Ekonomi
  • 22.5.2007 00:16

MB: ENFLASYON BEKLENTİLERİ HEDEFLERİN ÜZERİNDE!..

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, enflasyon beklentilerinin hedeflerin üzerinde seyrettiğini bildirerek, enflasyon beklentilerinin hedeflere yakınsamasının para politikaları açısından kritik öneme sahip olduğunu anlattı.
      Durmuş Yılmaz, Bakanlar Kuruluna yaptığı sunumda ''Enflasyonla Mücadele, Para ve Kur Politikaları, Piyasalar, Uluslararası Piyasalar, Büyüme, İstihdam ve Ödemeler Dengesi'' konularında ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
      Merkez Bankasının internet sayfasına konulan toplam 74 sayfalık sunumunda Yılmaz, enflasyonla ilgili bölümde, yıllık enflasyonun 2007 yılında çift haneli rakamlara yükselmesinde işlenmemiş gıda, yönetilen ve yönlendirilen ürün fiyatları, güçlü baz etkisi ve mevsimsel fiyat hareketlerindeki düzensizliklerin etkili olduğunu kaydetti.
      Merkez Bankası Başkanı, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artışın etkisini gıda ve alkolsüz içecekler kalemi üzerinde güçlü bir şekilde hissettirdiğini ifade etti.
      Yılmaz, hava koşulları ve arz şokları gibi para politikasının doğrudan kontrolü altında olmayan gelişmelerden güçlü bir şekilde etkilenen işlenmemiş gıda kalemindeki ani fiyat değişimleri ve bu değişimlerin gıda fiyatları üzerindeki etkisinin enflasyonla mücadelede önemli belirsizlik alanlarından birini oluşturduğunu söyledi.
      Mevsimsellikteki kaymaların aylık enflasyon rakamlarındaki oynaklığı artırmak suretiyle enflasyon üzerinde etkili olduğunu belirten Yılmaz, bu etkinin önümüzdeki dönemde de devam etmesinin beklendiğini bildirdi.
      Hizmetler grubu fiyatlarında temel eğilimlerde belirgin bir değişim görülmemesine rağmen yılın ilk aylarında yıllık bazda bir gerileme gözlendiğini belirten Merkez Bankası Başkanı, şunları kaydetti:
      ''Hizmetler grubunda yıllık enflasyon 2006 yılının Eylül ayından bu yana en düşük seviyeye gerilemiştir. Kira kalemindeki artış yıllık bazda yüzde 19,89 seviyesindedir. Ancak fiyat katılıkları sürmektedir. Bu gruptaki fiyat katılıklarının azaltılabilmesine yönelik rekabeti ve arzı artırıcı önlemlerin alınması, enflasyonla mücadelenin en önemli aşamalarından birini oluşturmaktadır.
      Tüketici kredilerinin yıllık reel artış hızındaki yavaşlama sürmektedir. Ticari kredilerin reel artış hızında Şubat ayından itibaren bir gerileme söz konusudur. Mevsimsellikten arındırılmış verilerde beyaz eşya ve otomobil satışlarında gerileme gözlenmektedir. Tüketici güven ve tüketim beklenti endeksleri 2006 yılının ortalarında hızlı bir biçimde geriledikten ılımlı bir iyileşme içine girmiştir. Maliyet koşullarının enflasyon üzerindeki olumlu etkisi devam etmektedir.
      Uluslararası emtia, enerji ve metal fiyatları enflasyon üzerindeki etkileri nedeniyle dikkatle takip edilmektedir. Mevcut durumda bu fiyatlar enflasyonunun orta vadede düşme eğiliminde bozulmaya yol açabilecek bir gelişme göstermemekte, ancak çok hızlı olumlu değişmeler olabilmektedir.'' Enflasyon beklentilerinin hedeflerin üzerinde seyrettiğini bildiren Yılmaz, enflasyon beklentilerinin hedeflere yakınsamasının para politikaları açısından kritik öneme sahip olduğunu anlattı.
     
