Spor
  • 16.6.2008 10:31

MİLLİ ZAFER KÖŞELERE NASIL YANSIDI?

Avrupa Futbol Şampiyonası'nda (A) Grubu'nda mücadele eden Türkiye, grubunu 6 puan ve averajla 2. sırada tamamlayarak çeyrek finale yükseldi. Dün geceki zafer köşelerde bakın nasıl yorumlandı.

KAZIM KANAT: HAKEMİ DE YENDİK (SABAH)

Portekiz'e yenildiğimiz gün "Türkiye Avrupa şampiyonu olacak" dedim. Bunu inanarak söyledim. Ayrıca futbol bilgimi ortaya koyarak söyledim. Çünkü Türkiye futbol kadrosu olarak kaliteli oyuncularıyla bunu başaracak güçteydi. Ama herkes benimle alay etti. Kimi 'topal karınca' dedi, kimi 'hayal taciri' . Bu görüşümde son güne kadar ısrar edeceğim.

Biz takım gibi savaşmaya başlayınca yani cesurca risk alarak Çekler'i yenmek için saldırınca öyle bir üç gol attık ki, üstelik kalecisiz yendik. Üstelik 10 kişi ile yendik. İşte Türkiye bu. Maçın bu bölümünü Fatih Terim ve öğrencileri çok iyi analiz etmeli. Bu bölümdeki futbol Türkiye'yi Avrupa Şampiyonu yapacaktır.

LEVENT TÜZEMEN: AYAKLARINIZA SAĞLIK (SABAH)

Türkiye'nin sevincini Cenevre'den görüyorum. İnsanların zafer sarhoşluğundan sokaklara döküldüğünü biliyorum. Biz bu zaferi anamızın ak sütü gibi hak ettik. Şimdi, 'Avrupa Avrupa duy sesimizi işte bu Türkler'in ayak sesleri" diyorum. Bekle bizi Viyana bu yürekli adamlarla valsin başkentini de ayağa kaldıracağız.

Çeklerin ilk toplara basması sonucu yerden ayağa isabetli pas oynayamadık; uzun toplarla hücuma çıktık ve Çekler'in daha çok topa sahip olmasını sağladık. Kanatlarımızı çalıştıramadık. İsveçli hakem de Çekler'den yana tavır koyup bizi sindirmeye çalıştı. Çünkü hakem Peter; Aurelio ve Topal'a kolay sarı kart çıkartarak hassas bölgede görev yapan bu iki oyuncumuzun elini kolunu bağladı. Terim, "Dünyaya kendimizi hatırlatmaya geldik" demişti. İlk hatırlatma muhteşemdi. Ayaklarınıza sağlık 11 altın adam.

AHMET ÇAKAR: DESTAN YAZDIK (SABAH)

Dünya Kupaları ya da Avrupa Futbol Şampiyonaları'nın son 20 yılının en enteresan, en heyecanlı maçını oynadık. Dün gece dünyada milyarlarca insan bu maçı izledikten sonra Türkiye'nin neler yaptığını herhalde 20 yıl daha konuşurlar. Ne olursa olsun; karşınızda köy takımı bile olsa 75.

Dün gece yıllarca konuşulabilecek müthiş bir maç oynadık. Son 1 dakikada Türkiye'de 70 milyonun neler yaşadığını anlayabilmek çok zor. Kalecimiz Volkan atılmış, oyuncu değişikliğimiz olmadığı için kaleye Tuncay geçmiş ve 60 saniye 60 yıla dönüşmüştü. Ama başardılar.
Çocuklar tarih yazdı. Bu tarihi dünyada böylesine bir şampiyonada pek az takım yazabildi. Aslında çok ama çok pis goller yedik. Zaten turnuvanın ilk maçından beri böyle pis goller yiyoruz. Ama ikinci 45 dakika sahada sadece biz vardık. Dünyanın önemli markalarından biri Çek Cumhuriyeti'ni sahadan sildik. Hem de ne siliş! Herhalde Çekler dün geceyi bir daha hatırlamayı hiç istemeyecekler.

