DURSUN EKER-SEDAT YILMAZ-FATİH YILMAZ
İSTANBUL - AB'den tam üyelik müzakereleri için tarih alınamaması durumunda Türkiye'nin yalnızlaşmaya yönelik aşırı duygusal tepki vermemesi gerektiğini de ifade eden Dr. Bolat, Hükümet'in, 'IMF ile ilişkilerin ve mali disiplinin devam edeceği ve enflasyonla mücadelenin süreceği' yönündeki tavrını da olumlu buldu. Asgari ücretin yaşanabilir hale getirilmesi, bunu yaparken de işverenlerin girdi maliyet yükünün arttırılmaması gerektiğini dile getiren MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat, Türkiye'de vergi yükünün ağırlığından yakındı. Bolat, 'Her türlü giderin gider, her türlü gelirin gelir oluşturulması gereken bir vergi reformu şart' önerisini getirdiklerini de bildirdi. Bolat, Teşvik Yasası'nda öngörülen sürenin de 5 yıldan 10 yıla çıkarılmasını istedi. MÜSİAD'ın sadece ülke ekonomisi ile değil, toplumsal meseleleriyle de ilgilenen bir kuruluş olduğunu vurgulayan Dr. Bolat, Türk halkının, 'kendisini MÜSİAD'la özdeşleştirdiğini' savundu. Başkanlığı döneminde de üretim ekonomisinin güçlenmesi çalışmalarına devam edeceklerini anlatan Dr. Bolat, ''Hazırladığımız '2004 Ekonomi Raporu ve Ekonomide Yeniden Yapılanma Programı', yapısal reformları ortaya koyan kapsamlı bir çalışma. İnşaallah ağustos ayı başında bunu açıklayacağız'' dedi.
'BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ'
17 Nisan'da MÜSİAD'ın Genel Başkanlığı'na getirilen Dr. Ömer Bolat, İstanbul'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nde gündemin en önemli maddesi ''Büyük Ortadoğu Projesi'', Avrupa Birliği (AB) ve ekonomik meselerle ilgili olarak İHA'ya açıklamalarda bulundu.
ABD, İngiltere ve İsrail'in beklentisinin, Türkiye'nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde model bir ülke olması yönünde olduğunu hatırlatan Bolat, ''Yaşanan olaylar, dünyadan gelen tepkiler, bunu şu anda sulandırmış gibi gösteriyor. MÜSİAD olarak görüşümüz, Türkiye, kimsenin politikalarının yüklenicisi ve taşeronu olmamalı. Bölge ülkeleri nezdinde istişareler yapılarak bu taleplerin bölge halklarından, bölge yönetimlerinden gelmesi lazım. Yerli bir proje olmalı. Reformlar içeriden destekli gelmeli. Dışarıdan empoze dayatmalar, hem ters tepecektir, hem de bir etki icra etmeyecektir'' dedi.
Dr. Ömer Bolat, ABD ve İngiltere'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nde rolünün çok önemli olduğunun altını çizerek, ''Bölgeye çoğulcu yönetim, temel hak ve hürriyetlerin sağlanması, parlamenter bir sistemin getirilmesi herkesin temennisi. Eğer ki bu sadece İsrail'e dost yönetimlerin getirilmesi ve İsrail'in güvenlik çemberinin genişletilmesi anlamında düşünülürse, bu proje bölge halkları ve yönetimleri tarafından kabul görmeyecektir'' diye konuştu.
''İSRAİL EKSENLİ POLİTİKA KABUL EDİLMEZ''
Bundan 1 yıl önce gündeme getirilen Büyük Ortadoğu Projesi'nin, 'ceberrut bir anlayışla' bölge ülkelerine empoze edilmeye ve dayatılmaya çalışıldığını öne süren MÜSİAD Başkanı Dr. Bolat, ''Fakat İslam dünyası içindeki tepkiler, gerekse Türkiye'nin bu projeye sahip çıkmaması, AB, Rusya ve Çin'in uygulamalar içinde yer almayacağını açıklaması, ABD'deki yeni muhafazakarların egemen olduğu yönetim kesimine geri adım attırdı'' dedi.
