İŞTE, HALKIMIZIN AKIL ALMAZ MUCİTLİKLERİ...
HASAN PULUR'UN MİLLİYET'TEKİ YAZISI:
HANİ insan hayretini, şaşkınlığını belirtmek için "Pes yahu, bu kadarına pes!" der ya, eski meslektaşımız Selami Turgut Genç'in çıkardığı dergiyi okuyunca, biz de aynen öyle dedik:
"Bu kadarına da pes!"
***
KARAYOLLARINA dikilen trafik levhalarının ve işaretlerinin çok amaçlı kullanıldığını biliriz.
Bu levhalar nişan tahtasıdır; tabancayı çeken levhayı delik deşik eder. Bir zamanlar, rahmetli kayınvalide sağken, Bursa'ya çok gider gelirdik, Gemlik'e yaklaşınca, Orhan Veli'nin şiirinden bir bölümü yazıp yolun kenarına koymuşlardı:
"Gemlik'e doğru denizi göreceksin
Sakın şaşırma!"
Bu levhanın delik deşik olmadığı, kalbura çevrilmediği günü görmedik, her geçişte hem Orhan Veli'yi anar, hem de aklımıza bir İçişleri Bakanı gelirdi, galiba Demokrat Parti'nin Bakanı şöyle demişti:
"Silah, bizim milletin süsüdür!"
***
SONRA yazı yazma devri geldi, duvarlara yazılan sloganlardan yol levhaları da nasibini aldı.
Hele yol kenarında "kedigözü" denilen fosforlu dikmeler... Onların da fosforlu parçalarını söküyor, at arabalarının, kamyonetlerinin arkasına yapıştırıyorlardı.
***
BUNLARI bilen çoktur.
Peki levhaların sökülüp "kavurma sacı" yapıldığını da biliyor muydunuz?
İşte bunu bilemediniz!
"Yok canım, olur mu böyle şey!" diye şaşıran olabilir.
Karayolları 4. Bölge 44. Şube Şefi İbrahim Aslar bakın ne diyor:
"Trafik işaretlerini içeren levhaların et kavurma sacı yapılmak üzere çalındığını tespit ettik!"
***
SİZ buna "Pes yahu!" demez misiniz?
Trafik levhasını çal, ateşe koy, üstünde et kavurma yap!
Öyle bir memleket ki mucitten geçilmiyor!
"Zihni Sinir"i çıkaran milletten de bu beklenir.
***
BİR zamanlar buzdolabı raflarından ızgara yapmışlardı!
Bodrum'daki AVTA tatil köyü yönetimi rica etmişti:
"Lütfen buzdolaplarının ızgaraya benzeyen raflarıyla bahçede köfte, pirzola pişirmeyin!"
Üstelik raflar plastik kaplıydı.
***
DEDİK ya, bizim memlekette mucit çoktur.
Mesela bu mucitlerden biri Mecidiyeköy'den Zincirlikuyu, Gayrettepe ve çevre yoluna giden yollardan birini kapadı.
Niye yaptı?
Trafik daha keşmekeş olsun, yürümesin diye...
İkinci mucidin marifeti şimdilik bir iki günlük; Etiler ile Levent arasındaki "Koç Köprüsü"nü ikiye böldü, gidiş-geliş yaptı. Ulus yolu, Adnan Saygun Caddesi ilk defa böyle oldu, 100 metre yarım saatte geçilir hale geldi.
Trafik levhalarını çalıp kavurma sacını icat eden ile bu iki yolu bu hale sokanların ortak karakterleri "mucit" olmak...
Kimin aklına gelir bunlar?
Ancak mucit olanın aklına gelir.
Karayolları, levhalardan yılda 25 trilyon lira zarar ediyormuş, ya bu yolları kapatanların verdiği zarar?
Hay, icatlarınız başınıza çalınsın!