"MİCROSOFT 80 ÜLKEYİ İSTANBUL'DAN İDARE EDİYOR"
TAHİR SARIKAYA
ANKARA
Bakan Ergün, Türkiye Standartları Enstitüsü'nün (TSE) Olağan Genel Kurulu'na katıldı. Bakan Ergün, yaptığı konuşmada, TSE'nin rekabet gücünü artırmak, ulusal ve uluslararası düzeyde ticaretini kolaylaştırmak ve toplumun yaşam düzeyini yükseltmek için standardizasyon, uygunluk değerlendirme, deney ve kalibrasyon faaliyetlerini tarafsız, bağımsız, etkin ve güvenilir olarak destek sağladığını belirtti, Ergün, bugün ürün kalitesi, kalite kontrol ve tüketici hakları gibi birçok önemli kavramın hayata geçirilmesinde, standardizasyon kurumlarına önemli bir rol ve sorumluluk düştüğünü ifade etti.
Dünyanın birçok ülkesinde ürün belgelendirilmesinin milli standart teşkilatları tarafından yürütülmesi de bu kurumların önemini göstermekte olduğunu belirten Bakan Ergün, "Günümüzde belgelendirme, uluslararası ticarette pazarlamanın en önemli unsurlarından birisi haline gelmiştir. Bu nedenle uluslararası platformda belgelerin karşılıklı olarak tanınması gerekmektedir. Böylece ürünlerin gümrük kapılarında günlerce beklemesine gerek kalmamış ve ticaret önemli ölçüde kolaylaşmıştır. Bu nedenle TSE'nin başta Avrupa Birliği olmak üzere ürün ve hizmetlerin belgelendirilmesinde uyum çalışmalarına ağırlık vermesini ve uluslararası belgelendirme ağına üye olmasını çok önemsiyoruz" dedi.
Bakan Ergün, TSE'nin işbirliği anlaşması imzaladığı ülke sayısının 67'ye, kuruluş sayısının ise 87'ye ulaştığını ifade ederek, TSE'nin artık tam anlamıyla küresel bir aktör olduğunu belirtti. "Bugün geldiğimiz noktada, TSE'nin birçok gelişmiş ülkede faaliyet gösteren muadillerinin önünde bulunduğunu ve alanında Avrupa'nın en iyisi olmaya aday olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" diyen Bakan Ergün, şöyle devam etti:
"Bu noktada, ülke olarak eksikliğini çektiğimiz önemli bir sıkıntıya işaret etmek istiyorum. Uluslararası standartlar, ISO, CEN ve CENELEC gibi uluslararası standardizasyon kuruluşları tarafından belirleniyor. Bu standartlar oluşturulurken, sanayiciler de aktif bir şekilde görev alıyorlar. Dolayısıyla ortaya çıkan standartlar, gelişmiş ülke sanayicilerinin üretim yetenekleri ile uyumlu oluyorlar. Ancak bizim sanayicilerimizin, standart oluşturan bu komitelerde aktif olarak görev almadıklarını görüyoruz. Bunun neticesinde, bizim sanayicilerimiz, gelişmiş ülke sanayicilerinin belirlediği standartlarda üretim yapmak durumunda kalıyorlar. Türkiye büyük bir ülke olma iddiasındaysa, bu standartlara uymakla yetinemez, aynı zamanda standartların oluşmasında da azami derecede görev almak zorundadır. Türkiye daha güçlü bir ülke olarak öne çıktıkça, bu alanlarda da söz sahibi olacaktır ancak sanayicilerimizin de bu konuya aynı şekilde sahip çıkmalarını bekliyoruz ve istiyoruz."
Küreselleşen dünyada, ekonomik faaliyetlerin korunması ve gelişmesi için, mal ve hizmetlerin tüm dünyada serbest bir şekilde dolaşmasına ihtiyaç olduğunu kaydeden Bakan Ergün, bu anlayışı benimseyen Türkiye'nin 1980'li yıllardan itibaren dışa açık ve ihracata dayalı bir ekonomi modeliyle hareket ettiğini dile getirdi.
"MİCROSOFT 80 ÜLKEYİ İSTANBUL'DAN İDARE EDİYOR"
Türkiye'nin kalkınması için daha fazla ürün ihraç eden ve bu ürünlerin içinde katma değeri yüksek ve ileri teknolojili ürünlerin payını artıran bir kimliğe bürünmesi gerektiğine işaret eden Ergün, "Bu gibi ürünlerde kalite standartları çok daha fazla belirleyici olduğu için standardizasyon kurumlarına olan ihtiyaç da artacaktır. Yurtdışına gönderdiğimiz ürünlerin çok azında bile sorun çıksa, bu durum sadece o ürünü değil, bütün Türk mallarının imajını olumsuz etkiliyor. İthalat cephesinden baktığımızda ise, ülkemize giren ürünler, bizim ihraç ettiğimiz ürünlere benzer teknik gereklilikleri karşılamalıdırlar. Burada yabancı firmalarla yerli firmalar arasında değil, iyi iş yapanla yapmayan firmalar arsında bir ayrımcılık yapıyoruz. Vatandaşlarımızın hayatlarını zorlaştıran, sağlıklarını ve hatta canlarını tehlikeye maruz bırakan ürünlerin pazarlarımızda dolaşmasına kesinlikle mani olacağımızın bilinmesini isterim. Devlet olarak, vatandaşlarımızın bu itimadının zedelenmesine de asla izin vermeyiz, veremeyiz. Bu nedenlerle, Bakanlık olarak piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerine büyük önem veriyoruz" şeklinde konuştu.
3 saatlik uçuş mesafesiyle 50'den fazla ülkeye ulaşmanın mümkün olduğu bir coğrafyada bulunan Türkiye'nin Avrasya bölgesinin üretim ve teknoloji merkezi olmaya aday olduğunu belirten Ergün, bugün birçok uluslararası şirketin İstanbul'u bölgesel üs olarak kullandığını, örnek olarak Microsoft'un 80 farklı ülkeyi İstanbul'dan yönettiğini ifade etti.
Türkiye'nin ihracatının son 7 yılda Yakın ve Ortadoğu ülkelerine yüzde 458, Türkiye Cumhuriyetlerine yüzde 448, Afrika'ya ise yüzde 500 oranında artış gösterdiğini dile getiren Bakan Ergün, "Türkiye'ye yatırım yapanlar, sadece büyük bir iç pazara hitap etmekle kalmıyor, çok önemli bir ihracat merkezine de yatırım yapmış oluyorlar. Bütün bu potansiyel avantajlarımızı azami derecede açığa çıkarmak için bütün kurumlarımızın en iyi şekilde çalışmaları gerekiyor. Bir ülkenin gelişmesi, o ülkenin kurumlarının gelişmesiyle mümkün olacaktır. Türkiye yükseldikçe kurumlarımız da yükselecek, kurumlarımız yükseldikçe Türkiye daha iyi seviyeleri yakalayacaktır" dedi.
Öte yandan Bakan Ergün, kurula gelişinde bir gazetecinin "Baykal'ın istifasını nasıl değerlendiriyorsunuz, geri dönüş sinyali verdiği doğrumu?" şeklindeki sorusuna Ergün, "Biraz daha zaman geçsin bir görelim, şimdi ki değerlendirmeler çok erken" yanıtını verdi.
Genel Kurula TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ASO Başkanı Nurettin Özdebir ve davetliler katıldı