Gündem
  • 14.12.2009 16:58

'KANDİL'E DE DEPREM GİBİ CEVAP İSTİYORUZ'

Baykal: "Bir bütçe kanun tasarısını görüşüyoruz. Bence bunun ötesinde bunu nasıl bir ortamda yapıyoruz. Türkiye nasıl bir tablo ile karşı karşıya!

Türkiye ne haldedir ne durumdadır nasıl bir ortamda bu konuları konuşuyoruz bunu öncelikle değerlendirmek zorunda olduğumuza inanıyorum. Çok açıkça görülüyor ki şiddetin dağ başlarından kentlere şehirlere indiği günlük yaşamın bir parçası haline dönüştüğü bir Türkiye'deyiz. Önümüzde molotof kokteylleri ile yanıcı ve yakıcı fişeklerle evlere hergün saldırılan bir Türkiye manzarası var. Polis araçlarına saldırılan bir Türkiye'deyiz.

Güvenlik güçlerinin vatandaşları değil kendilerini bile savunamadığı bir Türkiye. Daha dün işyerlerinin saldırıya uğradığı, vatandaşın arabalarının yakıldığı, Türk Bayrağı'nın yakıldığı bir Türkiye! Polisin iki tarafın arasına girerek asayişi sağlamaya çalıştığı bir Türkiye, devleti aciz bırakılmış bir Türkiye, vatandaşı sahipsiz, sokağı sahipsiz bayrağı sahipsiz bir Türkiye.

AÇILIMIN TARAFTARLARI BELLİ DEĞİL

Bu tablo Türkiye'nin bölünüp parçalanma stratejisinin içine yerleştirilmeye çalışıldığını göstermektedir. Hiç şüphe yoktur ki AK Parti'nin etnik ayrıştırma politikası bu günlere getirmiştir.

Ortaya açılan kürt açılımının içeriği nedir kimse bununla ilgili birşey bilmiyor. Hükümet bunu bilmiyorda mı vermedi, yoksa hazmettire hazmettire vereyim diye mi vermedi bilmiyoruz. Bir sınır konulmadı herşey konulabilir. Bakınız AB üyelerinden 28 tanesinden ucu açık olan tek ülke Türkiye bir adım ileri gidememiştir. Şeffaf değil, ne düşünülüyor kim ne söylüyor belli değil, samimi değil. Hazmettirmek muhatabınıza güvenmediğinizi, onu hazırlamak için uğraştığınızı gösterir. Tarafları kim bu açılımın? Kim kiminle el ele açılıyor? Parlamentodaki muhalefet olarak CHP yok, MHP yok nasıl bir açılım bu! Bir süre sonra Silopi'de birşeyler yaşandı. Öyle anlaşıldı ki bu proje PKK ile hükümetin işbirliğidir.

PKK TERÖRDEN VAZGEÇME KARARI ALDI MI?

Haksızlık yapıyorsun böyle bir müzakere yok diyorsunuz da nasıl oluyorda İmralı'nın gönderdiği 34 kişi aynı gün aynı saatte hükümetin gönderdiği savcı, avukat ile buluşuyor. Kim organize ediyor bunu kimin işbirliği ile oluyor bu beraberlik. Kendiliğinden birilerine malum mu oluyor oraya gidiyor?

Gelenler silahı bırakmış mı hayır niye gelmiş diye soruluyor bıktın mı terörden vazmı geçtin hayır diyor ben İmralı'nın bana verdiği talimatla geldim diyor. Beni İmralı buraya gönderdi. Çok temel bir olay. Terörü bıraktı mı PKK hayır. Terörden vazgeçme kararını aldı mı? Vazgeçmeye yönelik bir işbirliği içine girdiğini söyledi mi hayır! Adamını gönderiyor bizde resmi bir şekilde karşılıyoruz çadır mahkemelerde yargılıyoruz 221. maddenin içine koyuyoruz. Hangi hukuk bilincine sahip bir insan ben terör örgütünün üyesiyim onun talimatı ile buraya geldim diyen birine buyrun elinizi kolunuzu sallaya sallaya gidin demiştir.

Anaların gözyaşı dinsin, şehit cenazeleri gelmesin bu anlayış ile bunu yapıyoruz. Bu temasın içinde sizin PKK ile yaptığınız müzakeresinde bir taahhüt mü yapıldı? Dünyada hiçbir devlet terörle müzakere masasına oturmamıştır. İçişleri bakanı bir hafta sonra 150 kişi gelecek diyordu ne oldu onlara? Neden önce geldiler neden şimdi glemyiorlar? Bu zorlama şehit cenazeleri sona ersin diye yapılmıştır.

DANIŞTAY SALDIRISI

Önce ne olduğunu hatırlatayım. Mahkeme bir karar verdi ve dedi ki Ankara'da bu falan kişinin yaptığı şu nitelikte bir suçtur. Ondan sonra ve ondan önce sayın Başbakan'ın ve o zamanki Sayın Dışişleri Bakanı'nın yaptığı tezleri çok iyi biliyoruz. Uzun süre bir savcı arandı ve o davaya Ankara'da müebbete mahkum olan bir tanık ben biliyorum diye ortaya çıktı. Yargıtay bunun irdelenmesinin kapısını açtı. Bu davanın danıştay davasının yeniden İstanbul'da Ergenekon ile buluşturulmasını sağlayan kişi hakkında bilgi vereyim.

Gizli tanık Osman Yıldırım'ın suç dosyası oldukça kabarık. Türkiye bu manzarayı bu terör tablosunu bu noktaya kadar getirdi.