Dr. Bolat, ABD Dış İlişkiler Konseyi Üyesi yazar Walter Russell Mead Türkiye'ye gelip MÜSİAD'ı da ziyaret ettiğinde, kendisine, ''ABD, Irak'ta halkın istediği çoğulcu yönetim biçimine geçmedikçe, Filistin'deki insanlık aybı, katliam ve vahşet sona erdirilmedikçe, bu projeye bölge içinden destek bulması imkansız'' şeklindeki görüşünü illettiğini de anlattı.
Söz konusu projenin G-8 Zirvesi'nde adı ve içeriğinin değiştirildiğini belirten Dr. Bolat, ''Proje sulansa da Türkiye'nin çok dikkatli olması lazım. Türkiye'nin, NATO Zirvesi'nde, bölgeyi iyi tanıyan bir ülke olarak gerekli uyarıları yapması gerekiyor. Zirve Türkiye'de yapılıyor diye ve 'İşte Türkiye'ye burada stratejik ortaklık veriliyor' gibi bir anlayışla bu projeyi Türkiye'nin üstlenmemesi ve sahiplenmemesi lazım'' diye konuştu.
'SEPETTE SADECE AB YUMURTASI OLMASIN'
MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat, Türkiye'nin yaklaşık 50 yıllık Avrupa Birliği üyelik macerasına da temas ederek, ''Gümrük Birliği ile birlikte Avrupa Birliği ile ekonomik olarak bütünleşmiş durumdayız. Ancak Avrupa Birliği'nin 45 yıllık Türkiye ile uzatma nişanlılık ve oyalama sürecini dikkate aldığımızda, bizim sepetimizde sadece AB yumurtası olmamalı. Yani çok yönlü bir dış politika izlenerek, Türkiye'nin bölgesindeki stratejik önemi, tarihsel ve büyük devlet birikimi, kültürel, dini, ekonomik, jeo stratejik faktörlerini kullanarak çok yönlü dış politika izlemesi ve bölgesinde ve dünyada bir küresel güç olmayı hedeflemesi gerekiyor. AB de bu hedeflerden biri olmalı'' dedi.
AB üyeliği yolunda Türkiye'nin, Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmiş durumda olduğuna dikkat çeken Dr. Bolat, ''MÜSİAD olarak eleştirimiz, Kopenhag Kriterleri, nedense inanç hürriyetine yönelik kısıtlamalarda hiç dikkate alınmıyor. Etnik temele yönelik kısıtlamalarda veya başka ideolojik yöne kısıtlamalarda dikkate alınıyor da inanç hürriyetine yönelik bir görüntü sergilemiyor'' eleştirisinde bulundu.
''TÜRKİYE TARİHİ HAK ETTİ''
MÜSİAD Başkanı Dr. Bolat, Türkiye'nin şu anda tam üyelik müzakerelerine başlamak üzere tarih almayı hak etmiş durumda olduğunu savunarak, ''Özellikle 11 Eylül hadiselerinden sonra güçlendi. Hem Türkiye'deki reformların hükümet tarafından hızlandırılması ve yapılması, hem de Türkiye'nin 11 Eylül'den sonra Batı ile İslam dünyası arasındaki çok önemli köprü konumuna ve model ülke olma konumuna erişmesi, Türkiye'nin tarih alma ihtimalini kuvvetlendirdi'' diye konuştu.
