Medya
  • 11.2.2005 12:06

OKTAY EKŞİ''NİN YAZILARI HÜRRİYET''İ BAĞLIYOR MU?

Oktay Ekşi''nin yazıları Hürriyet''i bağlıyor mu? Yargıtay''dan çıkan son kararı Ertuğrul Özkök överken, Oktay Ekşi yanlış bulduğunu açıkladı. Bu tabloya, Oktay Ekşi''nin, kendi yazılarının ''''Hürriyet''in görüşlerini yansıttığını'''' ilan ettiğini ekleyin... Yani durum şöyle: Ülkenin en büyük gazetesinin genel yayın yönetmeni, ülkenin yüksek yargısından çıkan bir kararı bütün kalbiyle onaylamaktadır, fakat gazetesinin editoryal çizgisi bunun tam tersi bir istikamette yol almaktadır. Başka işler gibi gazeteciliğin de belirli geleneklere, yazılı olmayan kurallara uyularak yürütüldüğü ülkelerde, köşe yazarlarından gazetenin genel çizgisiyle uyum içinde olmaları beklenir; oralarda, ''''en sağdan en sola geniş bir yelpazede, barış içinde birarada yaşayan onlarca köşe yazarı''''nın oluşturduğu bir tablo, ''''çok seslilik'''' olarak görülmez. Hakkı Devrim''in benzetmesiyle (biraz sonra daha ayrıntılı olarak göreceğiz), bizdeki tarz oralarda ''''jam-session'''' (doğaçlama müzik yapmak üzere caz sanatçılarının bir araya gelmesi -H.D.) olarak değerlendirilir ve makbul sayılmaz. Çünkü beklenen, köşe yazarlarının ''''konser'''' vermesidir... Bundan biraz daha tuhaf bir durum, gazetelerin yayın yönetmenlerinin ille de ''''köşe'''' yazma heveslerinden kaynaklanıyor. Tuhaflık şurada: Genel yayın yönetmenleri, okurların bu yazıları ''''herhangi bir köşe yazısı'''' olarak okumalarını istiyorlar. Yani o yazıları ''''genel yayın yönetmeni'''' şapkasıyla değil, ''''köşe yazarı'''' şapkasıyla yazdıklarını söylüyorlar... Ve sonuçta okurlar zaman zaman gazetenin manşetiyle dahi ayrı baş çeken genel yayın yönetmeni yazılarıyla karşı karşıya kalabiliyorlar... DAHA DA TUHAFI VAR... Türkiye''nin en büyük gazetesi Hürriyet''te durum daha da tuhaf... Bu gazetemizde resmen ''''başyazar'''' sıfatıyla yazı yazan bir yazar var, Oktay Ekşi... İlaveten, yazıları tıpkı başyazar gibi birinci sayfadan anonslanan ve devam sayfasında da gene başyazara bitişik olarak yayımlanan bir genel yayın yönetmeni var... Sorun şurada: Gazeteyi temsilde bir ve iki numaraları taşıyan bu yazarların yazıları gazeteyi bağlamakta mıdır, bağlamamakta mıdır? Şunu hemen söyleyelim: Türk gazeteciliğinde işlerin nasıl yürüdüğüne dair fikri olmayan biri, diyelim bir yabancı gazeteci Hürriyet''in künyesine baksa, sonra da dönüp birinci sayfadaki sözünü ettiğimiz yazıları görse, hiç kuşkusuz şöyle düşünür: ''''Demek ben bu yazıları okuyarak Hürriyet''in belli konulardaki editoryal yaklaşımını öğrenebilirim...'''' Tabii, neden iki ''''editoryal'''' olduğuna dair kafasında soru işaretleri taşıyarak... Yabancı gazetecinin; Hürriyet''in manşetinin, başyazısının ve genel yayın yönetmeni yazısının ayrı baş çektiği durumlarla karşılaştığında nasıl bir ruh hali içine gireceğini varın siz tahmin edin... KONSER DEĞİL ''JAM-SESSION'' Meseleye kafasını takmış bir Radikal okuru, derdini Hakkı Devrim''e dökmeye karar vermiş. Devrim, ''''Konser değil ''jam-session'''''' başlıklı yazısında (9 Şubat) okuruyla şöyle dertleşiyor: ''''Kısaca sorayım, diyor (okurum). Yargıtay Ceza Genel Kurulu ''Laikliği savunanlar dinsizdir'' diyen köşeyazarını suçsuz bulunca bir tartışmadır başladı. Bu bir hayırlı gelişmedir diyenler yanında, kararı bir şeamet işareti olarak karşılayanlar da var. Bakın mesela Hürriyet''in iki yazarına. Ertuğrul Özkök (...) bunu ''düşünce özgürlüğü'' yolunda atılmış bir adım olarak gördü. (...) ''''Hakkı Bey, bu satırların hemen sağında, bitişiğinde, bu defa gazetenin başyazarı Oktay Ekşi, aynı Yargıtay kararı hakkındaki endişesini dile