'ÖZELLEŞTİRME' EKONOMİYİ NASIL ETKİLEDİ?
2003 yılına kadar özelleştirmeden elde edilen gelir 9,5 milyar dolar. Son bir ayda TAV’ın işletme hakkının devri ve Telekom’un satışından gelen para buna eşit.
Türkiye 20 yıla yaklaşan özelleştirme yolculuğundaki en hızlı dönemini yaşıyor. 2004’ün tamamında kamu teşebbüslerinin satışından 1,5 milyar dolar elde eden devlet, bu yılın daha ilk 5 ayında bu miktarı yakaladı. TAV’ın 3 milyar dolar karşılığında Atatürk Hava Limanı işletme haklarını 15 yıl için tekrar almasının ardından, Türk Telekom’un satışının da 6,55 milyar dolara tamamlanması ile bu yılki gelir 11 milyar dolara ulaştı. Bu rakam aslında Türkiye’nin özelleştirme yoluna ilk çıktığı 1985’ten 2003 sonuna kadar bütün özelleştirmelerden elde ettiği gelire denk. En son Telekom’un yüzde 55’ini Saudi Oger ve Telekom Italia ortak girişimine satan Türkiye’nin önünde şimdi diğer büyük özelleştirmeler duruyor. Gözler, başta Tüpraş ve Erdemir olmak üzere adeta yılan hikayesine dönen Petkim, alıcısı çıkmayan Tekel sigara ve özel kanunlarla yürütülen TEDAŞ’ta.
Özelleştirmelerin ekonomi üzerindeki olumlu etkisi sadece satışlardan elde edilen gelirle sınırlı değil. Eğitim, hukuk ve savunma gibi alanlarda devlete daha fazla hareket alanı sağlamasının yanında, özelleştirmeler, bazı kesimlerin iddia ettiğinin aksine istihdamı artırıyor, yatırım miktarını ve kalitesini yükseltiyor, ilgili sektörlere canlılık getiriyor ve devletin daha fazla vergi toplamasına imkân veriyor. Hazine’ye aktarılan gelirler ise kamu borçlanma gereğini azaltarak borçların çevrilebilirliğine katkıda bulunuyor. Gelen kaynak aynı zamanda bütçe açığı ve cari açığın finansmanına da önemli bir katkı sağlıyor.
Özelleştirme İdaresi’nin verilerine göre şu ana dek elde edilen gelirlerin yüzde 47,6’sı satış kapsamındaki kuruluşlara harcandı. Yüzde 27,4’üne tekabül eden yaklaşık 4 milyar dolarlık kaynak da Hazine’ye aktarıldı. Paranın 3 milyar dolarlık kısmı ise borç ödemelerinde kullanıldı.
Ekonomi çevreleri, özelleştirmenin Türkiye’ye her alanda yaptığı katkıya dikkat çekiyor. Yabancı Sermaye Derneği Başkanı Şaban Erdikler, özelleştirme ile rekabet açısından sağlanacak kazanımlara işaret ediyor. “Devletin hem kural koyucu, hem düzenleyici hem de oyuncu olması rekabet açısından yanlış.” diyen Erdikler, özelleştirmeler ile devletin liberal yapının gereği olarak sadece denetleyen bir bünyeye dönüşeceğini kaydediyor. Erdikler, yabancı sermayeye kısıt veya engel konulmasını savunanları da eleştirerek, “Yabancı doğrudan yatırımla buraya geldiğinde elini taşın altına koyuyor demektir. Yarın bir kriz çıksa o da seninle aynı sıkıntıyı çekecek. ‘Gelsin; ama kârını götürmesin’ demek yanlış.” ifadelerini kullanıyor.