AB Türkiye'ye tam üyelik müzakereleri için tarih verse bile üyeliğin 10-12 seneden önce gerçekleşmeyeceğini ileri süren Dr. Bolat, ''Zaten Türkiye de buna hazır. Demokratik standartları yükseltme, ekonomik ve sosyal güvenliği gelişmişliği sağlama açısından bu hedefe kilitlenmiş gözüküyor. Ama AB, tek alternatif gibi asla görülmemeli. Tam üyelik müzakereleri başlarsa bu standartları ve hedefi yükseltme anlamında olumlu bir gelişme olur. Ama vermezse de Türkiye buna, asla bir yalnızlığa, meçhule giden bir gemi gibi yalnızlaşmaya yönelik aşırı duygusal tepki vermemeli. 1 Mart tezkeresini Türkiye reddettiği zaman bir kısım çevreler, 'Türkiye öldü, bitti, mahvoldu' demişlerdi. Bugün ise Türkiye'nin dış politikadaki itibarı ve saygınlığı ve G-8'e davet edilmesi, bir seri zirvelere ev sahipliği yapması, Irak'taki ilişkilerde söz sahibi olması, İslam dünyasında ağırlığının artması, İKÖ sekreterinin bizden seçilmesi, KKTC'ye gözlemci üyelik verilmesi gibi bütün bu olumlu gelişmeler, Türkiye'nin dış politikada dik, vakur, saygın, itibarlı politika izlemesinden kaynaklanıyor. Avrupa Birliği tarih vermezse veya 1-2 yıl yine bu kararını ertelerse buna çok aşırı duygusal tepki vermemek lazım. Burada kaybeden taraf AB olacaktır'' dedi.
'IMF İLE STAND-BY YAPILMALI'
MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat, hükümetin IMF'yle 3 yıllık bir program hazırlığı içerisinde olduğunu vurgulayarak, ''Bu şunu gösteriyor: Hükümet, nasıl bir karar alırsa alsın, IMF ile ilişkilerin ve mali disiplinin devam edeceğini ve enflasyonla mücadelenin süreceğini göstermek istiyor. Özel görüşmemizde Sayın Babacan, 'Yaz bitmeden uygulayacağımız ekonomi programını tüm detaylarıyla açıklayacağız' demişti. Hükümetin programında bizim bahsettiğimiz gözetim anlaşmamasını dışlamaması temennimiz ve isteğimiz. IMF heyeti 9. Gözden Geçirme için Türkiye'ye geldiğinde aynı hususları MÜSİAD olarak dile getireceğiz. Hükümet ne olursa olsun ekonomik programlarında stand-by'a çıkması lazım'' dedi.
1 Temmuz'dan itibaren geçerli olacak yeni asgari ücrete yapılan yüzde 5 zammı normal ancak yeterli bulmayan Dr. Bolat, ''Asgari ücretin yaşanabilir hale getirilmesi, bunu yaparken de işverenlerin girdi maliyet yükünün arttırılmaması lazım. Bu ikisi de Türkiye'de çelişiyor. İkisi bir araya getirilemiyor. Sigorta prim taban matrahı 1 Temmuz'da brüt asgari ücret seviyesine indiriliyor. Şu anda 565 milyon lira. Brüt asgari ücret 403 milyon liraydı. Bu değiştiriliyor. Bu noktada sosyal güvenlik kuruluşları arasında norm birliği sağlama niyeti var. MÜSİAD olarak, asgari ücrete ocak ayında yapılan yüzde 14 zammı desteklediğimizi ifade etmiştik. Şimdiki alınan karar da normaldir, hiç vermemek son derece yanlış olacaktı'' diye konuştu.
