Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamada, Banka bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve İMKB Repo-Ters Repo Pazarı''nda uygulanan ''''kısa vadeli'''' faiz oranlarının değiştirilmemesine karar verildiği bildirildi.
Kararın gerekçesini açıklayan ''''Enflasyon ve Görünüm'''' başlıklı raporun iki iş günü içinde yayımlanacağı belirtildi.
Merkez Bankası en son 9 Haziran tarihinde kısa vadeli faizlerde ''''çeyrek'''' puanlık indirime gitmişti.
Söz konusu tarihte gecelik faiz oranlarında; borçlanma faiz oranı yüzde 14.50''den yüzde 14.25''e, borç verme faiz oranı yüzde 18.50''''den yüzde 18.25''e indirilmişti.
Diğer vadelerde 1 haftalık borçlanma faiz oranı yüzde 14.50''den yüzde 14.25''e düşürülmüştü.
Geç likidite penceresi faiz oranlarında, geç likidite penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası''nda saat 16.00 - 16.30 arası gecelik vadede uygulanan Banka borç verme faiz oranı yüzde 22.50''den yüzde 22.25''e indirilmişti. Yüzde 5 olan borçlanma faiz oranı ise değiştirilmemişti.
Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanının faiz oranları da yüzde 16.50''den yüzde 16.25''e düşürülmüştü.
Merkez Bankası, 2005 yılının ilk çeyreğindeki gayrisafi milli hasıla (GSMH) rakamlarının ekonomik aktivitede bir durgunluğa işaret etmediğini, aksine yılın ilk yarısında reel faizlerdeki düşüşler doğrultusunda yılın ikinci yarısında ''''talepteki canlanmanın devam edebileceğinin'''' düşünüldüğünü bildirdi.
Merkez Bankası ayrıca, mevcut eğilim ve 2006 yılı enflasyon hedefi gözönüne alındığında, iç talep gelişmelerinin dikkatle takip edilmesi ve orta vadeli hedefler açısından ''''temkinli olunmasının'''' giderek önem kazandığını vurguladı.
Merkez Bankası tarafından yayınlanan ''''Haziran ayı Enflasyonu ve Görünüm'''' başlıklı raporda, yılın ilk altı aylık dönemindeki birikimli enflasyonun yüzde 2.59 oranında gerçekleştiği hatırlatılırken, bu rakamın, yıl sonu enflasyon hedefine ulaşılması açısından olumlu bir görünüm arz ettiği bildirildi.
Ancak bu oranın, geçen yılın aynı dönemindeki birikimli enflasyonun yalnızca yüzde 0.37 puan altında olmasının, enflasyondaki düşüş sürecinin yavaşlamış olabileceğine işaret ettiği ifade edilen raporda, diğer taraftan, mevsimsellikten arındırılmamış olduğu için yüzde 2,59''luk birikimli artışın, genel enflasyon eğilimine ilişkin tam olarak sağlıklı bilgi vermediği kaydedildi. Raporda, şöyle denildi:
''''Bir başka deyişle, sadece yılın ilk altı ayındaki sınırlı artış oranına bakarak, enflasyon eğiliminin hedeflenen düzeyin çok altında olduğu ve yıl sonu enflasyon hedefinin önemli ölçüde altında kalınacağına ilişkin bir kanıya varmak yanıltıcı olabilecektir.
Ancak mevcut veriler geçici etkilerden arındırıldığında dahi, yıl sonunda enflasyonun hedefin altında kalınma olasılığı yüksektir.'''' Yılın ilk yarısında hizmet sektöründeki katılığın devam ettiğinin gözlendiği bildirilen raporda, gelecek dönem enflasyonu açısından hizmet sektörünün önemli bir kriter oluşturduğu belirtildi.
''''ENFLASYON AŞAĞI YÖNLÜ OLACAK''''
Bu arada raporda, önümüzdeki aylarda yıllık enflasyonun yönünün aşağı yönlü olacağının tahmin edildiği belirtilirken, şöyle denildi:
''''Kuşkusuz, petrol fiyatlarındaki gelişmeler bu öngörünün gerçekleşmesini erteleyebilecektir. Ancak para politikası açısından önemli olan gelişmeler bir kaç aya değil, bu günden bir yılı aşkın bir zaman dilimine yayılan daha orta vadeli bir perspektife yöneliktir.
