'O KORKUNÇ ANLARI HALA UNUTAMIYORUM!..'
“Bize güvenip sığınan masumları savunamadık. Kendimi sorumlu hissediyorum; o korkunç anları hâlâ unutamıyorum.” diyen Wim Dıjkma adlı asker, 600 kişilik taburda psikolojik tedavi gören 250’ye yakın Hollandalıdan sadece biri. 16 Ocak-21 Temmuz 1995 arasında Srebrenitsa’daki askeri birliğin iç istihbarat sorumlusu olarak görev yapan Dıjkma, ülkesine döndükten sonra 6 ay tedavi gördüğünü belirtiyor.
6 aylık Bosna serüvenini “Hayatımın en acı ve korkunç görevi.” diye niteleyen Hollandalı eski asker, Sırpların yaptığına “tam anlamıyla vahşi bir katliam” derken, kendisini şahsen ‘suçlu’ görmüyor. “Suçlu değilim; ama kendimi sorumlu hissediyorum.” diyen Wim Dıjkma, asıl sorumluluğun BM’de olduğunu savunarak, kendilerinin “ellerinin kollarının bağlı olduğunu” şu ifadelerle savunurken itiraflarını sürdürüyor: “Bizim gidiş amacımız çok farklıydı. Oraya vardığımızda elimiz kolumuz bağlıydı. Çünkü bütün yetkiler BM’de idi. Bizi kimseye ateş açmamamız konusunda uyardılar. ‘Sadece size ateş edenlere caydırıcı olarak karşılık verin.’ dediler. Zaten yeterince ağır silahımız da yoktu. Biz oraya bir nevi ‘geri hizmet’ vazifesiyle gönderildik. Yani bizden beklenen, caydırıcılık ve koruma idi. Ama bunları da tam anlamıyla yapamadık.” Kendilerine verilen emre göre, “sadece Sırpların ateş etmesine karşılık ateş açabileceklerini” savunan Hollandalı askerin, bu noktada Hollandalı komutanlarını suçlamaktan kaçınması dikkat çekiyor. Wim Dıjkma, “Bizi gönderenler ve yetki vermeyenler suçlu. İçeriye konvoy ve takviye gelemiyordu. Toplam 600 kişi ne yapabilirdik?... Bütün bu sebeplerden dolayı silahsız masum Boşnak Müslümanları koruyamadık. Bundan suçlu olmasam da orada olduğum için kendimi sorumlu hissediyorum.” ifadelerini kullandı. Srebrenitsa vahşetini “gerçekten çok korkunç” diye niteleyen eski asker, “Masum insanlar bize güvenmişlerdi. Hep bize sığınıyorlardı. Onları yeterince savunamadık. Ben de burada sorumluyum. Ama sorumlu hissetmekle suçlu hissetmek çok farklıdır. Eğer insanlar savaşın dehşetini bilselerdi savaşa başlamadan önce bin defa oturup düşünürlerdi.” ifadeleriyle adeta günah çıkartıyor.
Kurbanların kimlik tespitinin önemini vurgulayan eski asker, Srebrenitsa’daki bütün kayıpların ortaya çıkmasının “çok uzun zaman alacağını” vurgulayarak şöyle devam ediyor: “Gerçekten vicdan azabı çekiyorum. Uyuyamıyorum. Psikolojik tedavi gördüm. Hâlâ da devam ediyor.” Dıjkma’nın aksine Hollanda yönetiminin, katliamın 10. yılında olaylarla ilgili olarak hâlâ sorumluluk kabul etmemesi dikkat çekiyor.
Dıjkma, yıldönümü dolayısıyla Hollanda’nın Vugt şehrinde bir konferans da verdi. Davetlilerin, “Bu masumlar niçin savunulamadı, BM niye onları başıboş bıraktı?” sorularına maruz kalan eski asker, bunun “üç” sebebini, “Askerlere sadece kendilerini savunma görevi verilmesi, BM’nin acziyeti ve askerlerin tecrübesizliği” diye sıralarken şöyle konuştu: “Uluslararası sistemde de gerçekten bir başıbozukluk var. Göz göre göre katliam ‘geliyorum’ dedi. Gerçekten savunamadık onları.”
:Basri Doğan - Zaman