GÜRCAN BİLGİÇ: TÜRKÜM, GURURLUYUM (SABAH)

Umutlarımızı birer tuğla yapıp üst üste koyarak da bir duvar örseydik, Koller'e karşı ne yapabilirdik. Tek adam, tek amaç ve tek taktik ile karşımıza dikilen Çek takımının boyuna ne yapsak erişemiyorduk. Bizi sahamıza çivileyip, öyle bir mahkumiyet kararı çıkardılar ki, iki metrelik dev santraforun çocuk oyuncağı gibi olduk. İlk topu O'na oynuyorlar, olmazsa kenara taşıyıp yine O'nu arıyorlardı.

Bu takım sanki bizi çıldırtmak için plan yapmıştı. Önce sinirden, sonra sevinçten çıldırıyorduk. Mucizenin adını Nihat koyuyordu.
Maçı uzatacağız derken, bitirme fırsatı elimizdeydi. Volkan'ın gördüğü kırmızı olacak şey değil, kalan dakikaların kaleye top gelmeden geçmesi Allah'ın lütfu.
Bizim alnımıza yazılmış bir yolumuz, dualarımızla kutsanmış bir formamız var. Bir maçta bu kadar çok mucizeyi hiçbir takım yaratamaz.
Rakip Çek, ama Türkiye'miz tek gerçek...

EFSANE ARDA TURAN-MEHMET DEMİRKOL / MİLLİYET

Bu şampiyonanın isyan edeni, kaderini kabul etmeyeni o... İsviçre maçının son dakika golcüsü olması onu önemli yapıyordu zaten. Ancak dün gece her şey durmuş terse dönmüşken yeniden ortaya çıkıp maçı tutan adam oluşu, onu başka bir sınıfa, efsaneler arasına soktu.
İkinci yarının başından Emre Güngör’ün sakatlığı nedeniyle tek stoper kalışımıza ve ikinci golü kalemizde görüşümüze kadar oynadığımız oyun sanırım bu şampiyonada ortaya koyduğumuz futbolun zirvesiydi. Bu turneyi utanarak kapatmamızı engelleyen de İsviçre maçındaki son dakika golüyle birlikte bu oldu. Bu oyunu sağlayan adam sonra oyunu geri de getirdi. Arda Turan...
Arkadaşları kusura bakmasın,  onu bu efsanevi zaferde başka bir yere koymak zorundayız. Futbol bir takım oyunudur evet ve takıma takım olduğunu hatırlatan birileri gerekiyor bazen. O adam Arda Turan’dı. Genç yaşında artık çok büyük.  
Servet’i de başka bir yere koymak lazım tabii. 3 ayrı büyük sakatlık onu durdurmadı. Çok mu iyi oynadı? Belki hayır. Ama sadece ayakta kalması oynaması bile mucizevi değil mi? İnsanüstü...
Volkan’a kızamıyorum. Çünkü o da bu maçın bu kadar dramatik oluşunun baş aktörlerinden.
Şimdi geri kalanların Servet ve Arda’ya uyma zamanı.
Şampiyonanın en acayip takımı olduğumuzu bir kez daha ispat ettiler. Avrupa’nın en acayip ülkesine bu yakışır zaten.
Başka hangi ülke bu kadar iniş çıkışı bir arada aynı anda yaşar ki?
Kabul edelim biz olmasak bu Avrupa’da bu kupa da çok sıkıcı olacak!