Yapı Kredi Bankası Başekonomisti Ahmet Çimenoğlu, özelleştirmeye genel bir çerçeveden bakılması gerektiğini belirterek, konuyu ‘dönüşüm perspektifi’ olarak değerlendiriyor. Özelleştirmelerin özel sektörün kamudan daha etkin ve verimli çalıştığı varsayımı ile yürütüldüğüne dikkat çeken Çimenoğlu, bunun da kısa vadeli faydalardan ziyade daha uzun vadeli kazanımlara işaret ettiğini söylüyor. Çimenoğlu, bir kamu teşebbüsünün satışından ne kadarlık gelir elde edildiğinden çok, satıştan sonra yatırım, istihdam, gelir ve vergi gibi kalemlerdeki artışın dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Sudi Apak, özelleştirmelerde dikkatli davranıldığı takdirde ekonomiye önemli katkıları olacağı görüşünde. Yabancı veya yerli alıcının, özelleştirilen firmaya ilave istihdam ve yeni teknoloji sağlaması halinde özelleştirmelerin olumlu olacağını savunan Apak, mali sektördeki satışlarda ise daha titiz davranılması gerektiğini vurguluyor. Apak, Hazine verilerine göre geçen yıl Türkiye’ye 4 milyar dolar sıcak paranın girdiğine dikkat çekerek, “Söz konusu sıcak para ülkeden 1,6 milyar dolar kaynağın çıkmasına yol açtı. Oysa Tüpraş’ın satışından elde edilecek gelir için 1,3 milyar dolar telaffuz ediliyor. Satılsın; ama bunlara da dikkat edilsin.” diyor. Özelleştirmelerin sermaye piyasaları üzerindeki etkilerine temas eden Borsa Yatırımcıları Derneği Başkanı Ali Bahçuvan da her satış sonrası, satılan firma veya Borsa’da işlem gören aynı sektördeki diğer firmaların hisselerinde yükseliş olduğuna dikkat çekiyor. Piyasa analistleri Telekom satışını takiben, takriben 4-5 milyar dolarlık bir yatırımın hareketleneceği yorumunda bulunuyorlar. Yatırımların büyük bölümü ise altyapıya olacak. Ali Bahçuvan, söz konusu satış sonrası Telekom’a altyapı üreten Netaş, Alcatel ve Pirelli Kablo gibi hisselerin daha dikkat çeker hale geldiğine işaret ediyor. Sabancı, Doğan gibi ihaleye katılan grupların hisselerinde bile bir hareketlilik olmuş. Bahçuvan’ın değindiği bir diğer konu ise satışlar için havanın gayet olumlu olması: “Ekonomi iyiye giderken satışlar yapılırsa, gelir de yüksek çıkar. Şu an bu hava fazlasıyla var.”
Sanayinin devleri sıralarını bekliyor
Özelleştirme süreci hızla devam ederken, sıra kamunun diğer büyük şirketlerine geliyor. En çok göz önünde olanlar ise Erdemir ve Tüpraş. Demir-çelik üretiminde kalite ve miktar olarak bölgesinin en büyük firmalarından olan Erdemir, 1987’den beri özelleştirme kapsamında. 2004’te 3 milyar YTL’nin üzerinde ciro yapan firmanın kârı ise 638,5 milyon yeni lira. Erdemir, toplam pazarın yüzde 36’sına sahip ve 15 binin üzerinde çalışanı var. İdare hisselerinin blok satış yöntemi ile özelleştirilmesi amacıyla açılan ihalede son teklif tarihi 26 Eylül 2005. Firmaya şu ana kadar dünyanın önde gelen çelik devleri talip olduklarını açıkladı. 60 milyon ton ile dünyanın en büyük üretim kapasitesine sahip İngiliz kökenli Mittal, Fransızların en büyük küresel şirketlerinden Arcelor, Rusya’dan Novolipetsk Metal ile Severstal ve Amerika’dan US Steel bu talipler arasında öne çıkanlar. Tüpraş ise ham petrol rafinajı, petrol ürünleri ithalatı ve ihracatı alanlarında faaliyet gösteriyor. 1990’da özelleştirme kapsamına alındı. 4 binin üzerinde çalışanı bulunan rafineri devi, yüzde 74,3’lük pazar payı ile Türkiye’de bir numara. Daha önce 1 milyar 302 milyon dolar veren Rus kökenli Efremov Kautschuk, Tüpraş’ı almış; ancak Petrol-İş’in Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava sonucu satış iptal edilmişti. Geçen yıl 16,1 milyar dolarlık ciro elde eden firma için iştahı kabaranlar arasında Shell, ENI, Indian Oil ve OMV Aktiengesellschaft gibi devler var. Geçtiğimiz günlerde yerli firmalardan Petrol Ofisi de küresel bir oyuncu olabilme hedeflerini gerçekleştirme yolunda Tüpraş’ın kendileri için büyük önem taşıdığını duyurarak talip olduğunu açıkladı.