     ''ORTA VADELİ HEDEFİMİZ ULAŞILABİLİR NİTELİKTE''
      Tüm gelişmeler dikkate alındığında enflasyonunun önümüzdeki dönemde kademeli bir düşüş eğilimine gireceğinin öngörüldüğünü belirten Yılmaz, ''Orta vadeli yüzde 4 hedefimiz ulaşılabilir niteliktedir. Tüm politikamız bu hedefin gerçekleştirilmesine yönelik olarak uygulanmaktadır'' diye konuştu.
      Yılmaz, şöyle devam etti:
      ''Bugün enflasyonla mücadele açısından tarihi bir dönüm noktasında bulunmaktayız. Güçlü bir ekonomi ve toplumsal refah artışı için bu mücadelenin mutlaka kazanılması gerekmektedir. Enflasyonla mücadelenin sadece bir para politikası meselesi olmadığı, bu mücadelenin toplumdaki herkes için yapıldığı unutulmamalıdır. Enflasyonla mücadelede yorgunluk oluşması, toplumca (ama) denilmeye başlanması, önceliklerin kısa dönemler için bile olsa farklılaştırılması talepleri, bu yönde bir eğilim sergilenmesi mücadelenin gücünü zayıflatacak. Son 5 yıldaki tüm kazanımları tehlikeye atacaktır.
      Sıkı maliye politikası mutlaka devam ettirilmelidir. Maliye politikası enflasyonla mücadelenin sac ayaklarından biridir. Sıkı maliye politikası sadece talebin kontrolü açısından değil, program uygulamalarına yönelik kararlılığın en güçlü göstergesi olması dolayısıyla da önem taşımaktadır. Beklentiler üzerinde belirleyici etkisi vardır.
      2002 yılından bugüne bütçe dengesinin GSMH'ye oranında çok güçlü bir iyileşme görülmektedir. 2006 yıl sonu itibarıyla yüzde 0,7 olan açığın mille gelire oranı son 30 yılın en düşük rakamıdır. Mart ayındaki olumlu rakama rağmen 2007 yılın ilk 4 ayında bir bozulma söz konusudur. Açıklanan tasarruf tedbirleri olumludur.''
      Başta sosyal güvenlik reformu olmak üzere yapısal reformların kesintiye uğramaması gerektiğini bildiren Durmuş Yılmaz, ''Ekonomimizin güçlü, inandırıcı ve orta vadeli bir bakış açısı gözeten ulusal ve uluslararası çapalara sahip olması son derece önemlidir. IMF ve AB çapaları, bu konunun ne denli hayati olduğunu göstermişlerdir. AB sürecine ilişkin açıklanan yol haritası son derece olumludur'' diye konuştu.
     
     PARA VE KUR POLİTİKALARI
      Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, para ve kur politikalarının 13 Aralık 2006 tarihinde açıkladıkları 2007 programı çerçevesinde yürütüldüğünü, temel politika aracı olan kısa vadeli faiz oranlarının sadece ve sadece enflasyon hedeflerini gerçekleştirmeye, enflasyonu hedefle uyumlu patikanın içinde kalıcı bir şekilde tutmaya yönelik olarak uygulandığını ve bundan sonra da aynı amaçla ve büyük bir kararlılıkla uygulanacağını anlattı.
      2002 yılından bugüne politika faizlerinin sadece ve sadece enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik olarak ileriye dönük bir bakış açısıyla kullanıldığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
      ''Nominal ve reel faizler; başta enflasyon olmak üzere belirsizlik alanları azaldıkça, yapısal reformlar ile ekonomimiz iç ve dış şoklara daha dayanıkla hale geldikçe, makro dengeler ve güven ortamının kalıcı bir şekilde tesisine yönelik adımlar kararlı bir biçimde atıldıkça, beklentiler iyileşip güven arttıkça kalıcı bir biçimde arzu edilen seviyelere düşecektir.
      Dalgalı kur rejimi enflasyon hedeflemesi rejiminin ve mevcut para politikası tasarımının temel dayanak noktalarından biridir. Başarıyla uygulanmıştır; çok önemli işlevleri vardır.'' Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, 2002 yılı Nisan ayından 18 Mayıs 2007 tarihine kadar olan dönemde Merkez Bankasının toplam 47,5 milyar ABD Doları tutarında döviz alımı yaptığını, 11 Mayıs 2007 tarihi itibariyle döviz rezervlerinin 64,3 milyar ABD Doları seviyesinde olduğunu, döviz girişlerine bağlı olarak program mantığı içinde ihale yöntemiyle döviz alımlarına devam edilmesinin öngörüldüğünü kaydetti.
     