MUCİZEYİ YILDIZLAR YARATIR- RIDVAN DİLMEN / MİLLİYET

Yahu bizim milli takım öyle bir takım ki hepimizi mahcup eder. Aferin çocuklar, bravo Fatih Terim. Bizi hep böyle mahcup edin. Hoş ben bizim oyuncularımızın yeteneğinin performanslarının üstünde olduğunu iddia ediyor olsam da 2-0’dan sonra maçı çevirmek kolay değildi.
Fatih Terim’i eleştirdik. Tabii ki saygı çerçevesi içinde. İsviçre maçının ikinci yarısında sahneye çıkan Terim doğru takımla sahaya çıktı, doğru değişiklikler yaptı. Oyunu hiç bırakmadı. Saha içinde yüzde doksanımız maçı bırakmıştı. Ama Terim kendisine öyle bir yardımcı oyuncu bulmuş ki, onun adı Arda’ydı. O maçı bırakmadı, oynadı, oynattı.
Günümüz futbolunda çok önemli yıldızlar var ama o yıldızların arkadaşlarına ihtiyacı var. 70’li yıllarda tek başına maç aldı derlerdi. Arda kimseden destek almayarak Çekler’i paramparça yaptı. Yine de çok önemli dersler çıkarıyoruz çeyrek finale kalırken.
Bir takım düşünün her maçın ilk yarısında geriye düşmüş. İki tanesinde ikinci golü yemiş ve bunların ikisinde de sonradan toplam beş gol atarak olmazı olur hale getirmiş. Yani imkansızı gerçekleştirmiş. Kendi penceremizden baktığımızda 1-0’dan 2-1’e, 2-0’dan 3-2’ye getirerek takım olarak güven kazandık. Hırvatlar’a ve muhtemel rakiplere “Yahu Türkler maçı çevirirler” korkusunu aşıladık. Bunu aşılayan Terim ve Arda başta olmak üzere herkese tebrikler. İlk yarılara iyi başlamak dileğiyle haydi Viyana’ya.
Bu arada hakem mi! Çekler’in amigosu gibiydi. Hemen iki ön liberoya sarı kart çıkardı, ardından oyuncu değişikliğine iki dakika izin vermedi.

HAMİT KURTULUNCA-ERMAN TOROĞLU/ HÜRRİYET

FATİH Terim, sağbek hapishanedeki tutuklu Hamit’i demir parmaklıklar arasından çıkarınca işin rengi değişmeye başladı.

Orta alana çıkan bu oyuncu pas yaptı, takımı idare etti, orta attı, şut attı ve bu maçı aldık. Çünkü tek Arda tarafından hücum edebiliyorduk. Onun da gücü bir yere kadar yetiyordu. Ne zaman Hamit de sahneye çıkınca bu sefer Çekler’e karşı iki taraftan yürümeye başladık. Ve bütün defans güvenliğini kaybettiler.

Sen gereğini yaparsan futbolda şans sana güler. Emer Aşık’ın oyuna girmesinin gecikmesi, yine bir saha içi organizasyon bozukluğu ve inanılmaz hatalı bir ikinci gol yedik. Bakmayın maç 2-1 olduktan sonra 2-3 tane daha net gol pozisyonumuz var. A Milli Takım’ın son 20 dakikadaki kadrosu, takım tertibi aslında turnuva başında sahaya çıksa bu pozisyonlara düşmeden gruptan çıkardık.

Kabul edilir hareket değil

Ama öyle amatör işler yapıyoruz ki, Şampiyonlar Ligi’nde oynayan Fenerbahçe’nin kalecisi Volkan, Çek takımı nakavt olmuşken gidip rakibini itiyor ve atılıyor. Kabul edilir bir hareket değil.

Bu turunvada bir şeyi gördük; 60. ve 70. dakikadan sonra fizik olarak ayakta kalıyoruz. Bu önemli bir gelişme. Belki de Amerika’dan getirtilen kondisyonerlerin katkısı olabilir. İlk yarı çok kötü futbol oynadık. Semih hiç gözükmedi. Sol tarafta Hakan Balta hücumda hiç yoktu. Ama önündeki Arda, rahat oynayınca onun bu hücum zaafı gözükmedi.

Hakem iyi maç yönetti. Türk seyirciler kendilerine geç geldiler ama buna bizim takımın ilk 60 dakikadaki kötü oyunu sebep oldu. Sonra kendimize geldik. Sen gereğini yaparsen, futbolun pozisyon hakkını verirsen, adamların dünya çapındaki kalecisi hata yapar. Tıpkı yediği ikinci golde olduğu gibi..

HAK ETMEĞİMİZİ DÜŞÜNEN VAR MI? ERCAN SAATÇİ / HÜRRİYET

ÇEK Cumhuriyeti’ni elemeseydik, bu sorunun cevabı netti... Hak etmedik !

Ne oynadık ki hak edelim...

Fatih Terim Allah Kerim...

Peki şimdi finallerdeyiz. Hem de mucizevi bir şekilde.

