Gündem
  • 9.3.2002 11:47

KAREN FOGG, E-MAİL SKANDALINDAN SONRA İLK KEZ KONUŞTU

KAYNAK : Haber Vitrini Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg, komisyon olarak görevlerinin AB'yi anlamada ve katılım stratejisi çerçevesinde ilerleme kaydetmede Türkiye'ye mümkün olan her yoldan yardım etmek olduğunu söyledi. Fogg, ''Türkiye'de bazı unsurlar bu rol hakkında hala kuşkulu iseler bu elbette ki üzüntü vericidir. Dedikodu ve karalamaya başvuruyor ve AB hakkında korku yaratmaya çalışıyorlar ise, bu daha da üzücüdür'' dedi. Liberal Düşünce Topluluğu'nun, Avrupa Birliği Komisyonu ile birlikte yürüttüğü ''Yasal ve Sosyal Yönleriyle Türkiye'de İfade Özgürlüğü'' adlı proje çerçevesinde düzenlenen ''İfade Özgürlüğü Mağduriyetleri Sempozyumu'', Armada Otel'de başladı. Sempozyumun açılışında konuşan Fogg, ifade özgürlüğü projesinin, demokrasi ve sivil toplumun güçlendirilmesi amacıyla AB Komisyonu'ndan mali destek alan Türkiye'deki çeşitli sivil toplum kuruluşlarının girişimlerinden birisi olduğunu hatırlatarak, yaptıkları yardımlar ve hibeler konusunda bütünüyle saydam olduklarını belirtti. Bu alanda başlıca enstrümanlarının Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Girişimi (DİHAG) olduğunu ifade eden Fogg, dünyanın her yerinde sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda proje önerileri alan DİHAG'ın çok çeşitli konularda en kaliteli ve en uygun projeleri hibe yardımı için seçtiğini anlattı. Fogg, taraftarlık çalışmalarında, eğitim faaliyetlerinde ve kamuoyu bilinçlendirme çalışmalarında sivil topluma destek vermelerinin normal olduğunu ifade ederek, güçlü parlamenter geleneklere sahip ülkeler ve sınırlı özgürlüklere sahip olan bütün ülkelerde demokrasi kalitesinin sürdürülmesi ve geliştirilmesinde sivil toplumun önemli bir rol oynadığını söyledi. Karen Fogg, şunları kaydetti: ''Demokrasilerde, hükümetler ve siyasal seçkinler, şiddet içermedikçe çok sesli bir sivil topluma 'katlanmaları' gerektiğini, kışkırtıcı olmadıkça kararlı fikir sahibi bir medyayı hoşgörmeleri gerektiğini bilirler. Sivil toplum ve medyanın, iyi yönetim için vazgeçilmez olduklarını, gerçekten ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü olmaksızın başarılı bir demokrasinin ayırt edici özelliği olan akıllı ve etkin bir yurttaşlar kitlesi olamayacağını da bilirler.'' Türkiye'ye iki yeni teklif çağrısı Türkiye'de sivil toplumun da, Türkiye'nin, AB'ye katılım stratejisiyle bağlantılı olarak daha geniş bir göreve sahip olduğunu kaydeden Fogg, şöyle devam etti: ''Üyelik sürecinde sivil toplumun katılımına yardım etmek istiyoruz ve bu bakışla iki yeni teklif çağrısı başlatmaktayız. Bunlardan biri 'Avrupa Ufukları' adını taşımakta olup, AB ve Türkiye'nin katılımı konusunda bilgilendirme projelerine yöneliktir. 