İKTİDAR APO'YA AF ARAYIŞI İÇERİSİNDE

Bir süredir PKK ile bağlantılı çevrelerin ağzında dolaşan ama AK Parti'ye resmen yansımadığını izlediğimiz bir talebin kısa bir süre önce AK Parti grup vekilinin ağzından çıktı. Türk Milleti sözü ırkçılığı yansıtıyormuş, millet tarifini değiştirmemiz gerekiyormuş. İnsanlar ne konuştuğunun farkında mı? Türkiye'yi bu noktaya getiren yanlışlıkların hangi sorumsuzluklardan kaynaklandğını bize gösteren sade bir örnektir. Türk Milleti sözünü Anayasa'dan çıkarmak, mantığın ötesinde bir şeydir.

Türk Milleti lafından birilerinin mahçup olduğunu, bundan rahatsız olduğunu görüyorum. Bunu çok yadırgıyorum. O söz oraya öyle bir parlamento müzakeresi sonucunda koyalım mı koymayalım mı diye tartışmadan sonra girmiş değildir. Baktım mesela Fransa'da acaba Fransız Anayasa'sında Fransız lafı var mı yok mu? Fransa'da her kesimden insan var hemde ciddi oranlarda. Fransa'da 16 yerde Fransa ve Fransız sözü geçiyor. Orada kimse rahatsız olmuyor ama bizde oluyor. İktidarda marjinal bir parti değil Türkiye'yi yöneten bir parti. Alman Anayasası'nda 10 yerde geçiyor. Onların hiçbirinin derdi yok.

TÜRKİYE TARİHİ TERCİHLERLE KARŞI KARŞIYA

Toplumun temel dokusunu değiştirmeyi demokrasinin gereği zannediyoruz. Demokrasinin süjesi etnik kimlikler değildir. Demokrasi bunlarla meşgul olmaz. İnsan haklarını geliştirir. Demokrasi anlayışı yavaş yavaş toplumumuzun etnik yapısını tadil etme konusundaki arayışlara destek verme anlayışına geliyor.

Türkiye gerçekten bu geldiğimiz noktada çok tarihi tenzilerle karşı karşıyadır. Eğer iktidar içine girdiği bu istikameti sürdürmeye devam edecek olursa ve bu yaşanan ayrışma manzarası daha da geliştirelecek olur ise bunun Türkiye'yi çok tehlikeli bir noktaya taşıyacağı çok açıktır.

Sayın Başbakan ABD'ye giderken gazetecilere Kandil ve Habur'u görüşmemizde gündeme getireceğim dedi. Tabii ki getireceksin. İlla silahla Kandil'e bir saldırı yapın bunu etkisiz kılın demiyoruz ama oraya giden yolları kesiniz. Onlara belli bir süre içinde orayı terketmek zorunda olduklarını kararlılıkla anlatınız. PKK nasıl hala İmralı'dan yönetilebiliyor PKK nasıl hala Kandil'de bütün ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Bunu ABD ile müzakere edilmesi gerekmez mi? Bunu Başbakan ABD Başkanı ile görüştükten sonra döndü ve bekledik ne konuşulmuş diye Kandile ilişkin tek kelime yok. Başbakan İsrail'e deprem gibi cevap veririm diyor güzel ama biz deprem gibi cevabı PKK'ya ve Kandil'e de vermesini bekliyoruz.

Bu tablo acı bir tablodur iktidar malesef Türkiye'de sokağın egemenliğine seyirci kalan bir noktadır. İktidarın gücü memur ve öğrencilere yetmektedir. Sokak anarşisi bu iktidar döneminde ortaya çıkmıştır. Tutarsızlıklar ve en etkili noktalara getirilen sorumsuzluklar Türkiye'yi bu noktaya getirmiştir. Önümüzdeki dönemlerde bunları ele almamız gerekecek.

BÜTÇE BİLİNÇSİZCE HAZIRLANMIŞTIR

İktidar derhal kendisini toparlamalıdır bu gidiş iyi bir gidiş değildir. Bu konuda sorumluluk doğrudan doğruya iktidarındır. Önce bir defa geçen yıl burada nasıl bir görüşme yaptığımızı hatırlarsınız. O dönemde bütçenin bu tablo karşısında ne kadar duyarsız olduğunu ortaya koymuştuk. Bütçe sonuçlandı şimdi o üç noktaya dikkat çekkmek istiyorum. 2009'da Türkiye'nin yüzde 4 büyüyeceğini, kalkınmanın yüzde 4 olacağı söyleniyordu. Biz bu çok boş bir laf diye söylemiştik. Şimdi 2009 sonunda yüzde 6 daralmayı hükümet bile kabul ediyor. 10 Puanlık bir fark bu. Bütçe bilinçsizce hazırlanmıştır.

Bütçe 10,4 milyar lira olarak belirlenmişti, 62,8 gerçekleşmiştir yani 6 kat sapan bir Türkiye. Yıllarca faiz dışı fazla verdik diyen hükümet 2009 yılında faiz dışı fazla değil faiz dışı açık vermiştir. Faizler olmasa da açık vermiştir. Ülkenin hedefi -7,3 milyar lira olmuştur. Orada da bir şaşma olmuştur. Hükümet bu bütçeyi sadece 2010 yılı ile ilgili olarak değil sadece AK Parti'nin değerlendirmesi eğiliminde görüyor bizde ona olumlu bakıyoruz bu açıdan baktığımızda tablo nedir?

7 Yıllık AK Parti iktidarında ekonomi nereden nereye gelmiştir. Bir ekonominin ölçülmesinde bir sürü kriter vardır. Ekonomi büyüyor ise işler olumlu demektir. Büyüyen ekonomide hem gelir artar, yatırımlar artar, istihdam artar ve adaletsizlikler ortadan kalkar. Şimdi AK Parti iktidarının 7 yılı nasıl büyüme tablosu ortaya koymuştur.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 13:28

İLGİLİ HABERLER