Elektrik enerjisinin dağıtımını ve ticaretini yapmak amacıyla kurulan Tedaş ise 31 bin 950 çalışana iş imkânı sağlıyor. Tedaş’ın özelleştirilmesinde kamu farklı bir yol izleyerek 21 görev bölgesini 14 ayrı şirket haline getirdi. Ödenmiş sermayesi 175 milyon yeni lira olan Türk Hava Yolları da 1990’da satış kapsamına alındı. Sermayesinin yüzde 75,18’i Özelleştirme İdaresi’nde bulunan firmanın geri kalan kısmı 2004 Aralık’tan beri halka açık. Bu yıl hakkında en çok konuşulan özelleştirmelerden biri olan araç muayene istasyonları hizmetinin satışında ise iki bölge için ihaleye çıkılmıştı. Nihaî pazarlık görüşmelerinde, Akfen-Doğuş-Tüv Süd Ortak Girişim Grubu birinci bölgeyi 300 milyon 250 bin, ikinci bölgeyi de 313 milyon 250 bin dolar bedelle aldı.
Özel sektöre geçen firmanın kârı verimliliği ve istihdamı artıyor
Özelleştirilen firmaların büyük bir kısmı, kısa dönemde verimlilik, üretim ve ciro artışı sağlıyor. Devletin elindeyken 1997’de şubesiz, çalışansız, sadece beyaz bir kağıt ve bankacılık ön izni ile Zorlu Grubu bünyesine katılan Denizbank, geçen 8 yılda 200 şubede 4 bin 500 kişiye istihdam sağlayan bir kuruluş haline geldi. 5,1 milyar dolar aktif büyüklüğü ve 12 iştiraki ile Denizbank, Türkiye’nin özel sermayeli sekizinci büyük bankası. Mağazalar zinciri Gima ise 1996’da Fiba Holding’e geçtiğinde bin 668 çalışana sahipken, bugün 3 bin 502 kişi ile hizmet veriyor. Mağaza sayısı 61’den 76’ya çıkan firmanın satış alanı 59 bin metrekareden 130 bine yükseldi. Satışlar ise cari fiyatlarla 1992’deki 974 milyar TL’den 750 trilyonun üzerine çıktı. Önceki gün Gima’nın Koç Grubu’na devri esnasında bir konuşma yapan Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, Gima’nın yüzde 60 hissesini 1996’da 17,2 milyon dolara aldıklarına dikkat çekerek, “9 yılda şirketin değerini, yaptığımız yatırımlarla 7 kat artırarak 197 milyon dolara taşıdık. Bu, gerçek bir başarı öyküsüdür.” ifadelerini kullandı. 1995’te özelleştirilen Havaş’ta ise istihdam 500 kişi kadar azalmasına rağmen faaliyet gelirleri 2002 itibarıyla yüzde 50’den fazla artış göstererek 64,5 milyon dolara ulaştı. Bu da verimliliğin iki misline yakın bir artış gösterdiği anlamına geliyor. Özelleştirmenin başarılı örneklerinden Petrol Ofisi’nde 2000'deki satışın ardından tesisat ve terminallerdeki iyileştirme çalışmaları yapıldı. Bunun yanı sıra ürün kalitesi ve mevcut istasyonların geliştirilmesi ve yeni istasyonların transferi amacıyla 4 yılda yaklaşık 250 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildi. Firmanın 2004 yıl sonu cirosu 7,7 milyar doları buldu.
