu ülkede yaşama hakkım da garanti altına aldı. ingiliz polisi, yıllardan beri Baybaşin çetesini izliyor, ancak liderlerini içeri atacak delilleri bir türlü ele geçiremiyordu. Bombacıların kendilerini öldürmesinden korkan mağdurlar iş polise ifade vermeye gelince dut yemiş bülbüle dönüyordu.

2002 yılı sonlarına doğru, şebeke içinde yeni bir çatlak oluştu. Abdullah Baybaşin PKK'ya verdiği desteği kesme kararı aldı. Kasım ayında 40 PKK'lı militan ile 'Bombacılar' arasında çatışma yaşandı. Ailenin kontrol ettiği Green Lanes bölgesindeki Dostlar Kahvesi'nde yaşanan çatışmada 20 kişi yaralandı. İngiliz polisi artık Baybaşinler'in ensesindeydi. Green Lanes bölgesindeki bir marketin arka tarafım ofis olarak kullanan Apoyu gizlice izlemeye başladılar. Ulusal Suçla Mücadele Timi'nin 2003 yılında bu ofise yerleştirmeyi başardığı minik kamera ise Baybaşin hanedanının yok olmasına öncülük etti. Savcı Robin Plummer Independent'a 8 ay boyunca izledikleri Baybaşin'i şöyle anlattı:

Rahat nefes alacağız
"Sanki Godfather filmini izliyor gibiydik. Her gün yeni birileri gelir, ilk işleri Abdullah Baybaşin'in elini öpmek olurdu. Baybaşin, Don Corleone gibi kısık sesle Türkçe ve Kürtçe konuşurdu. O dönemde ingiltere'ye gelen uyuşturucunun yüzde 90'ı Baybaşinler'in elindeydi. Her kim uyuşturucu işine girmek isterse Baybaşin'in onayını almak zorundaydı. Green Lane'da yeni dükkan açmak isteyenler de Baybaşin'e haraç vermek zorundaydı. Reddedenler, ofise getirilir, çok ağır bir şekilde dövülürdü. Şehirdeki diğer mafya örgütlerinden de vergi alırlardı, insan kaçakçıları bile ülkeye getirdikleri kişi başına Baybaşin'e 1000 pound ödüyordu. Çete uzun yıllar Londra'da yaşayan Türkler arasında korku saldı. Haraç toplama konusunda uzmandılar. Çete üyeleri daima silahlı geziyordu. Artık halk rahat bir nefes alacak."

İşte tüm bu delillerin ışığında polis Baybaşin'i geçtiğimiz cuma gözaltına aldı. Londra'daki davada Baybaşin'in tehditle haraç toplamak ve adaleti engellemeye çalışmak suçlarını kabul etmesinin ardından mahkeme son kararına vardı. Baybaşin, uyuşturucu kaçakçılığı ve tehditle haraç toplamaktan suçlu bulundu. Cezanın ise Mart ayında kararlaştırılacağı belirtildi. Abdullah Baybaşin ile birlikte kardeşi Şirin de tutuklandı. Ailenin diğer 12 üyesiyle ilgili soruşturmalar devam ediyor. Polis, ailenin haklarında delil bulunamayan 2 üyesinin şebekeyi yeniden canlandırmaması için elinden geleni yapacaklarını belirtiyor.

 

(vatan)

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 09:58

İLGİLİ HABERLER