İŞTE, AVRUPALI GÖZLEMCİLERİN, DEP ESKİ MİLLETVEKİLLERİNİN DAVASINA İLİŞKİN RAPORU...
EDA HAN
ANKARA - DEP eski milletvekilleri Leyla Zana, Orhan Doğan, Selim Sadak ve Hatip Dicle'nin yeniden yargılandığı davayı izleyen Avrupalı gözlemciler, davaya ilişkin bir rapor hazırladı. İsviçre - Cenova Uluslararası Hukukçular Komisyonu Bağımsız Yargıç ve Avukatlar Merkezi (ICJ/CIJL) tarafından atanan Hukuk Danışmanı Linda Besharaty ve Avukat Stuart Kerr tarafından hazırlanan raporda, duruşmanın olumlu ve olumsuz yönlerine yer verildi.
Raporda, duruşmalarda sanıklara uzun söz hakkı verilmesi, halkın duruşmalara kısıtlama yapılmadan katılımının sağlanması ve sanık avukatlarının görevlerini profesyonelce yerine getirmelerine imkan verilmesinin memnunlukla karşılandığı belirtildi. Önceki duruşmalarda savunma tarafından dinlenilmesi istenilen tanıkların kabul edilmemesine rağmen 20 Haziran'daki duruşmada 4 savunma tanığının dinlenmesine izin verilmesinin olumlu bir gelişme olarak değerlendirildiği raporda, ancak, dinlenen bu tanıklara avukatların direkt olarak soru sormalarına ve bunların mahkeme kayıtlarına geçirilmesine izin verilmediği öne sürüldü. Yargılamada iddia ve savunmanın eşitliği, mahkemenin bağımsız ve tarafsızlığı konusunda ciddi endişeler bulunduğu öne sürülen raporda, sanıkların masum olabilecekleri varsayımının ihmal edildiği kaydedildi.
Raporda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararına rağmen DGM'nin 1994 yılında verdiği mahkumiyet kararı gerekçe gösterilerek sanıkların tutukluluk hallerinin sürdürüldüğü, sanıkların masum olabilecekleri gözönünde bulundurularak tahliye edilmesi gerektiği ifade edildi. Savcının duruşmada yaptığı açıklama ve sorduğu soruların kendi sözleriyle direkt olarak mahkeme kayıtlarına geçirildiği, avukatların ise bunu yapmalarının engellendiği ve savunmaların mahkeme başkanı tarafından özetlenerek zabta geçirildiği öne sürülerek, ''Türkiye'de bütün davalarda geçerli olan bu uygulama yargılamada silahların eşitliği ilkesine aykıdır'' denildi. Sanıkların duruşmada yaptıkları konuşmaların tam olarak mahkeme kayıtlarına geçmediği öne sürülen raporda, şunlar kaydedildi:
''MAHKEME BAŞKANI İLGİSİZ''
''Mahkeme salonunda hakimlerle savcı aynı yüksek kürsüde fiziki olarak çok yakın bir şekilde oturmaktadır. Hakimler ve savcı salona aynı kapıdan girip çıkmaktadır. Buna karşılık avukatlar aşağıda salonun kenarında kendilerine ayrılmış bir sırada oturmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu davayla ilgili olarak verdiği ihlal kararına rağmen avukatların tanıklara çapraz sorgu yöntemiyle soru sormasına fırsat tanınmamaktadır. İki kamu tanığından birisi Mardin, diğeri de Almanya'da cezaevinde bulunmaktadır. Mardin cezaevindeki tanığın ifadesinin oradaki hakimler tarafından alınması yargılama yöntemine aykırıdır. Almanya'da cezaevinde bulunan tanığın ifadesinin alınmaması ise AİHM kararında daha önce ihlal edildiği belirtilen 6. maddenin tekrar ihlali sonucunu doğuracaktır.''
Raporda , gözlemcilerin davada savcının tanıkları sorgulama yöntemi ve delil göstermedeki eşitliksiz nedeniyle mahkemenin bağımsız ve tarafsızlığı ile temel hakların ihlal edildiği görüşünde olduğu belirtilirken, Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz ile mahkeme üyeleri de eleştirerek mahkeme heyetinin sanıkların savunmalarını ilgisiz bir şekilde dinlediği, Başkan Karadeniz'in bir tanığa alaycı bir üslupla soru sorduğu öne sürüldü. Raporda, yeniden yargılama davasında mahkemenin amacının AİHM kararı doğrultusunda 1994 yılında yapılan yargılamadaki hata ve eksiklikleri düzeltmek olması gerektiği belirtilirken, bu davanın Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklere ve adil yargılama ilkesine uyması noktasında bir uyarı niteliği taşıdığı ifade edildi.
Özellikle yargılamada savcı ve avukatların eşit haklara sahip olması konusundaki silahların eşitliği ilkesine uyulmadığı öne sürülen raporda CIJL tarafından 1999 yılında yayınlanan ''Türkiye'de hakim ve hukukçuların bağımsızlığına ilişkin raporda DGM yargıç ve savcılarının çoğunun kendilerini Türk insanının haklarının koruyucusu olmak yerine devletin koruyucusu gibi gördükleri'' hatırlatılarak, ''Gözlemciler Zana ve arkadaşlarının yargılandığı bu yeniden yargılanma davasında da bu ifadelerin hala geçerli olduğuna tanık olmuşlardır. Gözlemciler 20 Haziran tarihli duruşmadan sonra savcıyla görüşerek yargılamaya ilişkin bir takım sorular sormuşlar ancak savcı bu soruları cevaplamayı reddetmiştir'' denildi. Raporda gözlemcilerin, Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz'le görüşmek için girişimde bulundukları, ancak polis tarafından engellenerek görüştürülmedikleri ileri sürüldü. Hazırlanan rapor, TBMM Başkanlığı'na, Adalet Bakanlığı'na ve Dışişleri Bakanlığı'na gönderilecek.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:20