Kayseri merkezli Taksan Takım Tezgahları, özelleştirilmeden önce 1,5 trilyon lira açık veriyordu. 2003’te satılan firmanın açığı, bir yılda 300 milyar liraya geriledi; satıldığı yıl 2 milyon dolar olan cirosu 2004’te 20 milyon dolara yükseldi. Büyükmıhçı Şirketler Topluluğu’na satılan Taksan’ın şu anki genel müdürü Ahmet Büyükmıhçı, yıl sonu hedeflerini 35 milyon dolar olarak açıklıyor. Firmanın üretim tesisleri genişlerken, işçi sayısı da 369’dan 642’ye çıkmış. Özelleştirilmeden önce yılda 15 trilyona yakın zarar eden Konya merkezli Tümosan da Alçelik Şirketler Grubu’na devredildikten sonra kâra geçti. Başta Pakistan olmak üzere birçok ülkeye motor ve traktör ihracatına başlayan Tümosan, 2005’in ilk 7 ayında 10 trilyona yakın kâr etti. Özelleştirilmeden önce 500 işçi çalıştırmasına rağmen senede ancak 300 traktör üretebilen fabrika, satıştan sonra tam kapasiteyle çalışmaya başladı. Özelleştirme İdaresi tarafından işten çıkarılan kalifiye elemanları tekrar işe alan işletme yönetimi, fabrikayı devraldıktan 3 gün sonra aktif hale getirdi. Şimdi fabrikada günde 25 traktör üretiliyor.
1985’te başladı
Türkiye, özelleştirmeye yönelik ilk adımlarını 1985’te atmaya başladı. O zamandan beri 243 kuruluştaki kamu hisseleri, 22 yarım kalmış tesis, 198 taşınmaz, 6 otoyol ve 2 boğaz köprüsü, 89 tesis, 6 liman, şans oyunları lisans hakkı ile araç muayene istasyonları özelleştirme kapsamına alındı. Özelleştirme çalışmaları 1985 yılında bazı yarım kalmış tesislerin özel sektöre devriyle başladı. 2005’e kadar geçen 20 yıllık sürede kapsama alınan kuruluşların yarıdan fazlası tamamen özelleştirildi.
KİT’lere üç yılda 12,4 milyar YTL yatırım yapılacak
Kamu, 2006-2008 döneminde, özelleştirme kapsamındakiler dahil kamu iktisadi teşekküllerinde (KİT) toplam 12,4 milyar Yeni Türk Lirası (9,1 milyar dolar) yatırım yapmayı hedefliyor. Bu dönemde en büyük yatırımcı kurum, 2,6 milyar yeni lira ile Devlet Demiryolları olacak. Yine aynı dönemde özelleştirmenin hızlanacağından hareketle, özelleşecek kuruluşların yapacağı yatırımlar için ayrılan kaynaklar, yıllar itibarıyla azaltılıyor. Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre, özelleştirme kapsamındakiler hariç KİT’lerin cari fiyatlarla gelecek yıl 3 milyar 90 milyon, 2007’de 3 milyar 227 milyon, 2008 yılında ise 3 milyar 357 milyon yeni liralık yatırım yapması öngörülüyor. Söz konusu dönemde Botaş’ın 1 milyar 177 milyon yatırım gerçekleştirmesi bekleniyor. Özelleştirme kapsamındaki kuruluşların ise gelecek yıl 1 milyar 419 milyon, 2007’de 697 milyon, 2008’de ise 636 milyon yeni lira yatırım yapması hedefleniyor. Bu kapsamda Petkim, Tüpraş ve Erdemir gibi kuruluşların bu yıl özelleştirileceğinden hareketle, 2006 yılı için ödenek ayrılmadı. Gelecek yıl, Tedaş’ın özelleşeceği düşünülerek 2007 için ödenek verilmezken, aynı gerekçeyle Tekel’e de 2008 yılında ödenek konulmadı. 3 yıllık dönemde, özelleştirme kapsamında yer alan kuruluşlar içinde en fazla yatırım yapacak kuruluş, Türk Hava Yolları olacak. THY’nin 3 yılda yapacağı yatırım 1,8 milyar YTL’yi bulacak.
:İbrahim Türkmen - Zaman