     BÜYÜME
      2006 yılında büyümenin itici gücünün son 4 yıldaki gibi özel sektör olduğunu kaydeden Yılmaz, büyümeye en yüksek katkıyı sanayi sektörünün yaptığını söyledi.
      2007 yılının ilk aylarında mevsimsellikten arındırılmış serilerde sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranlarının yüksek seviyelerini koruduğunu bildiren Yılmaz, şöyle devam etti:
      ''Ocak ve şubat aylarındaki ihracat artışları ile Türkiye'nin başlıca ihracat ortakları olan AB ve Orta Doğu'daki güçlü büyüme ihracatın büyümeye katkısının 2007 yılında da devam edeceğini göstermektedir. Türk ekonomisi, refah düzeyini artırmak, kişi başına gelirde gelişmiş ülkelere yakın bir seviyeye ulaşmak ve genç nüfusuna istihdam yaratabilmek için sürdürülebilir bir yapıda ve yüksek hızda büyümek zorundadır. Kayıt dışı ekonomi mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Büyüme süreçlerinde araştırma ve geliştirmeye, yeniliklere (inovasyon) dayalı bir aşamaya geçilmesi, bu yönde yaklaşımların hayata geçirilmesi şarttır.''
     
     İŞ GÜCÜ PİYASASI
      Yılmaz, bugün ekonomik ve sosyal politikaların çözümü için odaklanmaları gereken temel alanların başında işsizliğin geldiğini söyledi.
      İş gücü piyasasında yapısal bir dönüşümün söz konusu olduğunu bildiren Yılmaz, ''Tarım sektöründe istihdam son 4 yılda birikimli olarak yüzde 19,6 oranında azalmıştır. Bu sürecin devamı beklenmektedir. Genç, kentsel ve kadın nüfusta işsizlik oranları kısmi düşüşe rağmen yüksek seyrini korumakta, iş gücüne katılım oranları düşük seviyede seyretmektedir'' dedi.
      Merkez Bankası Başkanı, iş gücü piyasasına ilişkin yapısal sorunların planlı, uzun vadeli ve arz yönlü politikalar çerçevesinde kalıcı çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
     
     ÖDEMELER DENGESİ
      2007 yılının ilk çeyreğinde ihracatta güçlü performansın devam ettiğini, sermaye yoğun sektörlerin ön plana çıktığını, emek yoğun sektörlerin toplam ihracattaki payının ise gerilediğini bildiren Yılmaz, ''2006 yılının ikinci yarısından itibaren iç talepte görülen durağanlık ve gerileyen petrol fiyatlarının ithalat artış hızını sınırladığı görülmektedir'' diye konuştu.
      Cari açığın bugün itibariyle yatay bir eğilim sergilediğini belirten Yılmaz, cari açığın orta ve uzun vadeli bir bakış açısıyla arz yönlü makro ve mikro yönlü politikalar aracılığıyla kontrol edilmesi gerektiğini kaydetti.
      Yılmaz, doğrudan yabancı yatırımlarda 2007 yılı Mart ayı itibariyle yıllık bazda 25,8 milyar ABD Doları net giriş gerçekleştiğini, en fazla doğrudan yatırım yapılan gelişmekte olan ülkeler içinde Türkiye'nin Çin, Hong Kong, Singapur ve Rusya'nın ardından beşinci sırada yer aldığını vurguladı.
      Durmuş Yılmaz, doğrudan yabancı yatırımların temel belirleyicisinin istikrar olduğunu uzun vadeli kredi girişinin de güçlü görünümünü koruduğunu söyledi.
      Merkez Bankası Başkanı, 2007 yılı Mart ayı itibariyle kısa vadeli kredilerde yıllık bazda net 6 milyar ABD Dolarlık bir çıkış yaşandığını belirterek, ''Portföy yatırımlarına kısa vadeli krediler ve net hata noksan kaleminin eklenmesiyle hesaplanan ve sıcak para olarak adlandırılan kalemin cari açığın finansman yapısı içindeki payının azaldığını'' kaydetti.
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 19:02

İLGİLİ HABERLER