Tekrar soruyorum;

Biz bunu hak ettik mi ?

Hem de sonuna kadar hak ettik !

Bir gol yedik, iki gol attık...

İki gol yedik, üç gol attık...

Çekleri dağıttık !...

Olmazı oldurduk !

İyi mi oynadık hayır ! Ama inandık ! Gerisi boş, gerisi Hikaye ....

ELEMELERİN HİKAYESİ

Elemelerde üç maç yapmışız; Portekiz’e yenilmişiz, genel kanaat "olmaz böyle şey" olmuş...

Sanki finallerin en iddiasız takımıyla oynamışız gibi...

Ev sahibi olduğundan elemelere katılmadan şampiyonada yer alan

İsviçre’yle oynamışız, genel kanaat "Türklerin ayak sesleri"

olmuş....

Sanki elemelerin en kötü takımını zar zor yenmemişiz, sanki

yendiğimiz takım turnuvanın iddialılarındanmış, iyi futbol

oynuyormuş gibi...

Çek Cumhuriyeti ile oynamışız, genel kanaat "En büyük

Türkiye" olmuş... Sanki beş gün bu futbolla hiçbir şey olmaz

denmemiş gibi...

Futbol işte böyle bir şey... 90 dakika... Bazen 94...

Bitmeden konuşmamak lazım... İyi futbol mu, skor mu diye sorarlar

ya... İdealist olmayalım şimdilik, çünkü bize skor lazım dünkü

gibi.

MAÇIN ÜÇ ADAMI

ARDA - SERVET -MARKO

SÖZÜN BİTTİĞİ YERDE ZAFER KUTLANIR-HAYRİ BEŞER / ZAMAN

Şimdi gelelim, 75 dakikaya kadar bize işkence gibi gelen, içimizi daraltan ama son 10-15 dakikası Türk futbol tarihinin en büyük sürprizini yaşatan oyuna... Ama ne yaman bir çelişkiydi o ilk 45 dakikada yaşadığımız. Sahaya oynamak için çıkan Ay-Yıldızlı ekibimiz kabız bir oynatmama futboluna tutsak kalmıştı. Düşünebiliyor musunuz bu takımda Arda, Nihat, Tuncay ve Hamit gibi topa nitelikli hükmeden ve klasiği aşan meziyetleriyle sistem dengelerini altüst edebilecek adamlarımız var. Ancak bunlardan hiçbiri bir defa olsun dripling çılgınlığına soyunmadı, adam eksiltemedi, bir final hareketiyle takımı ateşleyemedi.

Çek Cumhuriyeti sahaya mükemmel bir denge kıvamıyla yayılmıştı. Hem topun oynandığı hem de atılacağı alanı çok iyi daralttılar. Efektif bir pres anlayışıyla orta sahada Milli Takım'ımıza top göstermediler. Koller'in ilk on birde yer alması taktik planlarını bu oyuncunun üzerinden şekillendireceklerinin göstergesiydi. Nitekim, bu oyuncuyu çok iyi kullandılar. Şaşmaz bir ezber mantığıyla kendi alanlarından topu sürekli Koller'e servis ettiler. Çeklerin tecrübeli pivot forveti de gerek kafasıyla, gerek göğsüyle sağına soluna, önüne arkasına pozisyon pasları indirdi. Oyunu rakip sahada tutmak ve en kısa yoldan pozisyon kanalları açmak için ne de kolay ve bildik bir yöntem uyguluyorlardı. Buna rağmen savunmamız Koller'i durduracak bir yöntem geliştiremedi. Servet, yıldız futbolcuyu markajında tuttuğu pozisyonlarda zaman zaman başarılı oldu ancak Emre Güngör tam anlamıyla ezildi.

