Gündem
  • 12.9.2007 11:15

"KUSURA BAKMAYIN HOCAM, KONUŞAMIYORUM BİR TÜRLÜ"

REHA MUHTAR/VATAN

Bugünlerde bizim matbuat Rodos Şovalyeleri ve Kayseri Şovalyeleri diye ikiye ayrıldı...

Baktım tartışmada geride kalıyorum, ne Rodos ne Kayseri şovalyeleri beni kendilerinden saymıyor ben de şovalyeliği merkezinde incelemek üzere gerçek şovalyelerin olduğu adaya gitmeye karar verdim...

Gidişte Roma dönüşte Milano derken saatler süren yolculukların arasında Malta Şovalyeleriyle tanışma fırsatı buldum...

Üstelik ne tanışma, adamların arkamdan bir su dökmedikleri kaldı...

***

İki gündür gazetelere bakıyorum “Utanın”, “Ayıp Oluyor Ama” türünden Fatih Hoca’nın sinir uçlarını hoplatacak başlıklar revaçta...

Hoca da zaten kızmış, “Ben ders almam yavrum, ders veririm” gibisinden veciz bir ifadede bulunmuş...

Ben de tam Macaristan maçı öncesi Fatih Hoca’yı sinirlendirmeyi hiç istemem doğrusu...

Yaz boyu Türbükü’ndeki denize nazır evinde “Acılı Adana Soslu Çin Böreği”nden yedim durdum...

Hoca’ya özgün bir spesiyal bu...

Börek Çin böreği...

Sos acılı Adana sosu...

Boşuna meraklanmayın tarifi bir tek Hoca’nın aşçısında var, ipucu vermem...

***

Bizim Milli Takım’ın maşallah tam 6 tane ana sponsoru var...

Bu ana sponsorlardan sadece biri olan Ülker 29 adet olan gazeteci taifesini İtalya üzerinden Malta’ya götürdü getirdi...

Yalan olmasın, ana sponsor Ülker’in bizleri götürüp getirme yedirip içirme parasına beş Malta takımı kurulur...

Maçtan sonra 11 Malta’lı futbolcu bir adım ötemde bana nispet yaparcasına yarım saat eğlendi durdu...

Antrenörlerini altı okka yaptılar, birdirbir oynadılar, uzun eşşek türü birbirlerine bindirme yaptılar, şarkı söylediler, dans ettiler.

Futbolcu dediysem yanlış anlamayın, Mallia tesisatçı, Pullicino fırıncı, Muscat aşçı, Woods rehber...

Azzopardi, serbest meslek sahibi diye geçiyor ama, bende o intibaı uyandırmadı ya neyse...

Bütün takımın aylık maaşı 22 bir Euro...

Eh bizi maç seyretmeye götürüp getiren Ülker Grubu sadece gezi için havada karada 22 bin Euro harcamamışsa ben hiçbir şey bilmiyorum...

***

Kimler yok ki gazeteci grubunda...

Cumhuriyet ve Habertürk, genel yayın müdürleri düzeyinde temsil ediliyor...

Hürriyet olayı 3 ana koldan izlemeye almış...

Ekonomik açıdan yazar Erdal Sağlam, yaşam, televizyon ve magazinel açıdan yazar Cengiz Semercioğlu ve gazetenin beyni olarak da yazı işleri müdürü Emre İskeçeli var...

Selahattin Duman gibi ispiyonlamak benim işim değil...

Gerisini saymamayım da kurumlar rahat bir nefes alsın...

Bu arada Bay Zafer Mutlu’ya da bir notum olacak...

Hürriyet’in 3 koldan izlediği geziyi ben Vatan adına kan ter içinde tek başına izledim...

Bu durumun kayda geçmesinde yarar görüyorum...

3 kişilik işi tek başına yapmışım...

Gerçi bilgisayar ağında problem vardı hiç yazı geçemedim...

Dolayısıyla yaptığım işi okuyucu göremedi, ama önemli değil...

Tek başına 3 kişilik bir olay izlemiş oldum gerçeğini değiştirmiyor bu durum...

***

Malta’ya gittik ki, bütün dükkanlar kapalı, adada bir ölüm sessizliği var...