VERGİ YÜKÜ ÇOK
Dr. Ömer Bolat, Vergi İdaresi'nin yeniden yapılandırılmasının, tek başına devletin borçlanma sorununu halledebilecek tedbir olmadığını, birçok tedbirlerden ancak bir tanesi olabileceğini ifade ederek, ''Esas önlemler şu anda, Türkiye'deki mevcut programın esasında, gelirlerin mümkün olduğunca yüksek tutulması, giderlerin de mümkün olduğunca kısılarak faiz dışı bütçe fazlası sağlanarak borçların ödenme sürecinin hızlandırılması ve faiz yükünün azaltılması şeklinde uygulanıyor. Bunun için faiz dışı fazla yüzde 6.5'ta tutulup, bu yüksek reel faiz konusunda Merkez Bankası ısrar ediyor, kur düşük kalarak hem sıcak para girişiyle rezervler güçlü tutuluyor, hem de borç ödenebilirlik devam ediyor. Burada esas itibariyle yapılması gereken, devletin vergi gelirlerini arttırmak olmamalı. Çünkü Türkiye'de vergi yükü 1985 yılında yüzde 15.5 iken 2001'de yüzde 35.5'a ulaşmış durumda. OECD'ye göre vergide en hızlı artış Türkiye'de var. Türkiye'nin vergi yükü, sosyal güvenlik primi yükü, enerji yükü gibi girdi maliyetlerinin tam tersine düşürülmesi ve dünya rakipleriyle eşit ya da yakın seviyeye getirilmesi lazım'' dedi.
'VERGİ TABANI GENİŞLETİLMELİ'
Vergi alanında yapılması gerekenin, vergi tabanını genişletmek, 'kümesteki kazların sayısının arttırılması' olduğunu kaydeden Dr. Bolat, ''IMF sürekli, vergi oranları, vergi gelirleri düşebilir, açıklar artar, borç ödenemez şeklinde endişe içinde. Halbuki her zaman ekonomide bir kuraldır, vergi oranlarını yükselttikçe daha fazla toplayacaksınız diye bir kural yoktur. Belli bir noktadan sonra vergi gelirleri düşmeye başlar'' diye konuştu.
Dr. Bolat, MÜSİAD olarak, 'Her türlü giderin gider, her türlü gelirin gelir oluşturulması gereken bir vergi reformu şart' önerisini getirdiklerini belirterek, ''Çünkü şu anda böyle bir sistem yok. İnsanlar birçok şeyi vergiden düşemediği için bu sefer kayıt dışına teşvik oluyor. İkincisi, vergi oranları yüksek. Bunların hem Gelirler Vergisi hem de KDV'de düşürülür hale getirilmesi lazım. Üçüncüsü KDV oranlarının yüzde 15'e Avrupa Birliği ortalamasına çekilmesi, tekstilde de yüzde 8'e indirilmesi fevkalade önemli. Bu piyasalara bir canlılık getirecektir. Hem de şikayet konusu olan, iç pazardaki durgunluğun bir nebze olsun giderilmesini sağlayacaktır. İnşaat sektörü, tekstil ve hizmet sektörlerindeki bu tür KDV indirmeleriyle piyasa canlılığı sağlanacağı gibi emek yoğunluğu sektörlerde yeni istihdamlarla işsizliğin azalması mümkün olacaktır'' dedi.
VERGİ İDARESİNİN BAĞIMSIZLIĞI
Vergi idaresinin yapılandırılması eğer bir üst kurul gibi yine siyasi otoriteden bağımsız bir mekanizmaya dönüşecekse yanlış olacağını savunan MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat, ''Çünkü şu anda üst kurulların birçoğunun faalıiyetlerinde giderek ciddi bürokratik yük oluşturmalarından şikayet ediyoruz. Gelir imkanları itibariyle bir de ilave maliyet oluşturuyor, vergi ödeyenler açısından. Onun için bu hataya düşmemek lazım'' diye konuştu.
Dr. Bolat, yeniden değerleme esası getirilmesi gerektiğini de ifade ederek, ''Çünkü işletmelerdeki bilançoların hiçbiri gerçeği yansıtmıyor. Bu noktada yeniden eğer değerleme imkanı verilirse, firmaların kredibiliteleri, rakamları yükselecek. Hem devletin daha fazla vergi alma şansı mümkün olacak. Firmalar da güncele getirilmiş bilanço değerleriyle bankalardan, özel finans kuruluşlarından daha fazla teminat ve finansman sağlayabilecek'' dedi.