Koller'in kafayla kaydettiği golde de onu savunmaya çalışan isim Emre'ydi. Bu arada kafa vuruşu güzel olmasına rağmen bana göre Volkan fiziğinde ve çabukluğunda bir kaleci için çıkarılmayacak bir top değildi. Milli file bekçimiz takımın genelini saran tutukluk ve ürkekliğin pençesinde kendisinden beklenen reaksiyonu gösteremeyince yenik duruma düştük. Fatih Terim, İsviçre maçının devamı niteliğindeki takım dizilişinin Çek Cumhuriyeti karşısında tutmadığını görünce top alamayan ve oyuna hiç ama hiç katılamayan Semih'i kenara alarak ikinci yarıya Sabri'yle başladı. Bu değişikliğin de pozitif yansımasıyla Milli Takım biraz canlandı. Rakip sahada baskı kurmaya çalıştı. Terim 56'da bir hamle daha yaptı. Mehmet Topal'ın yerine Kazım'ı sahneye sürdü. Ancak Koller'in savunmamızı kontra yakalayıp değerlendiremediği pozisyonla yanan tehlike ateşi çok geçmeden ikinci gol olarak filelerimize düştü. Bu arada Emre Güngör'ün sakatlanmasıyla üçüncü değişikliğimizi de yapmıştık.

Biz şaşırmıştık, Çekler iyice iyice rahatlamıştı. Ancak üçüncü gole direkt geçit vermedi. Ve 75. dakikada o ana kadarki oyunumuzun çok üzerinde bir organizasyon zarafetinde başlayan atağımız Arda'nın vuruşuyla filelerle buluşunca adeta başka bir film girdi vizyona. Başka bir Türkiye çıktı sahneye. Oynayan, üreten, bastıran ve pozisyonlar bulan. Ve dünyanın en iyi file bekçisi Cech'in hatasıyla beraberliği yakaladık. Yetmedi Nihat'la fileleri sarstık. Doğrusu böylesini hiç yaşamamıştık. Hezimetin kollarından sıyrılıp zaferlerin en güzeliyle kucaklaştık. Sözün bittiği yerdeyiz. Bu zaferi yaşatanlara binlerce defa teşekkürler.

BEKLE VİYANA, YİNE GELİYORUZ -VEDAT OKYAR / VATAN

FUTBOLDA dolduruş yok. Dolduruşla hiçbir yere gelinmez. ‘Yürüyelim arkadaşlar’ da yok. ‘Oynayalım arkadaşlar’ var.

Şu cüce turnuvada oynadığımız 3 oyunu dilim dilim yapıp, altı devreye ayırıyorum. Portekiz’le siftah maçını oynadık. Siftahımız kursağımızda kaldı. Tabii ki iyi bir rakiple oynadık. Kaybetmedik, utandık. Hazmedemedik, hiçbir şey yapamadık.

2. oyun İsviçre maçı. Kuyruk acımız vardı. ‘Yağmur yağdı, böyle oldu’ mazeretinin arkasına saklanmadık. Ama Çekler karşısında öyle bir ikinci yarı oynadık ki, 2-0 gibi altından kolay kalkılmayacak bir skorla geriye düştüğümüz maçta ayağa fırladık. Geçmişin ayıbını kapadık. Hedefimiz kabardı. ‘Artık Euro 2008’in şampiyonluk konvoyuna biz de takılırız’ diye düşünmeye başladık.

BUNDAN SONRASI KOLAY

EN zoru dün akşamdı. Yine ilk yarıyı sokağa attık. Ama 2. yarıda yüreklendik, şahlandık. Çok zor dönecek bir maçı tarihi biçimde lehimize çevirdik. Benim yaptığım matematikte, hani devrelere ayırdım ya; 6 devrenin dördünü kötü, ikisini fevkalade oynadık. Şimdi Fatih kardeşime bir şeyler soracağım. Tabii ki sitemlerim de olacak:

Benim güzel adamım...

2. yarıda düşündüklerinle, değiştirdiklerinle ‘Ah yazık oldu’ diyeceğimiz maçı söke söke koparttın.

Hiçbir kayıpta ‘Vah vah! Çok yazık oldu’ diyen bir adam değilim. Ama bu maçı yazık deme noktasına hatalar getirdi. Doğru her zaman kazanır.

2. yarı doğrusunu yaptın, hepimizi uçan halıya bindirdin. Bundan sonrası daha kolay. Şu İsviçre ve Çek maçlarındaki ikinci yarı formunu ayakta tutarsan bu iş olacak.

ARDA, ARDA, ARDA

HİÇBİR oyuncuyu birbirinden ayırmak istemiyorum. Ama birini bir baş köşeye yerleştireyim.

