Asayiş
  • 11.2.2015 15:47

Kaybolan dağcılar yaşadıklarını anlattı

Hayata hemen atılan dağcılar, olayın şokunu erken atlatırken, tehlikeli maceralarını tekrarlayacaklarını ve bundan ders alarak artık daha dikkatli olacaklarını söyledi. Olaydan hemen sonra iş hayatına dönen Eczacı Berna Dişçi, işe erken döndüğünü ama herhangi bir sağlık probleminin olamadığını, biraz üşüdüğünü fakat bunun da yavaş yavaş vücudundan attığını ifade etti. İki kaya arasına sığındıklarını aktaran Dişçi, “Orda ben öleceğimi düşündüm orda şunu düşünüyorsunuz; Yaşam, ölüm ve inanç başka hiçbir şey yok. Beni inancım kurtardı, çünkü orda kimse yok yani akrabanız yok, dostunuz yok, sadece orda hesap veriyorsunuz. Orda bir hesap verdiğinizi hissediyorsunuz ve ölümü hissediyorsunuz ölüm gelmiş size kendini hissettiriyor. Kurtarma ekibindeki arkadaşlar geldiği zaman ben orda pançomu attım zaten hiç üşümem gelmedi aklıma. Zaten mucize gibi bir şey, o çocuklar olmasaydı ölüyorduk zaten. Çünkü kısmi donmalar başladı ve insan 18 saatten sonra ne kadar dayanabilir.”

YAŞANANLAR UNUTAN DİŞÇİ, GENÇLERE DAĞCILIĞI TAVSİYE ETTİ
18 saat dağda mahsur kalıp ve orda bir an öleceğini düşünen Eczacı Berna Dişçi, gençlere, yaşananları bir kenara bırakarak dağa çıkmalarını önerdi. Dişçi, “ Bir eczacı olarak gençlere şunu öneriyorum; Lütfen dağı sevin, dağ en güzel, en basit, antibiyotiktir. Sizi suça teşvik etmez, sizi içkiye alkole bağlamaz, sigaraya alıştırmaz, dağ en önemli şeydir. Gençlere hep bunları öneriyoruz” diye konuştu.

HERŞEY 10 SANİYEDE OLDU REHBERİMİZ ÇARESİZ KALDI
Dağcılıkta liderlere güvenilmeli bizde liderimize rehberimize güvendik diyen dağcılar rehberin çaresiz kaldığı ve ölümden döndüğü anları anlattı. Meryemoğlu köyünden yürüyüşe başladıklarını söyleyen Dişçi, “ Dağı çıkarken diğer gruptan olan arkadaşlarımız dönüyordu, onlardan uyarı aldık, arkadaşlar dönün diye. Biz liderimizi de bu konuda uyardık dönmemizle ilgili, kendisi de bizi döndürdü ama yanlış yola saptık, sis dolayısıyla. Başımızdaki olay o kadar çabuk oldu ki, sadece on saniyede inanılmaz bir sis, inanılmaz bir tipi oldu” diyerek doğanın rehberi çaresiz bıraktığını belirtti.

Kendilerinin çıkarken diğer grubun indiğini ve kendilerine çıkmayın uyarsında bulunduğunu söyleyen emekli Albay Erdinç Işıklıgün ise, “İnen grup bize çıkmasanız iyi olur dediler. Gruptaki arkadaşlarımız zirve yapalım ısrar edince bir 150 metre daha tırmandık. Dönüş esnasında saat 14.00 civarında fırtına ve tipiye yakalandık. Rehberimiz doğal olarak yolu bulamadı ve uçuruma geldik ve geri döndük. Daha sonra irtibatlar kesildi ve fırtına koptu, sis çöktü ve dağda mahsur kaldık. Rehberimiz yaşlı, tecrübeli bir şahıs ve saygı duyduğumuz biri fakat yaş itibari ile bu hava şartlarına uyum sağlayamadı. Birkaç kez gitti geldi, kendisini zor hayata getirdik. Kalp masajıyla diğer masajlarla kendisine anca gelebildi, durumu iyi değildi” şeklinde konuştu.

