Konu, 'kamusal alanda 'türban' olmaz' noktasına geldiği için, şimdi, neresinin 'kamusal alan' olduğu tartışmasına da girdik.
Türkiye'de 'kamusal'dan 'resmi' olan anlaşılıyor. Bu kullanımı ile kavram aşağı yukarı 'devlet' ile eşanlamlı. Bir malı 'kamu'laştırmaktan söz
ediyoruz; bu, toplum adına devlete mal etmek anlamına geliyor ki, devlet malının ne derecede toplumun malı olduğunu (yani gerçekte) yakın zamana kadar var olan sosyalist ülkelerde yaşamış olanlar çok iyi bilirler. Ama bizim de bunu onlardan dinlemeye ihtiyacımız yok. Gerek Osmanlı miri düzeninde, gerekse Cumhuriyet düzeninde, bugünü de içerecek şekilde, bu konuda engin bir yaşantımız vardır.
'Kamu sektörü', 'kamu iktisadi teşebbüsü' veya 'kamu personeli' dediğimizde de 'kamu' ile 'devlet' aşağı yukarı eşanlamlı oluyor.
Öte yandan da, eski dilde 'amme'nin karşılığı olarak, devletin dışındaki 'toplum' anlamına gelebiliyor.
Batı dillerinde 'public' Latince 'publicus'tan, o da 'populus'tan geliyor; yani 'halk' kavramından türetilmiştir. Bu bakımdan, kavram, Batı dillerinde, 'devlet'ten çok 'toplum'a yakındır.
Ama 'devlet'e yakın olduğu durumlarda da, oranın devleti bizim devletten bir hayli farklı olduğu için, 'kavramsal hinterlandı' diyebileceğim çerçevesi, bizdekinden oldukça farklı bir sistematik oluşturur.
Bu söylenenler ne kadar kısa ve açıklamakta yetersiz olsa da, 'kamusal alan' dediğimiz 'yer'in, bir haritada, ''Üstü yeşil boyalı yerler 'kamusal'
olan yerlerdir'' diye tanımlanacak tipten bir şey olmadığını gösteriyor.
'Her yer' de olabilir, 'hiçbir yer' de.
Türkçede kelimenin 'devlet' ile 'toplum' arasında yer alması, bir miktar kafa karışıklığına yol açsa da, bir bakıma doğru bir yönü işaret ediyor. Çünkü bence 'kamusal alan', sivil toplumla politik toplumun, yani 'devlet'in yan yana geldiği ve iç içe geçtiği alandır. Tam iç içe geçirirseniz, ortada tek bir daire kalır. İstediğimiz bu değil, ancak kısmen iç içe geçmiş iki daire düşüneceğiz. Bunların biri sivil toplum, öteki politik toplum, ikisinin ortak kapsadığı alan da 'kamu' dediğimiz yer. İki daire birbiriyle çok az kesişiyor, dolayısıyla 'kamu' dediğimiz alan daralıyorsa, böyle bir toplumda kamuya az yer kalıyor demektir; bu da 'demokratik' bir topluma özgü bir sinyal sayılmaz.
Türkiye'de 'kamu' ile 'devlet'i özdeş sayma eğilimi, bu son tartışmada da kendini gösterdi. Oktay Ekşi, 'kamu' alanının, 'Cumhurbaşkanı forsunun görülebileceği' her yer olduğunu ilan etti. Erdoğan Teziç bu mantığı daha da ileri götürdü ve 'kamusal' alanı, polisin kimlik tespiti yaptığı alan olarak tanımladı. 'Kavramsal hinterland' diyorum ya, Cumhuriyetin asli ideolojisini yurttaşlarımızın, 'kamu' kavramını işitir işitmez, 'polis' ve 'kimlik kontrolü' ya da 'Cumhurbaşkanı forsu' gibi nirengi noktalarından çağrışım yapmaları ilginç ve çok anlamlı.
Onlara göre 'kamu', devletin sivil toplumu fethettiği ve kendi kayıtsız
şartsız iradesini dayattığı alan.
Murat Belge
Radikal
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:35