Karadeniz'de 15 trilyon dolarlık müjde.. Türkiye'yi uçurur

••4 dk okuma
Karadeniz'de 15 trilyon dolarlık müjde.. Türkiye'yi uçurur

Hızlı Özet

“Dünyanın günümüzde en önemli sorunlarından biri fosil yakıtlar ve onların doğaya verdiği zarar. Fosil yakıtlarla ilgili diğer bir sıkıntı da rezervlerin giderek azalması. Haliyle hem çok temiz hem de enerjisi yüksek kaynaklar öne çıkıyor. Hidrojen de bunların başında geliyor.”






Karadeniz'den 15 trilyon dolarlık müjde! Türkiye'ye 100 yıl yetecek



Türk bilim insanları tarafından geliştirilen yeni yöntemle Karadeniz'deki hidrojen sülfürün yüzeye çıkarılıp ayrıştırılması planlanıyor. Uzmanlara göre, Türkiye'nin yaklaşık 100 yıllık enerji ihtiyacı buradan karşılanabilecek.



Türkiye'nin son dönemlerde en önemli konu başlıklarından biri yeni bulunan enerji rezervleri. Karadeniz'de bulunan doğal gazın bu yıl içerisinde kıyıya ulaşması bekleniyor. Bir yandan gazla ilgili çalışmalar devam ederken diğer yanda bölgedeki hidrojen sülfür rezervleriyle ilgili de önemli gelişmelere şahitlik edebiliriz.



Dünyanın günümüzde en önemli sorunlarından biri fosil yakıtlar ve onların doğaya verdiği zarar. Fosil yakıtlarla ilgili diğer bir sıkıntı da rezervlerin giderek azalması. Haliyle hem çok temiz hem de enerjisi yüksek kaynaklar öne çıkıyor. Hidrojen de bunların başında geliyor.



Hidrojen bilinen tüm yakıtlar içerisinde birim kütle başına en yüksek enerjiyi barındırıyor. Rakamlarla anlatmak gerekirse, 1 kilogram hidrojen 2.1 kg doğal gaz veya 2.8 kg petrolün enerjisine sahip. Ancak temel bir sorun var. Hidrojen doğada serbest halde değil bileşikler halinde bulunuyor ve en çok bilinen bileşiği su. Suyun elektrolizi en basit hidrojen üretme metodu olarak bilinse de bu işlem yüksek maliyetli.



Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde (KTÜ) görevli bir grup bilim insanı geliştirdikleri yeni formülle hidrojen sülfürü diğer tekniklere göre çok daha ucuza ayırabilecekleri görüşünde. Patent çalışmaları devam eden ve KTÜ Teknoloji Transfer Merkezi'nden de destek gören projenin detaylarını konunun uzmanlarıyla konuştuk.



KARADENİZ'DEKİ REZERVLER İLK SIRADA GELİYOR



Prof. Dr. Teoman Ayhan, emekli bir öğretim üyesi. Son olarak Bahreyn'de deniz suyundan içme suyu elde edilmesi projesinde yaklaşık 20 yıl çalışmış bir isim. Türkiye'ye döndükten sonra Karadeniz'deki hidrojen sülfürün yüzeye çıkarılabilmesi için ciddi emek harcamış.



TRT Haber'e değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ayhan, dünyada hidrojen sülfürün en çok bulunduğu yerin Karadeniz olduğu bilgisini paylaşıyor. Karadeniz'in dışında Kanada ve Hindistan'ın da bazı bölgelerin bulunuyor ancak miktar bizdeki kadar değil.



Denizin dibindeki hidrojen sülfürü nasıl yüzeye çıkaracakları ne hangi yöntemle ayıracaklarını merak ediyoruz. Herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatıyor. Gazoz örneğinden yola çıkıyor ve kapak açıldıktan sonra gaz moleküllerinin yukarı doğru çıktığını anımsatıyor. Geliştirdikleri teknikle Karadeniz'de yüzeyin 150-200 metre altındaki hidrojen sülfürü yukarı çıkaracaklarını ve yüzeyde ayrıştıracaklarını geriye kalan suyu yeniden denizin dibine yollayacaklarını söylüyor.



"BU REZERVLER BİR ŞEKİLDE EKONOMİYE KAZANDIRILMALI"



Karadeniz'in dip sularında en az 30 milyar ton hidrojen sülfür gazının olduğunu öğreniyoruz. Bu rezervin bir şekilde Türk ekonomisine kazandırılmasının hayati olduğundan bahsediyor Prof. Dr. Teoman Ayhan.



Hidrojeni ayrıştırmak için geliştirdikleri formülle ilgili kamudan da destek beklediklerinin altını çiziyor Ayhan ve "Geçmişte SSCB döneminde Ruslar bu işle ilgili çok çalıştı. Ancak ortaya koydukları formülün uygulanması çok pahalıydı. Biz şimdi çok ucuza hidrojen sülfürü çıkaracağız. Ortaya koyduğumuz projeksiyonda işletim sistemi çok ucuz. Sadece ilk yatırım maliyeti var. O da elde edilecek gelire kıyasla oldukça cüzi. Hidrojeni ayrıştıracağız. Sülfür de son derece kritik. Elde edeceğimiz sülfürü de hem tarımda hem de milli savunma sanayiinde kullanacağız" diyor.