TEŞVİK SÜRESİ 10 YIL OLMALI
Milli gelir ortalaması bin 500 doların altındaki illerle ilgili olarak çıkan Teşvik Yasası'nın olumlu sonuçlar vermeye başladığını anlatan Dr. Bolat, ''Ama en büyük eleştiri, Anadolu'daki toplantılarımızda da gördüğümüz, bunun iller bazında değil ilçeler bazında belirlenmesi. Belirleyici unsurlar içinde insani gelişme endeksi gibi sosyal göstergelerin de yer alması gerekir. Teşvik Yasası'nda sürenin 5 yıl gibi çok kısa olması, uygulanabilirliliğine gölge düşürüyor. Çünkü yatırım 2-3 yıl sürüyorsa geriye iki yıl kalıyor. Bu sürenin asgari 10 yıla çıkarılması lazım. Burada önemli olan teşviklerin kademeli bir hale getirilmesi. Başarılı olmuş, elini taşın altına koymuş, risk almış adama teşvik vermeyip, yanına kurulacak fabrikaya siz yüzde 80, yüzde 100 enerji, arsa teşviki veriyorsanız. Bu haksız rekabet unsuru oluşturmaya başlıyor. Bize göre sosyal güvenlik priminde veya diğer konularda teşvikler sağlanması gerekiyor'' diye konuştu.
''BANKACILIK REFORMU YAPILMALI'
MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat, Türkiye'de finans sektörünün, reel sektörü finanse edip, ona finans imkanı sağlayan bir yapıdan devlete para satan, bono ve tahvil alan bir yapıya büründüğünü vurgulayarak, ''Bir finans sektöründen bir rantiye sektörüne geçiş oldu. Bu hala devam ediyor. Bu öylesine bir alışkanlık meydana getirdi ki 2002 yılı rakamlarıyla yüzde 34-35, 2003 rakamlarıyla yüzde 27.5, 2004'ün ilk dört ayına göre yüzde 15 reel faiz kazanan bir kesim bunu da devlete para satıp tahvil ve bono satarak sağlıyor, bu rahatlığını bozmak istemiyor. Sanayici ve üreticiyle kim uğraşacak anlayışı var. Türkiye'de ekonomide yeniden yapılanmayı başarmak istiyorsak ve bu kilidi kırmak istiyorsak, bankacılık sektöründe reformu başarmak zorundayız'' dedi.
Aslında bankacılık sektörünün işleyişinde bir reform yapmak gerektiğini savunan Dr. Bolat, ''Yani mevzuatta yapmak tamam, ona itirazımız yok. Ama işleyişinde ve fonksiyonlarında bir reform yapmak gerekiyor ve bankacılık ve finans kesiminin daha çok reel sektörü finanse eden ve onlara fon desteği sağlayan ve bununla hayatını idame ettiren bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Türkiye'de hakikaten en büyük yapısal reform bu olacak'' diye konuştu.
''RANTİYENİN ARKASINDAKİ GÜÇ''
MÜSİAD Başkanı Dr. Bolat, Türkiye'de istikrar yönündeki ilerlemeden en fazla rantiye kesiminin üzüldüğünü öne sürerek, ''Eğer hükümetler kör, topal, sıkıntılı, kavgacı yapıda gider de ekonomi bundan olumsuz etkilenirse, finans kesimi çok fazla fayda elde ediliyor. Burada söyleyeceğim, sıcak para zincirinin devam etmemesi lazım. Finans sektörü sevinecek diye biz bunu devam ettirirsek, bu rant kesimine yine yıllık yüzde 15'lik faizler verirsek, Türkiye gerçekten büyük yara alır. Finans sektörü yüksek oranda ranta, kar marjına alıştığı için diğer şeyler cazip gelmiyor. Finans kesimine yatırılan paraların 2002'de yüzde 65'i sistemde kaldı, yatırıma ve vatandaşa dönmedi. 12-13 senedir ciddi rantlar aktarıldı. Sektörün kesinlikle rejime sokulması lazım'' dedi.