getiriyor. (...) İki yazar aynı karar hakkında taban tabana zıt düşüncelere sahip olabilirler. Ama bu iki yazı, fikirleriyle gazeteyi bağlayacak nitelikte ve mevkide iki yazarın kaleminden çıkmışsa, haklı olarak yadırganmaz mı?'''' ''''Cevap vermeye çalıştım: ''Artık yadırganmıyor! Köşeyazarları günümüzde, bir orkestranın farklı âletler çalan üyeleri sayılmıyor. Siz de onları, keyiflerince, akıllarına estiğince, içlerinden geldiği gibi jam-session yapmak üzere bir araya gelmiş caz sanatçıları gözüyle görün, rahat edersiniz. Ben öyle yapıyorum.'''''' Biz, açık söyleyelim, Devrim''in sözlerinin Radikal okurunu rahatlattığını hiç sanmıyoruz. Çünkü Devrim, bu iki köşenin sahiplerini ''''köşe yazarı'''' olarak değerlendiriyor, oysa okur haklı olarak onları ''''fikirleriyle gazeteyi bağlayacak nitelikte'''' sayıyor... Gelin durumu, bu iki yazarın kendi yazıları hakında söylediklerinden hareketle biraz daha karıştıralım! Ertuğrul Özkök birkaç kere açıkladı ki, o yazıları ''''köşe yazarı şapkasıyla'''' yazmaktadır... Uysa da uymasa da, böyle; dediğini kabul etmek zorundayız... Dolayısıyla onun yazıları ile Hürriyet''in editoryal çizgisi arasında aykırılık yakalama çabası beyhude bir çaba olacaktır... Lütfen, ''''ama nasıl olur, o gazetenin yayın yönetmeni değil mi?'''' diye sormayın. Dedik ya: Uysa da uymasa da... Karışıklık asıl Oktay Ekşi''nin ''''başyazar'''' sıfatıyla yazdığı yazılardan kaynaklanıyor... Aslında 23 Mayıs 2001 tarihine kadar burada da sorun yoktu. Evet, Oktay Ekşi''nin yazıları bu tarihten önce de ''''başyazı'''' formatında yayımlanırdı ama bu yazılar (da) gazeteciliğimize hâkim olan ''''esnek standartlar'''' ölçütüyle okunduğu için, diyelim belli bir meselede gazetenin editoryal çizgisiyle başyazının ''''alâkaya çay demleyen'''' bir ilişki içinde olmasını kimse yadırgamazdı... OKTAY EKŞİ İLAN ETMİŞTİ Fakat işte 23 Mayıs 2001''de Oktay Ekşi''nin ''''bu sütunda'''' kaleme aldığı yazıların kendi görüşlerini değil, Hürriyet''in görüşlerini yansıttığını açık bir şekilde ilan ettiğinden beri işler karışmış durumda. Neden miydi bu ''''ilan''''? Çünkü Ekşi bir gün önce köşesinde RTÜK meselesini ele almış, eski kanundaki ''''Medya patronlarının devlet ihalesine girmesini yasaklayan'''' maddenin korunması gerektiğini yazmıştı. Ekşi, o yazısını ''''konuya devam etme'''' vaadiyle bitirmişti ama, ertesi gün konuyu kapatmayı tercih etti, hem de bir gün önceki sözlerini geri alarak... Gerekçe ise şöyleydi: Altında Ekşi''nin imzası olan yazılar Hürriyet''in görüşlerini yansıtmaktaydı. Oysa ''''ihale'''' konusunda yazdıkları kendi görüşleriydi. Hayatında ilk defa böyle bir şey yapmıştı ve bir daha yapmayacaktı... Bu yazının bitişiğinde yer alan Ertuğrul Özkök imzalı yazı ise isim vermeden Ekşi''nin bir gün önceki yazısını eleştiriyordu. Yazının başlığı da ''''İhale Tabusu'''' idi zaten... Oktay Ekşi o gün öyle yazdı ama, daha sonra gerek Medyakronik''te gerekse de bu sayfalarda defalarca gösterdik ki, aslında o sütunda sık sık kendi görüşlerini yansıtmakta, kafasına göre takılmaktadır... Radikal okurunun da kafasını karıştıran son tartışmada, Ekşi''nin onaylamadığı Yargıtay kararının, böylece Hürriyet tarafından da onaylanmadığı sonucuna varabilir miyiz? 23 Mayıs 2001''de ilan edilen şeye inanırsak, öyle... Bu durumda manzara şöyle oluyor yani: Gazetenin genel yayın yönetmeni, ülkenin yüksek yargısından çıkan bir kararı bütün kalbiyle onaylamaktadır, fakat gazetesinin editoryal çizgisi bunun tam tersi bir istikamette yol almaktadır. Tuhaf ama aynen böyle... Uysa da, uymasa da... (A.G.) Yeni şafak Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:04

İLGİLİ HABERLER