Gündem
  • 4.4.2012 01:16

KCK iddianamesinde hain komutan şoku!..

PKK'nın şehir yapılanması olan KCK'nın iddianamesinde sanıkların aralarında geçen konuşmalar da dava konusu oldu.Bunların birisinde bazı komutanların PKK'ya bombardıman yapılmasını engellediği belirtilirken bazılarında Fethullah Gülen ile ilgili sözler dikkat çekti.
İSTANBUL (A.A) - İstanbul'da, PKK terör örgütünün şehir yapılanması KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma sonucu 147'si tutuklu 193 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, bir numaralı firari sanık Ali Durç'un, muhtemelen PKK/KCK terör örgütünün Irak'ın kuzeyindeki kamplarında olduğu öne sürüldü.
      Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından hazırlanan ve İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen 2 bin 400 sayfalık iddianamede, bir numaralı sanık Ali Durç'un, PKK/KCK terör örgütünün KCK Yürütme Kurulu'nda bulunan 3 kişiden biri olduğu belirtildi.
      Durç'un, PKK/KCK terör örgütünün Kandil'deki militanlarıyla doğrudan irtibatlı olduğu ve terör örgütünün İmralı'daki elebaşısı ile Kandil'deki yöneticileri arasında eş güdüm ve koordinasyonu sağladığı belirtilen iddianamede, Durç'un örgütü Kutbeddin Yazbaşı ve Nihat Oğraş'la birlikte aldığı talimatlar doğrultusunda sevk ve idare ettiği, halen firari olan Durç'un muhtemelen PKK/KCK terör örgütünün Irak'ın kuzeyinde bulunan kamplarında olduğu iddia edildi.
      Sanık Kutbeddin Yazbaşı'nın ise PKK/KCK terör örgütü içerisinde Yürütme Kurulu Başkanı Murat Karayılan'dan sonra gelen Yürütme Kurulu'nun 3 üyesinden birisi olduğu anlatılan iddianamede, Yazbaşı'nın örgütün şehir kadrosu ile dağ kadrosu arasındaki koordinasyonu sağladığı, Kandil-İmralı adına terör faaliyetlerini sürdürdüğü ve kurulması düşünülen ''Kürdistan'' isimli devletin alt yapısının oluşması için yoğun bir faaliyet yürüttüğü belirtildi.
     
     -Gizli Tanık ''Haydar''ın ifadesi-
    
     Gizli tanık ''Haydar''ın ifadesine yer verilen iddianamede, ''Haydar''ın ''Talimatları yerine getirmeyen üyeler bu yapı içerisinden atılır. İsmini hatırlamadığım Esenler DYG sorumlusu molotofkokteylli korsan gösteri eylemi yapmak için il sorumlusundan talimat almıştı. Ancak benzin bulamadığından dolayı bu eylemi gerçekleştiremedi. Bu nedenle DYG ilçe sorumluluğundan uzaklaştırıldı'' dediği ifade edildi.
      İddianamede, ''Kent Meclisleri''nin görevinin İstanbul'da doğu kökenli vatandaşlara karşı PKK propagandası, örgütleme ve kumbara çalışması yapmak olduğunu anlatan gizli tanık ''Haydar''ın, ''Her ayın 28'i ile takip eden ayın 4'ü arası doğu kökenli ailelerin evlerine gittikleri, aidat kutusu denen kumbarayı bırakarak o gece ailenin örgütlenmesi ile ilgili propaganda çalışması yapılır, bırakılan aidat kutularından bağış adı altında gelir elde edilirdi. Elde edilen gelirin yüzde 40'ı ilçe BDP'ye, yüzde 10'u il BDP'ye geri kalan yüzde 50'si ise PKK Kongra-Gel terör örgütünün kırsal alanına giderdi. İlçe BDP'nin kirası fazla olduğu için toplanan aidattan yüzde 40 pay alırdı'' şeklindeki ifadesine de yer verildi.
     
