Gündem
  • 16.7.2003 11:35

MEĞER NAZLI ILICAK VE KEMAL DERVİŞ AKRABAYMIŞ

NAZLI ILICAK: ''Nazlı Ilıcak'ın dayısı Kapanlı ailesinden. Kapanci denir, Türkçede Kapancı, Farsçadan alırsan Kapani dersin. Kapanlı dersin... Çeşitli söylemleri var. Nazlı Ilıcak da diyor ki 'Benim dayım Turhan Kapanlı.' Demese de ben buluyorum zaten.'' KEMAL DERVİŞ: ''Ben Derviş geldiğinde Sabetayist olduğunu yazdım. Bana karşı savaş açtılar. Terakki Vakfı'nın kitabında, ki resmi bir yayın, diyor ki okulu cemaat kurmuştur. Kurucularla ilgili listeler veriyorlar sık sık. Kapani ailesi, Derviş ailesi, İpekçiler. Adamlar da saklamıyor, açıkça 'Bizim cemaatin,' diyor. Bir defa Derviş ailesi çıktı. Derviş ailesi sadece Sabetayist değil, ayrıca Kapanilerin liderlerinden.'' Bunlar da diğer ünlülerle ilgili açıklamaları.... ERTUĞRUL ÖZKÖK: ''Gazetecilik bitti. Benim şu andaki gücüm bütün fıkra yazarlarından daha fazla... Bakın Ertuğrul Özkök'e; Ertuğrul benim arkadaşım. Ertuğrul, TİP sempatizanıydı; Yankı'da. Ama şu yazdıklarına bakın... Bazen gazetelere bakıyorum, o fıkra yazarlarını kimse bilmiyor. Belki karıları bile o adamların fıkra yazarı olduğunu bilmiyordur.'' GÜNGÖR URAS: ''Hiç kimse bilmez, Güngör Uras için 'Ne güzel yazıyor,' dedim. Arkadaşımdı. Üstelik ben o zamanlar Kapalı'daydım. Ama devamlı olarak güzel yazıyor diyemem. İyi yetişti; planlamadan yetişti. Zenginlerin arasında yaşıyor ama bir yandan da onlardan tiksiniyor.'' EMİN ÇÖLAŞAN: ''Emin Çölaşan da benim arkadaşımdı. Benim hakkımda çok kötü yazdı. Öyle yaz demişlerdir... Benim PKK'dan para aldığımı yazdı. Sonradan PKK'dan para alanların hepsi çıktı, ben yoktum aralarında. Ben Kürt gazetelerine yazdım, Kürt televizyonlarına konuştum. Musa Anter bana 'Para almayan iki kişi var, biri sen, biri ben,' dedi, 'Sana vermek istiyorlar, reddediyorsun; ben almak istiyorum, vermiyorlar.' Ve ben tarihte çok para sıkıntısı çektim. Beni sevenler, beni aptal bulurlardı.'' CENGİZ ÇANDAR: ''Bazı kuralları ortaya çıkartıyoruz. Cengiz Çandar'ın da ilk adı Osman. Onların bilmemesi mümkün değil.'' ÇETİN ALTAN: ''Türkiye'de Çetin Altan'ın her konuda fikri olur da benim neden olmasın? Ali Kırca'nın olur da benim neden olmasın? Çetin Altan'ın ne entelektüel kapasitesi kaldı ki? Hangi entelektüelliği kaldı? Bir defa bazı şeyleri söyletmezler.'' HAKKI DEVRİM: ''Tam bir Osmanlı üslubu. En eleştireceklerini bile alır, kıvırır, kıvırır öyle yazar.'' Ve diğer ünlüler.... AJDA PEKKAN: ''Hiç beğenmem. Çok mekaniktir. Türk şarkıcılarından Nilüfer'i beğenirim. Bir de Bilgesu Erenus'un olağanüstü bir sesi vardır.'' LEYLA GENCER: ''Kitaplarımın birinde Leyla Gencer'in hiç sesi olmadığını söyledim. Zeynep Oral, Paris'te onun için kuyruğa girildiğini, 'Sen Gencer için mi sıradasın, sen de mi Türksün?' diye konuştuklarını yazmış. Birincisi Parisliler öyle konuşmaz. Ayrıca Parisliler, Leyla hanımın çok iyi soprano olacağını nereden bilecekler? Çünkü bir tane plağı yok. Benim müziği sevmekten, operaya çok düşkün olmaktan başka hiçbir yeteneğim yok.'' FAZIL SAY: ''Dünya çapında benim bildiğim tek müzisyenimiz var. Paris'te evde çalışırken radyoda bir tek Hüseyin Sermet çalınırdı. Societe Generale'in klasik müzik çalan radyosu, Fransa'nın en iyisidir. Dışarıdaki tek müzikçimiz o. Monte Carlo'da Saray'da müzikçiydi... Fazıl Say beklesin daha.'' TARKAN: ''[Avrupa'da] Hiç çalmaz öyle şeyler. Ayrıca artık Avrupa'da da bir Türk kolonisi var. Büyük mağazalarda çalar, çünkü büyük mağazaların en büyük müşterileri Türkiye'deki açgözlüler. Kültürleri bu kadar. Bu televizyonlara baktığım zaman, 'Türkiye'nin en büyük zenginlerinin kültürü bu,' derim.'' SEVGİ GÖNÜL: ''Birkaç tane yazısını okudum. Yazık... Herhalde birisi onun adına yazıyordur. O da normal. O kadar adamları var zaten. Ama yazık, neden yazıyor? Nedir bu? Ama bu toplumda birtakım insanların Sevgi Gönül'ün yazılarına hiçbir itirazları yok. Şu gazetelere bakın, ne kadar emekli elçi var. Bunların bir kültürleri olsa emekli olmadan önce görürdük.'' AZİZ NESİN: ''Aziz Nesin'le çok güzel bir dostluğumuz vardı. Benim dışımdaki nedenlerden dolayı Aziz bey bana çok kötü duygular besledi, çok hücumlar etti. Ben hâlâ onu çok seviyorum, hâlâ hakkında çok güzel yazıyorum. Aziz Nesin'in de vekâletinin bende olduğunu düşünüyorum. Cimri olduğunu söyleyemem. Çok şaşırtıcıydı. Sevdiklerine o kadar çok para harcardı ki... Zaten sık sık âşık olurdu. Cimrilik başka bir şey. Bir ara Zeynep Oral'a âşık mıydı, âşık mı görünmek istiyordu, yemeğe götürürdü. Çok iyi lokantalara götürür, kendisi verirdi.'' YAŞAR KEMAL: ''Dışarıda okunan, Türkiye'deki Yaşar Kemal değildir. Yaşar'ın Türkçe yayınlarında bir günde üç defa şafak olur. Bunlar tespit edilen şeyler. Ya da Yaşar'da meşhur Çukurova'nın yağmurları yağar, yağar, abartılı güzel de bir Türkçesi vardır; abartır, abartır, gök gürültüleriyle topraklar taşar, adamın biri atına biner, toz toprak kalkar. Ama çeviride bunlar olmaz. Başka bir şey olur.'' (www.medyafares.com) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:20

İLGİLİ HABERLER