Yaşam
  • 13.12.2009 13:01

MOTOSİKLET ALABİLMEK İÇİN MADENE İNDİ, DOYASIYA GEZEMEDEN CAN VERDİ…

Babası, “Madende çalışma, tehlikeli” dedi, dinlemedi... Ağabeyi, “Ben 4 sene dayanabildim, o madende insanın değeri yok” dedi, dinlemedi... Aslında o da biliyordu yerin altında 300 metreye her inişinde dönüşünün olamayabileceğini ama hayalindeki kırmızı motosikleti almanın da başka yolu yoktu. Aylarca çalıştı, kömür karasına bulaştı, sonunda motosikletini birkaç hafta önce aldı 23 yaşındaki Emir Ali Turhan. “Hayalimdeki şey” dediği motosikletin üzerine, kısa bir süre sonra yaşayacağı dramı sezmişcesine de şu yazıyı yapıştırdı: 
“Acımasız hayat.”
Mustafakemalpaşa’da bağıra bağıra gelen felaketin ateşlerinden biri de Alpagut köyüne düştü. Yıllarca hem madenin doğaya ve köylerine verdiği zararı eleştiren hem de ekmek parası için çocuklarının bu madende çalışmasına engel olamayan insanların yaşadığı köye... Askerden döndükten sonra Emir Ali’nin de aklında sadece madende çalışmak vardı. Babası ve ağabeyi bu isteğine karşı çıktı. Ağabeyi Mehmet Turhan aynı madende 4 sene kürek sallamış, çalışma şartlarının ağırlığına dayanamamıştı. Kardeşine, “Madende insanın değeri yok, oraya girme” dedi ama sözünü dinletemedi.

Gerçekten acımasızdı hayat...
Emir Ali, 15 ay önce başladı madende çalışmaya; başlar başlamaz da para biriktirmeye... Yerin 300 metre altına girip, patlayan dinamitin ardından kömürleri vagonlara yerleştiriyor, her gün kir pas içinde eve dönüyordu. Ama gün geçtikçe maden işçiliğinden de soğuyordu. Kömürleri vagona yüklerken küçük bir kaza geçirmiş, bir parmağı kırılmıştı. Bir süre işe gidememiş ama gitmediği gün para kazanamadığı için hemen iyileşip tekrar işine başlamıştı.
Emir Ali, yeteri kadar para biriktirdikten sonra 2 hafta önce 3 bin 500 liraya bir kırmızı Yamaha motosiklet aldı. Kendi kıyafetlerinden çok motoruyla ilgileniyor, sürekli temizleyip parlatıyordu. Hayalindeki şeye sahipti artık ama yine de tozpembe bakamıyordu hayata. Motorunun üzerine, herkesin okuyacağı şekilde, parlak bir “Acımasız hayat” yazısı yapıştırdı. Yazının anlamını, Emir Ali’nin ailesi ve yakınları 10 Aralık gecesi büyük bir acıyla öğrendi. Yaşam gerçekten acımasızdı, Emir Ali’yi kırmızı motoruna kavuşturmuş ama doya doya binmesine müsaade etmemişti.

O gün işe gitmek istemedi
Madende çalışmak zordu ama ailesi karşı çıktığı için çok şikâyetçi olamıyordu. Sadece aynı yerde çalıştığı için ağabeyine çalışma şartlarının ağırlığından bahsediyordu. Kazanın olduğu gün de yine keyifsizdi. Ağabeyine, “Bugün hiç içimden madene girmek gelmiyor, işe gitmeyeceğim” dedi. Mesaisi 16.00-24.00 vardiyasındaydı. Önce biraz dolaştı, sonra hayatının en yanlış kararını verdi, madene gitti... Ve hayata yerin 300 metre altında veda etti. Hayata, ailesine, motosikletine, hayallerine... Ağabeyi Mehmet, “O gün gitmeyecekti, sonra öğrendim ki gitmiş. Keşke olacakları bilseydim, engel olabilseydim... Ona başka bir iş bulabilseydik” derken gözyaşlarını tutamıyor. Kardeşinden kalan kırmızı motosiklete acıyla dokunuyor.

Kim bilir belki de ölümün yaklaştığını hissediyor insan. Emir de uğruna öldüğü motosikletine bu yazıyı yapıştırmıştı, sanki kötü sonu sezer gibi... Kendi kaderini motoruna yazmıştı: Acımasız hayat...

Aileler acı içinde cesetlerin çıkarılmasını bekliyor. Ölen Murat Aydın’ın eşini sakinleştirmek ise kolay olmuyor.
 