Yıllık enflasyonun ve özel kapsamlı TÜFE göstergelerinin önemli bir kısmının artış eğilimi göstermesi, özellikle 2006 hedefine ulaşılabilmesi açısından temkinli olunması gerektiğine işaret etmektedir.'''' Raporda, Merkez Bankası açısından enflasyon olarak nitelendirilen sözcüğün asıl olarak tüketici fiyat endeksindeki artışa tekabül ettiği, ÜFE''nin hedef olmadığı kaydedildi
GSMH''DEKİ GELİŞMELER
2005 yılının birinci üç aylık dönemi GSMH verilerine göre, ekonomik aktivite ve talepteki artış hızının 2004 yılının ilk yarısına kıyasla yavaşladığı, ancak büyüme sürecinin devam ettiği belirtilen raporda, bu dönemde yarı-dayanıklı ve dayanıksız tüketim ve inşaat yatırımlarının yıllık büyüme açısından ön plana çıkan harcama grupları olduğu ifade edildi.
Özellikle yatırıma yönelik olmak üzere kamu harcamalarının da büyümeye pozitif katkı yapmasının, yurt içi talep kompozisyonundaki değişime işaret ettiği bildirilen raporda, şöyle denildi.
''''Geçtiğimiz yılın ilk yarısında ertelenmiş yatırım ve tüketim taleplerinin uyarılmasından dolayı iç talepte yüksek artışlar görülmüştü. Bu durumun yarattığı baz etkisi 2005 yılının ilk çeyreğindeki yıllık büyüme rakamlarının düşmesinde önemli rol oynamıştır.
Söz konusu etkinin en belirgin olduğu dönem ise 2005 yılının ikinci çeyreği olacaktır. Dolayısıyla ikinci çeyrekte ekonomik aktivitedeki canlılık devam etse dahi yukarıda bahsedilen baz etkisi nedeniyle yıllık büyüme rakamlarının daha düşük çıkması sürpriz olmayacaktır.'''' GSMH verilerini değerlendirirken, mevsimsellikten arındırılmış rakamların kullanılmasının iktisadi olarak anlamlı çıkarımlar yapılabilmesi açısından daha doğru olacağı üzerinde durulan raporda, özel tüketim harcalamalarının mevsimsellikten arındırılmış değerlerine bakıldığında, ekonomik aktivitenin 2004 yılının üçüncü çeyreğinde keskin bir şekilde yavaşladığı, takip eden iki çeyrekte ise tekrar belirgin olarak canlanmaya başladığının görüldüğü ifade edildi. Raporda şöyle denildi:
''''Özellikle yılın ilk çeyreğinde dayanıklı tüketim mallarına olan talebin yavaşladığı yönündeki genel görüş yanılsama içermektedir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler, dayanıklı tüketim mallarına olan talebin yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre ciddi anlamda artışlar gösterdiğine işaret etmektedir.
Dahası, öncü veriler bu eğilimin ikinci çeyrekte de devam ettiğini göstermektedir. 2005 yılının üçüncü çeyreğinde geçtiğimiz yılın ilk yarısındaki yüksek baz etkisinin ortadan kalkmasıyla yılın son iki çeyreğinde yıllık büyüme rakamlarının program projeksiyonlarını aşacağı ve toplamda 2005 yılı büyümesinin program projeksiyonlarına yakın olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.''''
SOSYAL GÜVENLİK YASASI
Merkez Bankası, son dönemde gündeme gelen sosyal güvenlik, mali kuruluşlar ve vergi alanındaki yapısal düzenlemelerin, ''''ekonomideki verimsizlikleri azaltmaya yönelik olduğu ve ekonominin potansiyel büyüme hızını artırarak toplumsal refaha katkıda bulunacağının'''' göz ardı edilmemesi gerektiğini bildirdi.
Merkez Bankası, söz konusu reformların yasal zeminde olduğu gibi uygulamada da kararlılıkla hayata geçirilmesi ve kurumsallaştırılmasının, ''''kritik önem'''' taşıdığını vurguladı.
Merkez Bankası tarafından hazırlanan raporda, krizden çıkış sürecinin Türkiye ekonomisinin büyüme hızına yaptığı yüksek katkının, 2004 yılının sonuna doğru sona ermeye başladığı hatırlatıldı.
Bunun ekonomik aktivitede bir durgunluk olarak yorumlanmaması, aksine, ekonominin potansiyel büyüme hızına yakınsaması olarak algılanması gerektiği belirtilen raporda, ''''makroekonomik politikaların kısa ve orta vadeli amacının, ekonomik büyümeyi mümkün olduğunca potansiyel büyüme hızlarına yakın bir düzeyde tutmak olduğu göz ardı edilmemelidir'''' denildi. Raporda devamla, şu görüşlere yer verildi:
''''Diğer yandan, son dönemde sürdürülebilir büyüme konusunda Merkez Bankası''nca yapılan sunumlarda sık sık vurgulandığı gibi, uzun vadeli politikalar bu potansiyelin genişletilmesi üzerine odaklanmalıdır.