Diğer taraftan Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi, güçlü kararlı bir irade ortaya koyarsa ve gerekli tedbirleri alırsa FED'in faiz arttırımı, petrol fiyatlarının yükselişinin hiçbir şey ifade etmeyeceğini belirten Dr. Bolat, ''Zaten biz de Merkez Bankası'nı yüksek faiz politikasında özellikle inat ettiği için eleştiriyoruz. Ayrıca Türkiye'de bankacılık sistemi büyük ölçüde yabancı bankaların tekelinde. Bu bankalar döviz kurunu ve de faiz piyasasını belirliyor. Bu nedenle bu hususlar konjonktürel anlamda değerlendirilmeli ve hazırlıklı olmalı'' diye konuştu.
''İSTİHDAM SORUNU DEVAM EDİYOR''
MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat, mevcut programla yatırımların canlanıp, istihdamın artmasının kolay gözükmediğini ifade ederek, ''Yüzde 5.9 büyüdüğümüz yılda bile işsizlik sayısı 200 bin, işsizlik oranı 0.2 puan artmış, yüzde 10.5'a çıkmış. Bu tablodan istihdamsız büyüdüğümüz anlaşılıyor. Firmalar, verimliliklerini arttırarak kurlardaki düşmeyi absorbe etmeye çalışıyor. Bu nedenle Teşvik Yasası'nda mutlaka revizyon yapılıp kademeli bir sisteme geçilmesi lazım. Sayın Başbakan, 'TOBB'a bağlı her işletme birer kişi istihdam etse, işsizlik kalmaz' sözleriyle motivasyon vermeye çalışıyor. İş dünyasının beklediği motivasyon ise yatırım ve üretim ikliminin olgun hale getirilip hem siyasi ve ekonomik alanda istikrarın sağlanmasıdır'' dedi.
MÜSİAD'IN EKONOMİ VE SOSYAL MİSYONU
Genel Başkanlığı'nı yaptığı MÜSİAD'ın, 1980'li yıllarda merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başlattığı ekonomideki serbestleşme ve dışa açılma sürecinde gelişme ve kendini gösterme fırsatı bulan Anadolu'daki ve Anadolu kökenli İstanbul'daki yeni ekonominin aktörlerinin sesi olarak 1990 yılında kurulan bir iş adamları teşkilatı olduğunu hatırlatan Dr. Bolat, ''MÜSİAD, Türkiye ve Anadolu'ya mal olmuş bir kuruluş hem de dünyaya açılmayı kendisine prensip edinmiştir. Kuruluşumuzdan itibaren üyelerimizin dışa açılımını teşvik eden ihracat ve fuar organizasyonları düzenledik. Türkiye'de de fuarlarımızı geleneksel hale getirdik. Bu yıl onuncusunu gerçekleştireceğiz'' diye konuştu.
Dr. Ömer Bolat, MÜSİAD'ın sadece Türkiye'nin sadece ekonomisi ile değil, toplumsal meseleleriyle de ilgilenen bir kuruluş olduğunu vurgulayarak, ''Türk halkı kendisini MÜSİAD'la aynı görüyor. Başkan olduktan sonra Anadolu'ya yaptığım vilayet ziyaretlerinde iş adamlarından ve halktan sıcak hüsnü kabul görüyoruz. Bunlar, şahsımızdan ziyade MÜSİAD'ın görüşlerine, politikaları, icraatına ve performansına yönelik olumlu kabuller'' dedi.