MADENCİLERE ACI VEDA
Olayda ölen Yusuf Karaca’nın cesedi dün çıkarıldı. Enerji Bakanı Taner Yıldız göçükteki 2 işçinin daha cesedine ulaşıldığını söyledi. Böylece madende ulaşılan işçilerin sayısı 12’ye ulaştı. Ekipler 7 kişinin bulunduğu bölgeye yaklaşmaya çalışıyor. Görevlilerin bir kişinin bile geçmesinin zor olduğu alanda kazma, kürek ve elleriyle göçüğü temizleyip madencilerin cesetlerine ulaşmaya çalıştıkları belirtiliyor. Madenden cesetleri çıkarılan Mehmet Kuşoğlu, Emir Ali Turan, Murat Honay ve Erol İkiz dün Mustafakemalpaşa’da toprağa verildi. İkiz’in, Mayıs 2006’da Balıkesir Dursunbey’de 17 kişinin öldüğü maden kazasından vardiya farkıyla kurtulduğu öğrenildi. Öte yandan Mustafakemalpaşa’daki kömür ocağında ölenlerden amca çocukları Ahmet Çetin ve Mehmet Çetin Kütahya’nın Gümüşlü köyünde, Muammer Aktaş da Gökler beldesinde son yolculuklarına uğurlandı. 
BURSA DHA, AA




GAZ ÖLÇÜMÜ DİNAMİTÇİLERE KALMIŞ!..

Facianın ardından gerçekler öğrenildikçe 19 işçinin nasıl göz göre göre ölüme yolculuk ettikleri de gün ışığına çıkıyor. Madende 7 yıldır çalışan Celal Umut, arkadaşlarının cansız bedenlerinin çıkarılışını televizyondan gözyaşı içinde izliyor. “Madende kurtarma ekibi vardı” açıklamasını duyunca öfkelenen Umut, “Evet var ama hiçbir donanımımız, gaz maskemiz yok. Hiçbir zaman olmadı” diyor. Umut, üç vardiya çalışma düzeni bulunan madende sadece bir mühendis olduğunu, nizami bir madende gaz ölçümlerinin mühendis tarafından yapılması gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “Diğer iki vardiyada gaz ölçümü dinamitçilere kalıyor. Patlamanın olduğu vardiyadaki görevli dinamitçi Ramazan Baştepe gaz ölçüm cihazını kullanmayı bilmiyordu. Bu nedenle ölçüm yapılması mümkün değil. Ben de ilk vardiyadaydım ve yüksek gaz olduğu belirlenmişti. O gün hiç dinamit patlatılmamalıydı.”
 
PATRONA ULAŞILAMIYOR
Sendikacılar madencilerin yaşamını yitirdiği patlama sonrası gündeme gelen Bükköy Madencilik’in sahibi Nurullah Ercan’a ulaşamadıklarını açıkladı. Dev-Maden-Sen’in İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanı Tevfik Güneş, Ercan’a ulaşmaya çalıştıklarını, şirketin Ankara ofisini telefonla aradıklarını ancak görüşemediklerini anlattı. Güneş, Ercan’ın, Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’in kameralar önünde açıklama yaptığı sırada arkasında durduğunu da söyledi. Bazı sendikacılar ise Ercan’ın çalışanlar üzerine taşeron şirketler kurarak sendikal örgütlenmeyi engellediğini iddia etti. İşçileri uzun çalışma saatlerinde düşük ücretlerle çalıştırdığı belirtilen Ercan’ın işgüvenliğini önemsemediğini savunan sendikacılar, işten çıkarılan işçilerin açtıkları tazminat davalarını kazandıkları halde Ercan’ın üzerine kayıtlı malvarlığı görünmediği için alacaklarını tahsil edemediklerini söyledi.  Maden mühendisi olan Ercan, madencilik sektöründeki faaliyetlerinin yanında Petrokent Turizm şirketinin de büyük ortağı konumunda. 2000’li yılların başında bazı Çeçenlerin de Petrokent tesislerinde konakladıkları iddia ediliyor. Ercan’ın, Antalya’da sahibi olduğu Petrokent AŞ’de devremülkü olan 3 bin 500 üyeden talep ettiği 22 milyon liralık “yenileme katkı payı”nın, itiraz sonucu Yargıtay tarafından reddedildiği de ortaya çıktı.  
İSTANBUL DHA
 
 
DAHA ÖNCE 6 AY KAPALI KALMIŞ

Maden sabıkalı çıktı!
19 işçiye mezar olan maden ocağının daha önce yapılan bir denetim sonucu 6 aylığına kapatıldığı ortaya çıktı. Olay yerine giden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Önceki yıllarda bu işletme bazı şartları yerine getirmediği için 6 ay süreyle kapatılmıştı. Şartları yerine getirince tekrar faaliyete başladı” dedi. CHP Bursa Milletvekili Abdullah Özer ise söz konusu madenin Nurullah Ercan’ın 15 maden ocağından biri olduğunu belirterek, “Ercan işçilerinin kıdem tazminatını ödememek için işletmesini her yıl bir kişiye devrediyormuş. 19 işçinin yaşamını yitirdiği maden ocağı da Fahrettin Şolpan’ın üzerinde gözüküyor” diye konuştu.
(MİLLİYET)
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 13:30

İLGİLİ HABERLER