Ekonomi
  • 8.1.2010 11:51

OTOMOTİV RAKAMLARI AÇIKLANDI

Raporda şu bilgiler verildi: "2008 yılının son çeyreğinde ABD'de başlayan finansal kriz, hızla küresel bir nitelik kazandı ve tüm pazarlarda talep düşüklüğü ortaya çıktı. Hurda araç teşviki ile 2005 yılında 785 bine kadar ulaşan toplam iç pazar, daha sonraki daralmalar ve küresel krizin de etkisi ile 2008 yılında 526 bine düştü. 2002'den beri her yıl istikrarlı bir şekilde artan ihracat ile 2008'in ilk 6 ayında yıllık 1,5 milyon üretim hızına ulaşıldı.

Küresel kriz nedeniyle, 2008'in ikinci yarısında ihracat sipariş iptalleri ve iç pazar daralması sonucunda 2008 yılı üretimi ancak 1,150 milyon olarak gerçekleşti. Krizde hızla artan stokların eritilmesi ve talebin canlandırılması amacı ile Hükümetimizin 15 Mart/16 Haziran tarihleri arasında uyguladığı ÖTV indirimi, daha sonra azalarak 30 Eylül 2009 tarihine kadar devam etti. ÖTV indirimi silindir hacmi 1.600 cc den küçük otomobillerde önce yüzde 14 ve sonra yüzde 7 kamyonetlerde ise önce yüzde 8 ve sonra yüzde 6 fiyat indirimi sağladı.

Bunun sonucu bu araçlarda talep artarak stokların eritilmesi ve üretimin devamı ile vergi gelirlerinin artışı sağlandı. Dahasonra şirketlerin desteklediği kampanyalar ile talep artışı sürdürüldü. Böylece 2009'da bu araçlarda iç pazar yüzde 23 arttı. Minibüs, midibüs ile kamyon ve otobüs gibi ağır ticari araçlarda ÖTV değerinin düşük olması, bu araçlarda indirimin etkili olmamasına neden oldu. Bu araçlarda KDV indirimi önerisi ise Hükümetimizce uygun bulunmadı.

Ekonomik krizin etkisi ile bu araçların talebi yüzde 34 gibi büyük oranda geriledi. Sanayimizin üretiminde büyük yer tutan ticari araçlarda ihracat azalması ile birlikte üretim kaybı yüzde 60 düzeyine yaklaştı. Tedarik zincirinde yer alan diğersınai ve ticari işletmelerde yıl içinde çalışılan günlerin 2/3 ünde üretime ara verildi.Yüksek katma değer ile üretim yapan bu sanayimizde önemli ekonomik kayıplar gözlendi. 2009 yılında küresel kriz ortamında sonuç olarak ÖTV indirimi ile yalnız silindir hacmi < 1.600 cc olan otomobiller ile kamyonetlerden oluşan hafif ticari araçlarda Mart-Eylül ayları arasında talep artışı sağlandı ve bu dönemde ek olarak 150 bin araç satıldı. Bu sayede bu pazarda talep yıl toplamında yüzde 23 dolayında arttı ve bu artış toplam pazara yüzde 10 olarak yansıdı.

Bu ürünlerde stoklar hızla erirken, stoktaki ürünlerin satışı ile kamu gelirleri ek olarak arttı, tedarik zincirinde yer alan aksam parça üreticileri, araç üreticileri ve yetkili bayiler işlerini sürdürebildiler. Diğer ticari araçlarda ve traktörde herhangi bir teşvik uygulanmadı
ve pazarda talep sırası ile yüzde 34 ve yüzde 50 gibi yüksek oranda geriledi. Aşırı stoklar uzun süre yük olarak taşındı, tedarik zinciri içindeki tüm işletmeler toplam çalışılan günlerin 2/3 ünde üretime ara vermek zorunda kaldı. Çok iyi yetişmiş insan gücünün korunması için işveren, sendikalar ve hükümetimizin fedakârlık yapması gerekti.

Diğer taraftan, Şubat ayında yürürlüğe giren Kısa Çalışma Ve Kısa Çalışma Ödeneği Mevzuatı sayesinde İşsizlik Fonu kaynaklarının kullanıma açılması ile sanayimizde büyük
emek ve maliyetle yetiştirilen insan gücü kaybı asgari düzeyde tutulabildi.Çoğunlukla yerli tasarım ve ArGe ile geliştirilen özgün ürünlerle küresel pazarlar için daha fazla yerli katma değer ile üretim yapan ticari araçlar ve traktör sanayii krizde önemli zarar gördü. Özellikle ağır ticari araçlar pazarında yaşanan keskin düşüşlere bağlı olarak bir önceki yıla göre, 2009 yılında ihracatta yüzde 31 ve toplam üretimde ise yüzde 24 düzeyinde daralma yaşandı.