MÜSİAD olarak bu ülkenin asli değerlerini, dinamiklerini, yerliliğini, milliliğini temsil ettiklerini anlatan Dr. Bolat, ''Ve özellikle de Türkiye'de 1990'lı yılların başından itibaren uygulanan rant ekonomisi ve finans terörüne karşı reel ve üreten kesimin sesi olmak, onların sorunlarının çözülmesi, yatırımda, istihdamda, ihracata açılmada önlerin aşılmasında sorunlarının çözülmesi, bürokrasiyle, mahalli idarelerle olan sorunların çözülmesi noktasında çalışmalar yapıyoruz'' diye konuştu.
'ÜRETİM EKONOMİSİNİ GÜÇLENDİRECEĞİZ'
Dr. Ömer Bolat, başkanlığı döneminde de rant ekonomisinin küçülerek üretim ekonomisinin güçlenmesi çalışmalarına devam edeceklerini kaydederek, ''Ekonomi ve sosyal alanda bir yeniden yapılanmanın atılımını başlatmak istiyoruz. Hazırladığımız '2004 Ekonomi Raporu ve Ekonomide Yeniden Yapılanma Programı', yapısal reformlarını ortaya koyan kapsamlı bir çalışma. İnşaallah ağustos ayı başında bunu açıklayacağız. MÜSİAD şubelerinden topladığımız bölgesel kalkınma reçetelerini birleştirerek 'Bölgesel ve Sektörel Kalkınma Raporu hazırlıyoruz. Markalaşmayı teşvik etmek, katma değeri yüksek üretim ve ihracatı teşvik etmek ve Anadolu'nun birçok başarı hikayesi olan sanayici ve müteşebbislerini tüm ülkeye ve dünyaya duyurmak gayreti içindeyiz. MÜSİAD'ın Türkiye'de saygın ve itibarlı konumu var. Bunu daha yükseltmek, güçlendirmek ve finans, rantiye kesiminin ağırlığına karşı reel sektör temsilcilerinin Türk ekonomisindeki ağırlığının artması, güçlenmesi açısından sürekli çalışmalar yapıyoruz, yapacağız'' dedi.
DOĞUM GÜNÜ '30 AĞUSTOS'
MÜSİAD'ın 17 Nisan'da yapılan genel kurulunda Genel Başkanlığa getirilen Dr. Ömer Bolat, derneğin Erol Yarar ve Ali Bayramoğlu'ndan sonraki üçüncü başkanı. Ömer Bolat, 30 Ağustos 1963 yılında İstanbul'da doğdu. Aslen Konya'nın Ereğli İlçesi'nden. İlk-orta-ticaret lisesi tahsilini İstanbul'da yaptı. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisan eğitimini Hollanda - Amsterdam Üniversitesi Avrupa Enstitüsü'nde bitirdi. Ayrıca Almanya - Kiel Üniversitesi Dünya Ekonomisi Enstitüsü'nün yüksek lisans düzeyindeki uluslararası ekonomi ve işletmecilik programından mezun oldu.
Yurda dönüşünde Marmara Üniversitesi Avrupa Topluluğu Enstitüsü'nden ''Avrupa Para Sistemi'' konusundaki teziyle doktora diplomasını 1989'da aldı. İktisadi Kalkınma Vakfı'nda 1981-93 yıllar ı arasında uzman olarak çalışmasını müteakiben 1993 yılında MÜSİAD Genel Sekreterliği görevine başladı. MÜSİAD Yönetim Kurulu'ndaki 11 yıllık görev süresi içinde 7 yıl genel sekreter ve 4 yıl dış ekonomik ilişkiler - fuar ve ekonomik meselelerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 17 Nisan 2004 tarihinde yapılan genel kurulda MÜSİAD Genel Başkanlığı'na seçildi.
MÜSİAD Genel Başkanlığı yanında Mayıs 2000'den bu yana Albayrak Şirketler Grubu'nda Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Koordinatör olarak görev yapan Dr. Ömer Bolat, İngilizce ve Almanya biliyor. Dr. Bolat evli ve 1 çocuk babası.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:28