Ekonomi
  • 19.2.2003 11:49

KABUS GİBİ İKİ YIL...

TÜRKİYE 1999 sonunda, dünya üzerinde bütün politikaları iflas etmiş olan Uluslararası Para Fonu (IMF) ile masaya oturdu. 2000'den itibaren dövizde 'çapa' uygulamasına geçildi. Döviz baskı altında tutuldu. Tüketici enflasyonu yüzde 29.7 ile yüzde 30'un altına çekildi ama dövizdeki artış yüzde 20'de kaldı. Bu durum, ithalatı körükledi, ihracatı ise dizginledi. İthalata olan talep arttı. Sonuçta müthiş bir döviz açığı ortaya çıktı. Piyasalar sıkıştı. Bu sıkışma önce Kasım 2000'de yaşanan krizle kendini gösterdi. Bu dönemde bankalar zora düştü. ZİRVEDE KAVGA ÇIKTI ARDINDAN iki yıl önce bugün yani 19 Şubat 2001'de, bu sıkışma patlak verdi. Büyük kriz, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in MGK toplantısında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in önünme Anayasa kitapçığını fırlatmasıyla patladı. Toplantıyı terk eden Ecevit, daha sonra bir açıklama yaptı ve devletin zirvesinde kriz çıktığını duyurdu. Bunun üzerine borsa düştü, piyasalar allak bullak oldu. Herkes krizin nasıl çözüleceğini merak etmeye başladı. Belirsizlik tam 3 gün sürdü. İşte bu 3 günün sonunda iktidar ortakları bir araya geldi ve 1999 sonundan beri uygulanan 'döviz çıpası' uygulamasını sonlandırarak, dövizde 'dalgalı kur'a geçildiğini açıkladılar. 1.5 MİLYON KİŞİ İŞSİZ DÖVİZDEKİ bu dalgalanma tüm Türkiye'yi sardı. Borsa, bir günde yaşanan en büyük düşüşünü gördü. 22 Şubat sabahı, dolar tam yüzde 40 değer kazandı. Günlük faiz yüzde 7 bin 500'lere kadar fırladı. Herkes şaşkındı ve hangi malın kaç liraya satılacağı belli değildi. Kimse mal almıyor ve satmıyordu. Ekonominin başına ithal bakan Kemal Derviş getirildi. Ama Derviş de ekonomiyi düzeltemedi. Tam 1.5 milyon kişi işsiz kaldı. En büyük darbeyi beyaz yakalı çalışanlar yedi. Ancak ekonomik krizde yaşananlar bunlarla sınırlı kalmadı. KRİZ HÂLÂ BİTMEDİ ESNAF tarihinde ilk kez sokaklara döküldü. Başbakanlık önündeki eylemlerin ardı arkası kesilmedi. Kredi kartızedelerin oranında inanılmaz artışlar yaşandı. Ve bugün krizin üzerinden tam 2 yıl geçti. Adeta kabus gibi üzerimize çöken kriz iki yıldır yakamızı bırakmadı. Belki, daha fazla derinleşmedi ama kriz hâlâ devam ediyor. Hâlâ Türkiye iç ve dış borç batağında. Ekonomik krizde işsiz kalan vatandaşların hiçbiri işlerine geri dönemedi. Esnaf hala işsizlikten şikayet ediyor. Çiftçi, borcundan dolayı icralık. Yani 2 yılda Türkiye'de değişen hiçbir şey olmadı. Sadece kriz kalıcı hale geldi. KİMİ, NASIL ETKİLEDİ? 21 Şubat 2001 tarihinde 687 bin lira olan dolar, dalgalanmaya bırakıldığı gün, tam yüzde 40 değer kazandı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, tarihinin en büyük günlük düşüşünü yaşadı. İMKB endeksi bir günde tam yüzde 18.11 gibi rekor bir oranda düşerek 7 bin 180 puana kadar geriledi. Borsada işlem gören şirketlerin bir günlük değer kaybı tam 10 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bankalar, Merkez Bankası'ndan 4.8 milyar dolar çekti. Hazine bonosunun faizi yüzde 144.2'ye çıktı. Faiz yükleşi Hazine'ye 1.5 milyar dolarlık ekstra fatura çıkardı. Gecelik TL faizi yüzde 7 bin 500'lere kadar fırladı. Krizin iki günlük faturası 16.3 milyar dolar oldu. Esnaf, cumhuriyet tarihinde ilk kez sokaklara dökülerek eylem yaptı. Eylemler kısa sürede tüm Türkiye'yi sardı. Mal piyasalarının neredeyse tamamı durdu. Çünkü kimse iş yapamadı. Özellikle ithal hammaddelerle üretim yapan firmalar, ürünlerini kaç liradan satacaklarını bilemedikleri için satış yapamadılar. Dünya Bankası verilerine göre bu dönemde işsizler ordusuna 1.5 milyon Türk vatandaşı daha eklendi. 2001 yılının ilk yarısında Türkiye yüzde 11.1 oranında küçüldü. Bu küçülme, Türkiye tarihinde İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan en büyük küçülmesiydi. Türkiye 2001 yılını toplamda yüzde 9.4 oranında küçülmeyle kapattı. Her Türk vatandaşı, 2001 yılında yüzde 30 oranında daha fakirleşti. Türkiye krizde yeni bir kavramla karşılaştı: Kartzede. Çünkü, krizde herkes kredi kartına yüklendi. Kimse kredi kartı borcunu ödeyemedi. Türkiye genelinde tam 1 milyon 110 bin vatandaş kredi kartı borcundan dolayı mahkemelik oldu. Borcundan dolayı intihar edenler arttı. HİÇ KİMSE KRİZİN BİTTİĞİNE İNANMIYOR Sinan Aygün/ATO Kriz ortamı hâlâ devam ediyor. Belki kriz derinleşmedi ama geçmedi de. Krizin bitmesi için kapanan şirketlerin yeniden açılması, kapısına kilit vuran esnafın yeniden kepenklerini kaldırması gerekiyor. İşsizlerin işine geri dönmesi lazım. Bunların hiçbiri olmadığına göre kriz de bitmedi. Bendevi Palandöken/TESK Esnaf zaten deprem nedeniyle sıkıntı çekiyordu. Üstüne bir de ekonomik kriz geldi. Ekonomi kötü gidiyor diye çalışanın maaşına cüzi zam yapıldı. Çalışan zam alamayınca biz iş yapamadık. Krizden yine krizi çıkaranlar faydalandı. Bizde kriz bitmedi. Mehmet Rıfat Akyüz/TZOB Ekonomik kriz rüzgar gibi gelip geçici değil ki. Tarım kesiminde de oturdu kaldı. Bir yandan ekonomik kriz bir yandan doğal afetler, çiftçinin iflahını kesti. Tarım kesiminin yüzde 60'ının tarımla ilgilenecek hali kalmadı. Bugün ekilebilir arazinin yüzde 40'ı ekilemiyor. (Star) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:22

İLGİLİ HABERLER