Kılıçdaroğlu'nun Esrarengiz yat görüşmesinden 'TOPBAŞ'lar mı vardı?
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan apar-topar İstanbul'a gelip bir yatta yaptığı görüşme olay olmuştu... Esrarengiz görüşmeyi yaptığı yat, bir dönem hakkında çok ağır laflar ettiği Abdullah Tivnikli ailesine aitti.
Tivnikli'nin oğlu görüşmenin ortaya çıkmasından bir hafta sonra Kılıçdaroğlu'nun babasının ölümünden dolayı taziye ziyaretine geldiğini idida etti.
Oysa babası 6 ay önce ölmüştü ve Kılıçdaroğlu babasını Meclis kürsüsünden iş bitirici Abdullah diye yerden yere vurmuştu.
Bu esrarengiz olayı ortaya çıkartan Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür bir bomba daha patlattı..
Övür yattaki o görüşme sırasında "Topbaş ailesinden Abdurrahman Topbaş da orada mıydı?" diye sordu. Abdurrahman Topbaş, Osman Nuri Topbaş Hoca'nın oğlu idi...
Düne kadar Erdoğan'ı destekleyen ve Erdoğan sayesinde büyüyen Topbaşlar, BİM sayesinde Türkiye'nin en zengin 10 kişisinin arasına girmişti.
Topbaşların Kılıçdaroğlu ile gizli sakıl ne konuştukları anlaşılmaya çalışılırken Osman Nuri Topbaş Hoca'dan bir açıklama geldi.
Açıklama şöyle;
Kılıçdaroğlu, Osman Nuri Topbaş Hoca ile mi görüştü? Açıklama geldi
Osman Nûri Topbaş Hoca resmi web sitesinde şu açıklamalarda bulundu:

Son günlerde bazı sosyal medya ortamlarında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da yaptığı bir görüşmeye şahsımın da katıldığı yönünde bir iddia yer almaktadır. Şahsımın böyle bir görüşmeye iştiraki kesinlikle söz konusu olmamıştır. Şahsen, bugüne kadar Kemal Kılıçdaroğlu ile hiçbir zaman ve mekanda herhangi bir görüşme içinde bulunmadım. Bu iddia tamamen yanlış bir bilgilendirmedir. Ayrıca adımızın siyasî bir malzeme yapılmak istenmesi, cidden üzücü bir durumdur. Bu yalan haberi yapanlarla ilgili hukukî süreç de başlatılmıştır.
Bir yanlış anlaşılma olmaması için bu hususu kamuoyuna saygılarımla arz ederim.
İŞTE SABAH GAZETESİ YAZARI MAHMUD ÖVÜR'ÜN YAZISININ BİR KISMI
Önceki gün Ebubekir Tivnikli'nin Avukatı Serdar Bulut beni arıyor ve telaşla şöyle diyordu:
"Ben avukat Serdar Bulut, Ebubekir Tivnikli'nin avukatı. Bizi arıyormuşsunuz?"
"Sizi aradığımı kim söyledi?"
"Bir avukatla konuşmuşsunuz?"
"İyi de siz nereden biliyorsunuz. Telefonlarımızı mı dinliyorsunuz?"
"Yok, öyle değil Ebubekir Bey söyledi. Sorularınız varsa onu öğrenelim."
"Tamam, soralım o zaman. Yatta kimler vardı ve Kemal Bey neden geldi?"
"Buna cevap veremem, zaten genel bir açıklama yapacağız."
"O zaman niye aradınız?
"... "
Avukat cevap veremedi ama bahsettiği açıklama önceki akşam geldi;
"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun taziye ziyaret talebi bizlere ulaşmıştır. Araya 31 Mart yerel seçimlerinin yoğunluğunun girmesi nedeniyle taziye ziyareti ancak 2 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilmişti."
Neresinden bakarsanız bakın, zorlama ve uydurma bir gerekçe bu... Madem bu bir taziye ziyaretiydi neden daha ilk gün Kılıçdaroğlu veya siz çıkıp bir açıklama yapmadınız? Niye tam bir hafta sustunuz? O fotoğraflar yayınlanmasaydı bu suskunluk devam mı edecekti? Bence evet, çünkü gizli kapaklı bu görüşmenin fark edilmeyeceğinden emindiler.
Ama çok daha hassas bir nokta var, inanç ve gelenek açısından taziye ziyaretinin adabı. Önce şunu söyleyelim, Abdullah Tivnikli 6 Kasım 2018'de vefat etti. İşe bakın, aradan tam 6 ay geçtikten sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu taziye ziyareti yapıyor. Neymiş araya 31 Mart seçimleri girmiş... Hani "aklımızla alay mı ediyorsunuz?" dedikleri şey bu olsa gerek. Ama ne hikmetse, Kılıçdaroğlukasımda bulamadığı vakti, İstanbul seçimlerinin yenilenmesinin gündemde olduğu, YSK'nın tartışıldığı bir dönemde bulabiliyor.
Onu da geçelim ve dini değerlere saygılı olduğunu düşündüğüm EbubekirTivnikli'ye soralım; Siz, taziyeleri hep yatta mı kabul ediyorsunuz?
Evde veya camide kabul etmenize engel bir durum mu vardı? Kılıçdaroğlukorumalarını neden marinanın dışında bıraktı?
Buraya bir nokta koyup, henüz ayrıntıları netleşmemiş yatın içine girelim. Dikkat ederseniz o görüşmede kimler olduğuna dair ne Tivnikli ne de Kılıçdaroğlu net bir açıklama yaptı. Madem bu bir taziye ziyareti, o yatta kimlerin olduğunu tek tek açıklayın.
Mesela merak ediyorum, Topbaş ailesinden Abdurrahman Topbaş da orada mıydı? Onların orada olmasının son dönemde muhafazakar kesimde ortaya çıkan siyasi ayrışmayla bir ilgisi var mı?
Daha çok siyasi kimlikleriyle bilinen şu iki isim Osman Bostan ve Tarık Çelenkde orada mıydı?