EMEKLİ ALBAY, 19 DAĞCIYI TECRÜBELERİYLE UYANIK TUTTU
18 saat boyunca dağda nasıl hayata tutunduklarını ve askerlik tecrübesinin verdiği bilgileri nasıl arkadaşlarına aktardığını anlatan emekli Albay Erdinç Işıklıgün ise donmanın ayaklarda başlayacağını bildiği için, dağda mahsur kaldıklarında arkadaşlarına düdük ile sağ sol hareketleri yaptırdığını söyledi. Işıklıgün, “Hiçbir arabanın oraya gelemeyeceğini bildiğim için ben ümitlerimizi bitirmeyelim, kendimizden başka bizi hiç kimse kurtaramayacak. Söylediklerime riayet ederseniz hayatta karız diye arkadaşlarıma söyledim. 18 saat o tipide o şartlar altında kalmak kolay değildi. Barınak yok açıkta kaldık şartlar çok kötüydü. Ben bu konularda arkadaşlarıma harp okulunda eğitim gördüğümüzü kışlalarda bu eğitimi uyguladığımız için bazı teknikleri bildiğimizi bana itaat ettikleri ve dinledikleri taktirde hayatta kalabileceğimizi söyledim. Dokuzu bayan toplam 19 kişiydik, hayatta kalmak için birbirlerimize sokulduk, nefeslerimizle birbirimizi ısıttık. Sürekli uyanık olmaları için telkinde bulunuyordum, konuşturdum. Düdükle sol sağ, sol sağ diye ayak hareketleri yaptırdım, donma ayaklarda başlıyor çünkü. Kesinlikle uyumamalarını birbirlerini çimdiklemelerini, masaj yapmalarını ısrarla söyledim. Dolayısıyla bunları uyguladılar ve uyumadılar sabaha kadar böyle devam ettik” dedi.

KURTARMA EKİPLERİ GELEREK BÜYÜK DESTEK OLDU
Kurtarma ekiplerinin sabah 5 gibi kendilerinin yanına yetiştiğini aktaran Işıklıgün, “Beş kişilik dağcılık ekibi geldi. Zaten rehberimizle vedalaştık. Rehber hakkın rahmetine kavuşmuştu, çok kötü olmuştu. Sağ olsunlar sıcak su ve çay getirdiler. Uyku tulumu getirdiler ve rehberi oraya yatırdık. Diğer arkadaşlarımız tabi ki moralmen rahatladılar. Onların gelmesi çok büyük bir destek oldu, onlarla birlikte zirveden yaklaşık üç saatte inebildik” ifadelerini kullandı.

YAŞANILANLAR GÜZEL BİR ŞEY
18 saat dağda mahsur kalan ve çok zor şartlarda ölüm ile yaşam arasında gidip gelen fakat hayata tutunan Eczacı Berna Dişçi yaşanılan her şeye rağmen güzel bir anısının olduğunu ve dağcılığı bırakmayacağını söyledi. Babasının olaylardan haberi olmadığını aktaran Dişçi, “Ben olaya pozitif yönden bakıyorum. Çünkü dersini alan bir insan bunu söyler. Ben dersimin bedelini ödedim. Ben şuan çok iyiyim, hiçbir değişim beden yok sadece kurallarım oldu. Ben zaten disiplinli bir insandım, artık kurallarım var. Babam beni dağlara kendisi çıkarıyordu emekli Astsubay. Kekiğin toplama saatini ve çiçeklerin toplama saatlerini gösterildi. Tabi ki şimdiki olayı bilse kızar, biraz sakladık ondan” dedi.

Ailesinin kendisini gördüklerinde büyük sevinç yaşadığını ve onları görünce bizden daha çok yıprandığını ve sıkıntılı anlar yaşadığını gördüğünü ifade eden emekli Albay Işıklıgün ise “Eşim demiş zaten kızım babanı bi daha zor çıkar diye, kızım ise anne demiş haftaya kesin bir daha gider. Ama ben giderim bir daha bu bir tutku, güzel bir tutku. Doğayı sevmek güzel, dağlar çok güzel, ülkemiz, çok güzel” diye konuştu.
 

 ABDÜLAZİZ BAYDİLLİ-SİNAN YENİÇERİ 

 

Güncellenme Tarihi : 18.3.2016 22:13

İLGİLİ HABERLER