"MEVCUT PLATFORMLARDAN BİRİNDE DENENEBİLİR"



Prof. Dr. Abdülaziz Güneroğlu de projede katkı sunan isimlerden. KTÜ Deniz Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. Karadeniz'in iki tabakalı yapısına dikkat çekiyor. Alt tabakadaki oksijensiz alanda çok ciddi miktarda hidrojen sülfür olduğunu söylüyor.



Denizin ekolojik açıdan zarar görmeden hidrojen sülfürü çıkarılması gerektiğini belirten Güneroğlu, dikkate değer bir öneride de bulunuyor. Karadeniz'in farklı bölgelerinde hidrokarbon arama faaliyetleri devam ediyor. Bu platformlardan birinde ilgili kurumla ortak hareket edip hidrojen sülfür çıkarabilme konusunda çalışabileceklerini kaydediyor.



"KARADENİZ'DEKİ CANLI VARLIĞI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ"



Bedir Ünver de KTÜ Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışan ve bu projede önemli sorumluluklar üstlenen bir isim. Hidrojenin çok temiz bir yakıt olduğunu, petrole göre iki kat, doğalgaza göre üç kat daha fazla enerji çıkardığını anımsatıyor. ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere dünyanın hidrojenle ilgili projelere yüzlerce milyar dolar ayırmasının temelinde bu var.



"Hidrojen sülfürün ayrıştırılması suya göre 3 kat daha ucuz ve pek çok endüstriyel faaliyette kullanılan sülfür getirisi var" bilgisini paylaşan Ünver, geliştirdikleri yöntemle hidrojen sülfürü yüzeye çıkarıp, ayrıştırmaları hususunda dikkat çekici başka bir noktaya da işaret ediyor.



Karadeniz'de 150-200 metre derinlikten sonra canlı yaşamı olmadığını, dipte yer alan hidrojen sülfürün giderek yukarı doğru çıktığını anlatıyor. Daha net bir ifadeyle, dipteki hidrojen sülfürün hasat edilmeyip de yüzeye doğru çıkmasının Karadeniz'deki canlı varlığı için çok tehlikeli bir süreci tetikleyebileceğinden bahsediyor.



TRİLYON DOLARLIK MÜJDE! TÜRKİYE'YE 100 YIL YETECEK: PETROL VE GAZA RAKİP



Böylesine önemli bir projenin elbette ekonomik açıdan da ciddi katkıları olacak. Bedir Ünver bu duruma da açıklık getiriyor. Literatür çalışmalarına göre burada mevcut olan hidrojen sülfür miktarı 28-63 milyar ton aralığında.



Türkiye'nin yaklaşık 100 yıllık enerji ihtiyacının buradan karşılanabileceğini söylüyor Ünver ve "10 trilyon dolar değerinde hidrojenden, 5 trilyon dolar değerinde bir sülfürden bahsediyoruz." diyerek bölgedeki enerjinin ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor.




Bu haber 1367 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Türkiye'nin etçi gebe düve politikasının uygun fiyatlı et tüketimine katkı sağlaması bekleniyor
Ekonomi
#Spor#haber#Kültür Sanat

Türkiye'nin etçi gebe düve politikasının uygun fiyatlı et tüketimine katkı sağlaması bekleniyor

Terörün geçmişte hayvancılığı da olumsuz etkilediğini aktaran Tunç, "Bugün hayvancılıkta bu kadar ithalat yapmamızın en büyük sebeplerinden birinin terör olduğunu düşünüyorum. Çünkü yaylaları doğru kullanmadığımız için hayvanlar besihanelere çekildi." diye konuştu.

Habervitrini9860 Görüntüleme
SPK : Etkin pişmanlık için son 15 gün
Ekonomi
#Suç#fon#SPK

SPK : Etkin pişmanlık için son 15 gün

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) ile ilgili işlemler nedeniyle 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Habervitrini14902 Görüntüleme
Günde 1 milyon varil petrol.. Akaryakıtta 250 Milyar TL'lik Vergi Jesti: Zamlar Nasıl Sübvanse Edildi?
Ekonomi
#Doğa Gazı Hedefleri#Enerji Mimarisi#Enerji Bakanı Bayraktar

Günde 1 milyon varil petrol.. Akaryakıtta 250 Milyar TL'lik Vergi Jesti: Zamlar Nasıl Sübvanse Edildi?

"Türkiye Petrolleri, inşallah günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretecek bir şirket olacak. Bu rakam bugün yurt içi ve yurt dışında 350 bin varil seviyelerinde. 2028'de 550-600 bin varile, ardından da 1 milyon varil hedefine ulaşacağız. Türkiye, yurt dışı operasyonları ve yerli üretimiyle enerjide tamamen kendi kendine yeten bir ülke haline gelecek."

Habervitrini13919 Görüntüleme
Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji alanında kritik bir anlaşmaya imza atıldı. Bu anlaşma ne anlama geliyor
Ekonomi

Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji alanında kritik bir anlaşmaya imza atıldı. Bu anlaşma ne anlama geliyor

Türkevi’nde Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) arasında imzalanan ve ABD bütçeli bu teknik iş birliği anlaşması, temelleri daha önce atılan Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı’nın ilk somut sahadaki adımıdır.

Habervitrini9557 Görüntüleme