Gündem
  • 31.8.2012 01:30

Maria Montessori'nin müthiş keşfi!..

Google tarafından 142. doğüm günü şerefine ana sayfaya özel tasarlanmış doodle yerleştirilerek anılan Maria Montessori, hayatını zeka özürlü çocuklara adadı.

İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori (1870-1952) yüzyılın başlarında  her bir çocuğun bireyselliğine azami ölçüde uyan bir pedagoji geliştirir.

Bu, çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagojidir.

Zihinsel engellilerin eğitimi konusunda aradığı bilgileri Itard ve Séguin’in çalışmalarında bulur ve bu yöntemleri temel alarak kendi yöntemini geliştirir. Eğittiği bir grup engelli çocuk devlet yeterlilik sınavlarında normallere yakın bir başarı gösterir.

Herkes bu başarıdan dolayı mutludur, ancak Dr. Montessori bundan o kadar etkilenir ki zekâ seviyeleri normal olan sağlıklı  çocukların nasıl olup da engelli çocuklarla karıştırılacak kadar istikrarsız olabileceklerini anlamaya çalışır.

Maria Montessori 1907 yılında ilk çocukevi “Casa dei Banbini”de engelli olmayan çocuklarla çalışmalarında yaptığı gözlemlerde çocukların nelerden hoşlandıklarını ve nelerden hoşlanmadıklarını saptar.

Maria Montessori çocukların;
■ödüllerden
■cezalardan
■yetişkin tarafından programlanmış eğitimden
■oyuncaklardan
■şekerlemelerden
■öğretmen masasından
■toplu derslerden

hoşlanmadıklarını,


■özgür seçimden,
■hatalarını kendilerinin denetiminden,
■• hareket etmekten,
■• sessizlikten,
■• sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurulmasından,
■• çevrenin düzenli ve temiz olmasından,
■• özgür faaliyete dayalı bir disiplinden,
■• kitapsız okuma ve yazmadan
■• alıştırmaların tekrarından,

hoşlandıklarını gözlemledi.


Montessori eğitimi temelde kişiliğin oluşumu üzerinde durmaktadır.

Maria Montessori bunu açıkça şu şekilde ifade etmektedir: “Eğitimde metot değil, insan kişiliği göz önüne alınmalıdır.”

  • Çocuk, özeldir, tektir.
  • Kendine has bir varlıktır.
  • Çocuk etrafındaki maddesel dünyayı absorbe eder, gelecekte yetiştireceği kişi modelini biçimlendirir.
  • “Çocuk, insanların mimarıdır.” Bu mimarlar farkında olmadan içlerindeki inşa planına uyarak kendi ritimleri doğrultusunda kendilerini geliştirmeye çalışırlar.
  • Bu gelişime yetişkinler etki edemezler çünkü onlar inşa planını bilmemektedirler. Ancak, bir yetişkinin zamansız müdahalesi ya bu inşa planını tahrip edebilir ya da yanlış bir yöne yönlendirebilir.
  • Montessori Eğitiminin temel taşlarından birisi hazırlanmış çevredir. Çocuklar hazırlanmış çevredeki Montessori materyallerinden, bireysel ilgi ve eğilimine göre bağımsız olarak seçim yaparlar.
  • Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar.
  • Çocuklara istedikleri kadar tekrar etme imkanı sunulur. Erken öğrenen yeni bir çalışmaya geçebilecektir, çünkü öğrenmede herkesin farklı bir ritmi vardır.
  • Materyallerdeki hata kontrolü çocuğun kendi hatasını bulmasıyla gerçekleşir. Başka birinden uyarıya, onaya ve düzeltmeye gerek kalmaz. Kendi kendisini düzeltmesine olanak sağlar. Böylece yetişkinden bağımsızlaşmak doğal olarak gerçekleşir.

Çocuğun güçlü bir karakterde yetişmesini sağlamak için “bir bakıma fiziksel ve ruhsal bir hijyene” ihtiyaç vardır. Bu durumda yetişkinlerin görevi çocuğun içindeki yeteneği ve gizil gücü uyandırmak ve onları gelişim sürecinde desteklemektir.

Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar. Dolayısıyla Montessori yönteminin özü, çocuğa önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve faaliyet özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir yöntem ve sistem anlayışıdır.

“Çocuğa hazırlanmış bir çevrede, çocuğun kişiliğini oluşturması için özgürlük tanıyan, kişiliğinin gelişim sürecini destekleyen, çocuğun kendi onuru içerisinde bireyselleşmesi ve sosyalleşmesini ciddiye alan, bireye özgü adil bir eğitimdir.


TIP fakültesinden mezun olduktan sonra psikoloji alanına geçen Maria Montessori, bulduğu ilginç yöntemlerle o güne kadar uygulanan bütün tedavi yöntemlerini çöpe attırdı.Bugün bile Maria Montessori'nin yöntemlerinden yararlanılıyor.
O yıllarda zeka geriliği görülen çocuklar toplu olarak iyileştirilmeye çalışılır, hatta düzelmeleri için hepsine ortak ilaçlar verilirdi.Bununla da kalınmaz elektro-şok uygulanırdı.
Maria Montessori, bütün bu yöntemleri ortadan kaldıran isim oldu.
Zeka sorunu yaşayan çocukların ortaklaşa değil tek tek ve ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savunan Maria Montessori , ilginç keşiflere imza attı.
Çocukların doğdukları andan itibaren müthiş bir keşfetme yeteneği oluştuğunu farkeden Maria Montessori, çocuklara bir öğretmen olarak değil bilimadamı olarak yaklaştı.Bilginin paylaşımında sevginin öneminin üzerinde durdu.
Çocuklara verdiği bilgiyi tekrar tekrar göstererek onların bu bilgiyi unutmamasını sağladı.Birçok kez tekrarlanan görevlerin çocuklarda kalıcı olduğuna inandı.
Çocukların yoğun konsantrasyon yeteneğine sahip olduğunu ortaya çıkardı.Bunu ortaya çıkardıktan sonra derslerini 3 saat kesintisiz yapmaya başladı. 3 saat kesintisiz ders o yıllarda büyük tartışmalara neden oldu.Maria Montessori, çocuklarla ilgilenirken veya çalışırken kesintisiz devam edilmesi gerekitğine inanıyordu.Ara verildiğinde çocukların yeniden konsantrasyonlarını toplamakta güçlükle karşılaştığını buldu.
Yine o yıllarda çocukların gürültüden hoşlandıkları sanılıyordu.Dolayısıyla çocukların dersleri oldukça gürültülü ortamlarda yapılıyordu.
Maria Montessori, bunun tam tersini ispatladı.Çocukların gürültüyü değil sessizliğini sevdiğini savundu.Verdiği dersler sırasında sessizlik birinci şarttı.
Çocuklara oyun oynatarak öğretme işini başlatan ilk isim oldu. 
Bir çocuğun zahmetsizce kendi anadili emdiğini gören Maria Montessori, ana dili öğrenmeden başka dillerde konuşmanın çocukların kafasını karıştırdığını ortaya çıkardı.Çocukların 6 yaşına kadar olağanüstü bir öğrenme yeteneği geliştirdiklerini savunan Maria Montessori, anadilden sonra ikinci bir dilen bu süreçte rahatlıkla öğretilebileceğini bildirdi.
6 yaşına kadar çocukların okuduklarını öğrenmede normal insanlardan çok daha fazla yetenekleri olduğunu saptadı.

HABERVİTRİNİ ÖZEL

 

 

 


 


 

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 15:35

İLGİLİ HABERLER