Bu noktada, son dönemde gündeme gelen sosyal güvenlik, mali kuruluşlar ve vergi alanındaki yapısal düzenlemelerin ekonomideki verimsizlikleri azaltmaya yönelik olduğu ve ekonominin potansiyel büyüme hızını artırarak toplumsal refaha katkıda bulunacağı göz ardı edilmemelidir. Kuşkusuz, söz konusu reformların yasal zeminde olduğu gibi uygulamada da kararlılıkla hayata geçirilmesi ve kurumsallaştırılması, kritik önem taşımaktadır.''''
KREDİLERDEKİ GELİŞMELER
Raporda, 2005 yılının ilk yarısında taşıt kredilerinin yıllık artış hızındaki yavaşlamanın sürmekle beraber, aylık artışın hala devam ettiğinin görüldüğü belirtildi.
Konut kredilerinin ise güçlü artış hızını koruduğu ifade edilen raporda, yılın ilk yarısında reel faizlerin aşağıya doğru bir hareket göstermiş olmasının, önümüzdeki dönemde kredilerdeki artış eğilimini destekleyebileceğinin tahmin edildiği kaydedildi Raporda, söz konusu gelişmelerin, Merkez Bankası tarafından hem iç talep hem de finansal istikrar açısından dikkatle izlendiği vurgulandı.
PETROLDEKİ ARTIŞ, TEMMUZ ENFLASYONUNDA ETKİSİNİ GÖSTERECEK
Raporda, dış talebe ilişkin göstergelerin istikrarlı bir seyir izlemeye devam ettiği belirtilirken, şöyle denildi:
''''İthalatın kompozisyonunda tüketim mallarının oranı azalmaya devam ederken, ara malı ithalatının güçlü seyretmesi, dış talebin üretim artışına desteğinin yüksek olduğuna işaret etmektedir. 2004 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomimizi etkilemeye başlayan ve enflasyondaki düşüş sürecini duraksamaya uğratan faktörlerin başında, petrol fiyatları gelmektedir.
Son dönemde ham petrol fiyatlarında gözlenen artışların, daha çok Temmuz ayı enflasyon rakamlarında etkisini göstereceği tahmin edilmektedir.'''' Kuşkusuz, petrol fiyatları gibi dışsal şokların enflasyon üzerindeki orta vadeli etkilerinin, şoklar çok uzun dönemler boyunca süreklilik arz etmediği sürece, sınırlı olacağı belirtilen raporda, ancak bu şokların uzun süre devam etmesi durumunda orta ve uzun dönem enflasyon bekleyişlerinin olumsuz etkilenmesinin söz konusu olabileceği vurgulandı.
Raporda, ''''böyle bir durumun ortaya çıkması halinde, Merkez Bankası''nın gerekli tepkiyi vereceği unutulmamalıdır'''' denildi.
Son dönemde petrol dışındaki ithal girdi maliyetlerindeki göreli istikrarlı seyrin, petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde yarattığı baskıyı kısmen sınırladığı ve 2005 yıl sonu hedefleri açısından iyimser bir görünüm arzettiği kaydedilen raporda, ''''ancak orta vadeli bir perspektifle 2006 yılı enflasyon hedefinin yüzde 5 olduğu göz önüne alındığında, mevcut enflasyon eğiliminin yeterli olmadığı ve hedefe ancak iç talebin kontrol altında tutulması ile ulaşılabileceği düşünülmektedir'''' ifadesi kullanıldı.
''''MALİ DİSİPLİNE DEVAM EDİLMELİ''''
Bu arada raporda, Merkez Bankası''nın enflasyonla mücadele alanındaki son derece önemli kazanımların tersine dönmemesi konusunda üzerine düşen görevi yapmaya devam edeceği belirtilirken, kuşkusuz bu kazanımların devamının olmazsa olmaz koşullarının başında ''''mali disiplinin devamının'''' geldiği vurgulandı.
Son yıllarda enflasyon bekleyişlerinin hedeflerle uyumlu seyretmesinin en büyük nedeninin, kamunun bütçe ve gelirler politikasının hedeflere paralel yürütülmüş olmasının önemi üzerinde durulan raporda, şunlar kaydedildi:
''''Enflasyonda tek haneli rakamlara inildiği bir gerçektir, ancak fiyat istikrarından henüz uzak olunduğu da bir başka gerçektir. Fiyat istikrarına ulaşılabilmesi, ancak son yıllarda kararlılıkla yürütülen ekonomik programın aynı kararlılıkla devam etmesi, mali disiplinden taviz verilmemesi ve mali disiplinin kalitesini uzun vadede temin edecek olan yapısal reformların sürdürülmesi durumunda mümkün olacaktır.''''
Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 12:32