Bu turun lokomotifi Arda.

Çok seviyordum, bundan sonra oynadığı futbola hakettiği saygıyı da duyacağım. Bir tek oyuncunun koca takımı bu kadar sahiplendiğini bir tek Arda’da gördüm. Helâl olsun bu kardeşe...

Bizi Hırvatistan maçında yalnız bırakacak Volkan’a biraz vıdı vıdı yapacağım. Volkan, bir kalecinin top eline değiyorsa çıkarması lazım. Yediğimiz iki golde de top eline değdi, çıkaramadın.

Sonra olmayacak en kritik dakikalarda saçma sapan bir kırmızı kart görerek dışarı çıktın, çeyrek finalde de yoksun.

Bu yaptığın hata değil, ayıp!

Ben uzun futbol hayatımda böyle bir gece yaşamadım. Oynatanlara da, oynayanlara da teşekkürler. ‘Bu takım hepimizin takımı, yolunuz açık olsun’ diyorum. 2. yarı görüntüsü yeni bir heves, yeni bir nefes taşıdı. Bütün oynatanların, oynayanların kafasına sağlık, ayaklarına sağlık.

Darısı artık Hırvatlar’a!

BEKLE BİZİ VİYANA!- ZİYA ŞENGÜL / STAR GAZETESİ

Maçın başından kalemizde gördüğümüz gole kadar, Milli Takımımız için, kalemizde gördüğümüz gole kadar ‘Neremiz doğruydu?’ demek geliyor içimden?

Bu kadar ürkek başlarsak oyuna, umduğumuzu değil, bulduğumuzu yeriz. Nitekim böyle oldu. Neden bu kadar ürkektik? Neden bu kadar inançsız başladık oyuna? Top ayağımızdayken, Mehter’i anımsatır gibi, 2 geri, 1 ileri bile gidemedik.

İlk yarıda kendi yarı alanımızda topla birleştik, 30 pas yaptık, 30 santim sahanın dikine gidemedik. Geri vitesteki araba gibi yol alıp rölantide kendi kalemize gittik. Bir yan Çek topunda Koller’in kafası, kalecimiz Volkan’ın ellerini öperek içeri girdi. Elbette Fatih Terim’e çok inanır ve güvenirim. Bu turnuvadaki Fatih’in inadına bir türlü aklım ermedi. Hamit diye bir oyuncun var. Al orta sahaya, koy Sabri’yi onun yerine. İster kazan, ister kaybet, kim laf eder? İşte Hamit’in orta sahaya girmesi, Sabri’nin her zamanki performansı, 2. yarıda takımımızın elektriklenmesine yetti de artmadı mı? Şanslısın Fatih Hocam... Gollerimiz öyle kritik anlarda geldi ki... Dünyanın en iyi kalecilerinden biri olan Cech’in ellerinden kaçırdığı bizim de şansımız oldu, senin de Fatih.

Şunu merak ediyorum. Biz hep ikinci yarılarda mı umutlanacağız? İlk yarılarda karaları bağlıyoruz, ikinci yarılarda ise mutluluğa koşan, senin jokeyliğindeki atlarla Atatürk Koşusu’nu kazanıyoruz! Biz de Fatih’e koşmak istiyoruz sevinçten...

Fethetmeye koşuyoruz. Bekle bizi Viyana. Bu sefer kuşatmaya geliyoruz. Fatih’in çocuklarıyla birlikte...

Öyle bir Arda gördük ki sahada, Çekler’in o meşhur, İtalyan stili savunması hallaç pamuğu oldu. Bir sağda, bir solda, darmadağın etti ortalığı, mükemmel bir de gol atarak, Viyana kapısını araladı. Sonra Nihat çıktı sahneye... İspanya’daki günlerini hatırladı; iki ölümcül vuruşla noktayı koydu. Hırvatistan’dan filan bahsetmek istemiyorum. Çek galibiyetinin keyfini yaşamak istiyorum. Bana ne Hırvatistan’dan, bırakın o gün düşüneyim! 

HABER 7

Güncellenme Tarihi : 15.5.2016 08:37

İLGİLİ HABERLER