''KAMUSAL ALAN''IN HİTLER'İN İCADI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI...!
KAYNAK : Haber Vitrini
Vakit gazetesinin manşetten duyurduğu iddiaya göre Hitler, insanların oturuş biçimlerini bile dizayn ederken, İtalya’nın faşist lideri Mussolini, yayınladığı “Faşist Savaşçı’ya On Emir”de “Faşizmin kurallarını okulda, fabrikada, hastanede, evde ve tarlada yerine getiremeyenler, kara gömleği giyme onuruna sahip değil demektir” diyordu.
NAZİLER DE KAMUSAL ALAN YASAKLARI KOYMUŞTU
Hitler; yukarıdaki kupürde de görüldüğü gibi, insanların oturuş biçimlerini bile dizayn ederken, İtalya’nın Faşist lideri Mussolini, yayınladığı “Faşist Savaşçı’ya On Emir”de “Faşizmin kurallarını okulda, fabrikada, hastanede, evde ve tarlada yerine getiremeyenler, kara gömleği giyme onuruna sahip değil demektir” diyordu.
Başörtüsünün kamusal alanda yasak çerçevesinde değerlendirilmesi, kamusal alanda geçmişte uygulanmış giyim kuşam ve gündelik yaşama ilişkin yasakları gündeme getirdi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kamusal alandaki giyim kuşam ve davranış biçimlerine yönelik yasak konseptinin yeni bir görüş olmadığı ortaya çıktı. Sezer’in savunduğu görüş, Nazi Almanyası’nda ve Faşist Mussolini İtalyası’nda İkinci Dünya Savaşı’nın biçimine kadar uygulandı.
NAZİLER DE KAMUSAL ALAN YASAKLARI KOYMUŞTU
1930’larda Alman okullarında okutulan bir Nazi ders kitabında kamusal alandaki “Ari olan ve olmayan oturuş biçimleri” şeması yer alıyordu. “B” şemasında bir Alman’ın otururken vücudunun alacağı şeklin nasıl olması gerektiği resmedilirken, “A” şemasında ise sakıncalı olan ve “aşağı ırklara mahsus” kabul edilen oturuş biçimi resmediliyor.
FAŞİZME GÖRE KAMUSAL ALANDA DAVRANIŞ BİÇİMLERİ
İtalyan Faşist lider Mussolini’nin 25 Ocak 1920’de Roma’da Halk Meclisi’nde yaptığı konuşmadan: “Gücün kapısını açan büyülü anahtar nedir? Disipline olmuş irade. Bu nedenle her biriniz haki üniforma giymiyorum diye kamusal alanda; hastanede, büroda, dükkanda, ya da tarlada çalışırken dahi kendini bir asker olarak görmeme şerkeşliğine düşemez. Bir asker gibi bütünü hisseden, bütün bir organizmanın nabzını elinde tutan, kendini ona bağlı hisseden bir molekül olmalıdır.”
“SAKINCALI ÖZGÜRLÜKLER YASAKLANDIKTAN SONRA SERBESTSİNİZ”
Mussolini’nin 1921’de yayınladığı “Faşizmin Devlet ve Millet Anlayışı Üzerine Tezler”inden: “Faşizm için devlet, bireylerin ve gurupların göreceliğinden önce gelen mutlak bir varlıktır. Kendisine hizmet etmeye hazır milyonlarca insana dayanan Faşist devlet, ülkeyi örgütledikten, yani yararsız ve sakıncalı özgürlükleri sınırladıktan ve temel nitelikte olanları koruması altına aldıktan sonra, bireylere yeterli hareket alanı da bırakır. Bu konularda karar verebilecek olan bireyler değil, yalnızca devlettir...
“BİZİ BÖLDÜĞÜ İÇİN FARKLILIKLAR KALDIRILACAK”
...Biz Faşistler diyoruz ki, her şeyden önce insanları bölen farklılıklardır. Şu halde hoşlanalım ya da hoşlanmayalım tıpkı toprağa atılan tohumun baharın gelişiyle çiçeklenmesi gibi aynı boyda ve endamda çiçeklenip büyüyeceğiz.”
ÇOĞUNLUĞUN İKTİDARI KABUL EDİLEMEZ
Mussolini’nin 1921 tarihli “Demokrasiyi Red Tezleri”nden: “Faşizm, çoğunluğun, yalnızca çoğunluğun olma sıradan gerçeğine dayanarak, insan topluluklarını yönlendirebileceğini; yalnız başına sayısal güçlerin dönemsel istişarelerle hükümet edebileceğini reddeder.”
FAŞİZMİN İLKELERİ HER YERDE GEÇERLİ
Mussolini’nin Eylül 1931’de açıkladığı “Faşist Savaşçı’ya On Emir”den: “İkinci Emir: Faşizmin disiplin kurallarını okulda, fabrikada hastanede, evde ve tarlada yerine getiremeyenler kara gömleği giyme onuruna sahip değil demektir. Bunlar gevşek imanı ve gelişmemiş karakteri temsil eder ki Faşizm bunu kabul etmez...
Dördüncü Emir: Disiplin yalnızca rütbeli askerlerin meziyeti değildir, aynı zamanda gündelik hayatta ve kurumlara ilişkin bir kural olmalıdır.”
DİSİPLİN VE İTAAT HER ŞEY
Demokrasiyi Red Tezleri’nden: “Disiplin, ulusların gücünün kilit taşıdır. Disiplin, ayrıcalık ve güç demektir. Doğruluk, akıl ve kutsal disiplin hoş olmayan durumlara, bu durumlar bir fedakârlığı gerektirdikleri zaman bile, itaati gerektirir.
“FAŞİST DEVLET BİZİZ, BİZ FAŞİST DEVLETİZ”
Mussolini, yine Demokrasiyi Red Tezleri’nde millet ve devlet ilişkisi konusunda şu görüşleri sarfediyor: “Bizim için çiğnenemez ve feshedilemez bir olgu olan millet kavramı ile başlıyoruz. Bu nedenle bütün enternasyonalizm yanlılarına karşıyız. ‘Büyük İnsanlık’ bir ütopyadır, gerçeğe dayanmaz. Hiçbir şey bize pek yakında bin yıllık bir evrensel kardeşliğin gerçekleşeceğini bildirme yetkisini vermez. Büyük an geldiğinde ülkelerini inkâr edenler, enternasyonalist hayallerini bırakarak ülkeleri için ölürler. Milletten hareketle somut ifadesini hükümette bulan devlete varıyoruz. Fakat devlet biziz; süreç içerisinde millet ile devleti özdeşleştirmeyi arzuluyoruz.”
(Vakit)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:47