'Avrupa Bilgi Köprüleri' adını taşıyan öteki teklif ise üniversitelere ve meslek gruplarına AB müktesebatı konusunda uzmanlık kazanmakta yardım edebilecek projelere yöneliktir.'' Katılım sürecini destekleme ve demokrasiyi güçlendirmek için Avrupa Komisyonu'nun hem sivil toplumla hem de hükümetle çalışmayı amaçladığını vurgulayan Fogg, ''Kopenhag siyasal ölçütlerini yerine getirme çabalarını yoğunlaştırmak ve böylece müzakerelerin açılması hakkını kazanmak isteyen bir aday ülke olarak Türkiye'de, komisyon, katılım stratejisi kapsamındaki çalışmasının normal bir parçası olarak hükümetle aktif bir diyalog içindedir'' dedi. Katılım ortaklığı ve Ulusal Program'ın bütün yönleri üzerinde sürekli bilgi alışverişinde bulunulduğunu vurgulayan Fogg, şöyle konuştu: ''Kimi zaman diyalog bu hafta Brüksel'de toplanmış olan enerji, ulaştırma ve çevre alt komitesi gibi resmi bir ortamda gerçekleşir. Kimi zaman ise kamu alımları, yerel yönetim reformu, bölgesel kalkınma gibi konularda mevzuat veya politika reformu için uzmanlık yardımının en iyi şekilde nasıl tasarlanabileceğini tartıştığımızda olduğu gibi gayri resmi bir nitelikte de olabilir. Cezaevi reformu gibi oldukça duyarlı konularda birlikte çalışıyoruz. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihadıyla ilgili olarak, Türkiye'ye en üst hukuksal uzmanlık geliştirilmesine yardım etmek için Avrupa Konseyi ile güçlerimizi birleştiriyoruz.'' Görevimiz açık Komisyonunun, Türkiye'de çok geniş bir yelpazede temaslar içinde bulunduğunu anlatan Fogg, şunları kaydetti: ''Görevimiz açıktır. AB'yi anlamada ve katılım stratejisi çerçevesinde ilerleme kaydetmede Türkiye'ye mümkün olan her yoldan yardım etmek. Türkiye'de bazı unsurlar bu rol hakkında hala kuşkulu iseler, bu elbette ki üzüntü vericidir. Dedikodu ve karalamaya başvuruyor ve AB hakkında korku yaratmaya çalışıyorlar ise, bu daha da üzücüdür.'' Fogg, AB üyeliği üzerine güçlü bir tartışmanın aday ülkelerde tümüyle normal olduğunu anlatarak, ülkesi İngiltere'nin de AB'nin karalanması ve bu konuda dedikodu üretilmesiyle ünlü olduğunu dedi. Avrupa Parlamentosu ve Komisyonu'nun AB ve onun geleceği üzerinde aktif bir toplumsal tartışmayı teşvik ettiğini ifade eden Fogg, Türkiye'de de, AB'nin bütün yönleri üzerinde canlı ve sağlıklı bir tartışma için medyada yeterli düşünce özgürlüğünün varolduğunu umduğunu söyledi. Fogg, ''Bu bağlamda Voltaire'den esinlenerek söylersem, Emin Çölaşan'ın görüşlerine hiç katılmıyor olabilirim, fakat AB aleyhine her türlü olağanüstü iddialarda bulunma hakkını da hayatım pahasına savunurum'' dedi. İfade özgürlüğünün çok değerli olduğunu da belirten Fogg, fakat bu özgürlüğün rahatsız edici olabileceğini ve herkesin onu savunmak için cesarete muhtaç olduğunu dile getirdi. Türk hükümetinin taahhütleri Karen Fogg, şöyle dedi: ''Türk hükümeti siyasal ölçütleri yerine getirmek için ilerlemeyi taahhüt etmiştir. Bunun anlamı ifade özgürlüğü üzerinde varolan sınırlamaların tedricen azaltılmasıdır. Geçen yıl ekim ayında kabul edilen Anayasa değişiklikleri bununla ilgili beklentileri yükseltmiştir.'' Konferansın, Türkiye'nin önünde yapılacak çok iş olduğunu göstereceğini ifade eden Fogg, sözlerini şöyle tamamladı: ''Umuyorum ki daha büyük ifade özgürlüğünün Türkiye yurttaşlarının hakettikleri bir şey olduğunu, onların bu imtiyazı yanlış kullanmayacaklarını, felaket veya cennet vaizlerinin kamuoyu üzerinde etkin olmadıklarını, cumhuriyetin onun yurttaşlarının ellerinde güvende olduğunu ve Kopenhag siyasal ölçütlerine varılmasının kısa zamanda mümkün olabileceğini de gösterecektir. Yaşasın açık tartışma.Bu konferansa, yararlı tartışma ve başarılı sonuçlar dilerim.'' Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:41

İLGİLİ HABERLER