2001 ve 2002 yıllarında ülkemizde etkili olan krizin ardından, özellikle 2003 yılından itibaren iç pazara ek olarak AB ülkeleri ile entegrasyon sürecindeki yoğun gelişmelerle birlikte, sanayimizin ihracatı hızla gelişmeye başlamıştır. Otomotiv sanayimiz yapmış olduğu yeni yatırımlar sonucunda üretiminin yüzde 80 gibi önemli bir kısmını ihraç edebilir hale gelmiş ve üretimini 2008 yılında 1,150 milyon adede yükseltmiştir. 2000 yılına göre ihracatımız beş kat artmış, sanayimiz Türkiye ihracat sıralamasında yedinci sıradan birinciliğe yükselmiştir.

Küresel krizin yaşanan olumsuz etkileri içinde, sanayimiz adına olumlu gelişmeler de görüldü. 2009 yılında yürürlüğe giren ArGe Destekleri Mevzuatı çerçevesinde, Sanayi ArGe Merkezlerinin kurulması ve Küresel kriz tarım sektöründe de önemli olumsuz etkiler yarattı. Azalan üretici gelirleri traktör başta olmak üzere tüm girdilere olan talebisınırladı.

Traktör talebi 2009 yılı içinde yüzde 50 gibi büyük oranda geriledi. Kriz nedeni azalan talebin desteklenmesi için bu ürünlerde herhangi bir teşvik uygulanmadı. ArGe Alt Yapısı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Şu anda sanayimiz, kurulan 62 ArGe merkezi içinde 17 adet Merkez ile diğer sektörler arasında ilk sırada yer almaktadır. Öte yandan sanayimizin küresel rekabet gücü kazanmasında en önemli etken olan Dış Ticarette ArGe Devlet Yardımları uygulamalarında bu yıl beklenmedik sınırlandırmalar yaşanmıştır. Yatırımlarla ilgili yeni teşvik mevzuatında da belirsizlikler ve vergi sistemindeki sorunlar da devam etmektedir."

OSD, 2010 yılına bakışını şöyle özetledi: "Gerek yurt içi gerek AB pazarında bu yıl ek teşvikler olmayacağı ve iç talep ile ihracatın ancak 2009düzeyinde seyredeceği, özellikle ticari araçlar ve traktörde durgunluğun da devam edeceği beklenmektedir. 2009 yılında talep artışının önemli ek teşviklerle sağlandığı dikkate alınırsa, eğer krizin etkisi devam ederse, talebin yüzde 10 dolayında azalması da söz konusu olabilecektir. Sınırlı olacak iç ve dış talep değişikliği sonucu, üretim de ancak 2009 düzeyinde kalacaktır.

Sanayimizdeki bu olumsuz gelişmelere rağmen, banka ve finans sistemindeki olumlu sinyaller gelecek ile ilgili beklentilerin olumlu olabileceğini göstermektedir. Krizden çıkış sürecinde, eğer koşullar iyi değerlendirilebilirse, Türkiye'nin birçok fırsat elde edebileceği beklenmektedir. Küresel kriz, küresel otomotiv sanayiinde bir yeniden yapılanma süreci başlatmıştır. Bu gelişmelerin önümüzdeki dönemlerde Türkiye için de önemli fırsatlar yaratacağı tahmin edilmektedir.

Otomotiv sanayimiz, rakibi olarak değerlendirilen yeni AB üyesi ülkeler ile kıyaslandığında yüksektoplam kalite yönetimi anlayışı ve yüksek işgücü verimliliği ile çok önemli bir avantaja sahip bulunmaktadır. İçinde bulunduğumuz bu dönemde küresel rekabet gücünün sürekliliği için, sanayimizde yeni yatırım ve ArGe projelerinin desteklenmesi ve sanayimize yönelik yapısal tedbirlerin acil olarak uygulanması stratejik önem ve değer taşımaktadır. Düşük talep nedeni ile özellikle ticari araçlar ve traktör üreten fabrikalarımızda 2010 yılı başından itibaren üretime ara verilmesine başlanmıştır. Bu nedenle 2009 yılında birçok üründe KDV indirimi yapılırken dikkate alınmayan ticari araçlarda ve traktörlerde, 8 puanlık KDV indirimi uygulanmasının başlatılması gerekli bulunmaktadır.

Bu araçlarda sanayimiz yerli tasarımlarla küresel pazarlara üretim yaptığı, katma değerin daha yüksek olduğu ve pazarda ithalatın sınırlı bulunduğu da dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan bu kriz ortamında, küresel pazarlarda da olduğu gibi, ülkemizde de otomotiv
sanayinin krizden çıkışının 3-4 yıl gibi uzun bir süre alacağı da geçmiş kriz dönemleri verilerinden bilinmektedir. Bu zor koşullar altında, otomotiv sanayi mevcut strateji ve hedeflerimizde bir değişiklik yapmamıştır ve2 milyon adet üretim, 1,5 milyon adet ihracat, 50 milyar $ ihracat geliri ve 600 bin istihdam hedefine ulaşmak için çalışmalarını planlamaktadır. Bir başka ifade ile sanayimiz, "Küresel Mükemmeliyet Merkezi" olma hedefi yolunda, bundan sonra da istikrarlı iç pazar ve yeni ihracat projelerine bağlı olarak büyümek üzere yoğun çalışmalarını sürdürmektedir."

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 11:22

İLGİLİ HABERLER