     -Derya Arslan'ın BDP Siyaset Akademisi'ndeki ses kaydı-
    
     Sanık Derya Arslan'ın BDP Siyaset Akademisi'ndeki konuşmalarına ilişkin ses kayıtlarına da yer verilen iddianamede, Arslan'ın konuşmaları şöyle aktarıldı:
      ''Bu hareketin hedefleri arasında Orta Doğu'da demokratik konfederalizm oluşturup tüm dünyaya yaymak öncelikli esaslarımızdandır. Bu hareketin kadrolaşması da buna göre olmalıdır. PKK'nın düzeni, bu esaslar üzerinden oluşmuştur. Biz PKK militanlarına güveniyoruz, bu yüzden her şeyimizi PKK kadrolarına teslim edebiliriz. PKK savaşında en büyük savaş Kürdü eğitme savaşıdır. Bu temel, Kürt insanında özgürlüğü geliştirmiştir. Ya örgütte kalırsın ya da düşmana gidersin.''
      Bu ses kayıtlarında Arslan'ın ''Önder Apo sosyalizmin önderidir'' dediği belirtilen iddianamede, Arslan'ın ''Sosyalizme yeniden ruh katandır. Sosyalist düşüncenin gelişmesini ve yayılmasını sağlayandır. Biz de böyle bir önderin ve hareketin militanlarıyız'' ifadelerini kullandığı vurgulandı.
     
     -Cihan Deniz Zarakolu'nun ses kaydı-
    
     İddianamede, sanık Cihan Deniz Zarakolu'nun da BDP Siyaset Akademisi'ndeki şu konuşmalarına yer verildi:
      ''Fethullah Gülen, hatırlıyorsanız Mavi Marmara ile ilgili bir açıklama yaptı 'Bunlar devlet otoritesine karşı gelmiştir' diye... Şimdi burada İsrail haklı mı, haksız mı- Mesela Mavi Marmara'yı tartışalım. Bunlar iyi niyetli mi, iyi niyetsiz mi- Fethullah Gülen'in verdiği tavır tam bir devletçi tavır. Bu adamlar o Mavi Marmara ve Avrupa'dan giden bu insanlar, devlet otoritesine karşı çıkmaktadır. O yüzden yapılması gereken ilk önce İsrail otoritesinden izin almak ve o şekilde yapmak. Emre itaat ve devlete itaat anlayışı Müslümanlığın, Hıristiyanlığın ve sisteme entegre olmuş yapıların özelliğidir.''
     
     -Tunçer Özdoğan'ın ses kaydı-
    
     İddianamede, sanık Tunçer Özdoğan'ın BDP Siyaset Akademisi'ndeki ses kayıtlarına ilişkin de şu sözleri yer aldı:
      ''Erdoğan Bey'in AK Parti'nin, hatta MHP ve CHP'nin, dini sömürü aracı kullanarak varlıklarını sürdürdüğünü söyleyebilirim. Her ne kadar Avrupa'da kilise ve krallığın yıkılıp ortaya bir ulus devleti çıkmıştır ve oradaki kilise sistemi ulus devletinin dışında kalmıştır. Orta Doğu'nun diğer ülkelerinde ulus devlet Avrupa'daki gibi modernleşmemiştir, inanç sistemi ve çeşitli kurumlar vasıtasıyla devletin içerisinde varlığını sürdürmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, birçok bakanlıktan Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi bütçesinden çok fazlasına sahip olarak varlığını korumaktadır. Avrupa devletlerinde en azından dinsel sorunlar, modern sosyalizmin dışında kalmıştır ama Orta Doğu devletlerinde dinsel sorunlar ulus devletin içinde kalıyor. Bu da inanç sömürüsü yapan, inancı politik sömürü haline getirenlerin işine yarıyor.''
      İddianamede, ''X9'' koduyla verilen ses kaydı ifadelerinde de şunlar öne çıktı:
      ''İşte bazı komutanlar ordu içinde PKK'ya hava saldırısını engellemeye çalışmış deniliyor. Heron meselesi deniliyor. Bu komutanlara izin vermediği için dava açılıyor. Bunları PKK ile savaşmaya yanaşmadılar diye suçluyorlar. Bunlar savaşla bir sonuç alınamayacağını düşünenlerdir. Ancak bir taraftan da bunlar savaşı isteyenlermiş gibi yansıtılıyor. Bunun gibi Ergenekon davasında da bazı yargılananları çözüm karşıtı güçler olarak gösteriyorlar ama aslında bunların bir kısmı belirttiğim gibi bizimle çok kez savaşmış, ancak sonuçta savaşla sonuç alınmayacağını düşünenlerdir. Burada aldatmaca var. Taraf Gazetesi uzun süre bu oyuna geldi.
      Demokratik çözüm kanalları tıkanırsa ister istemez şiddet tırmanacaktır. Bu bir durum tespitidir. Demokratik çözüm yolları tıkanırsa bu ne demektir- Ayrılmaya kadar giden bir dönemin başlaması demektir.
      Silahların devreden çıkarılması için demokratik kanalların açılması gerekiyor. Silahsızlanmayı böyle ele almak gerekiyor. Demokratik kanallar açılmadan silahsızlanmadan bahsetmek bir tehlikedir.''
 

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 19:07

İLGİLİ HABERLER