“Hayırdır” dedim “Ne oluyoruz?..”

Yanıt salsa, vals, sirtaki yapan rehberimiz Nadir Bingöl’den geldi:

“Bugün” dedi, “Bayram Malta’da... Osmanlı’dan Kurtuluş günleri... Onu kutluyorlar...”

Ulan bu ne biçim kutlama...

Ölüm sessizliği var şehirde...

Western filmlerinde ıssız kasabaları andırıyor Malta...

Hani birazdan Clint Eastwood’la Lee Van Cleef çıkıp silahları ateşleyecekler, biri geberecek öteki pelerinini boynuna atıp, müzik efekti eşliğinde atıyla ufuklara gidecek...

Öylesi bir hava var Malta’da...

Maçtan önce sağolsun uzak görüşlü gazeteci arkadaşlar otelin bebeler için yaptırdığı oyuncak havuzu uygun görmüşler orada kulaç atmaya çalışıyorum...

Yüzmeye çalıştıkça, “Kardeşim” diyorum, “Burada yüzemiyorum, ayağım yere değiyor... Yok mu bu koskoca otelde başka bir havuz...”

Melih Meriç ve Cengiz Semercioğlu hemen itiraz ediyorlar, “Yok abi başka havuz... Daha ne istiyorsun... Gayet güzel işte...”

Fesuphanallah...

İlk gün çocuk sidiğini andıran parfümlü havuzda yüzdükten sonra, ertesi günü farkediyorum ki otelin bir de yetişkin insanlar için 2 metre derinliğinde medeni bir havuzu vardır...

Ertesi günü uzak görüşlü meslektaşlarımı anarak yüzüyorum o havuzda...

Kulaklarının çınladığını bile duyuyorum...

O kadar içten anmaktayım kendilerini yani...

***

Gezinin ilginç notlarından biri Roma Alfredo restoranında vuku buluyor...

Bu Alfredo sosu dünyanın her tarafında meşhur makarnada...

Restoranın yarısını bizim içim kapatmışlar ve tam seçtiğim mükemmel kırmızı şaraptan yudum alırken, Metin Yurdagül ve Mehmet Tütüncü bam telime basacak soruyu soruyorlar;

İkisi de Ülker’in en tepesinde iki yönetici ve ikisi de hasta Beşiktaşlı soruları şu;

-Reha Bey Ülker hakkında ne düşünüyorsunuz?..

Çatalımda Alfredo soslu makarna, elimde kendi seçtiğim bir İtalyan Merlot kadehi kalakalıyorum...

“Vallahi fena değil” desem olmaz...

“Utan” diyecekler eline dizine dursun yediğin Alfredo soslu makarnayla, seçtiğin İtalyan kırmızı şarap...

Olmayacak, yalakalık etsem bu sefer karizmayı çizdirecem... (Editöre not; Sakın “çizdireceğim” diye düzeltme, “karizmayı çizdirecem” öyle yazdım işte)

Benim özelliğim de bu...

Böyle anlarda kafam çok hızlı çalışır:

“Grubunuz iyi hoş da” dedim, “Bütün paralar gezilere ve Fener’e gidiyor... Beşiktaş’a bir gıdım birşey yok... Bir tek Del Gado... Yazık günah değil mi bu takıma... Bir de Beşiktaş’lı olacaksınız...”

Allah sizi inandırsın koskoca adamlar Alfredo sosuyla kalakaldılar...

Huyum kurusun “acı var mı acıyı” da böyle patlatmıştım zamanında...

***

Ertesi günü, “Acı var mı acı” sorusunu Malta’lı fırıncı Pullicino’yla, aşçı Muscat ve tesisatçı Azzopardi sordular bana...

Bir taraftan Osmanlı’dan kurtuluşu kutluyor, diğer taraftan uzun eşşek oynuyorlardı...

Neyse bu konuyu es geçiyorum...

Bugün Macaristan maçı var ve Fatih Hoca, “Moral bozmayın” dedi basına...

Acılı Adana soslu Çin Böreği...

Kusura bakmayın konuşamıyorum bir türlü... Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 16:26

İLGİLİ HABERLER