Asayiş
  • 25.12.2009 00:01

ÖZKAN: 'BENİ LİNÇ ETTİRMEYİN!.. BİR MERT ÇIKSIN ALNIMA SIKSIN!..'

İSTANBUL -AA- İkinci "Ergenekon" davasının tutuklu sanıklarından Tuncay Özkan'ın çapraz sorgusu sırasında zaman zaman tartışmalar yaşandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanık Tuncay Özkan'ın daha önce verdiği emniyet, savcılık ve sorgu yargıçlığı ifadeleri, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün tarafından okundu.
Söz alan Tuncay Özkan, 20 Aralık Pazar günü bir gazetede çıkan "Savcı, Haberal'ın yakınlarını fena işletmiş" başlıklı bir haberde Cumhuriyet Savcısı N.T'den bahsedildiğini ifade ederek, Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın'a, "N.T. siz misiniz? Siz, Mehmet Haberal'a iltimas geçilmesi için size gelenlerle görüştünüz mü? Gelen bir telefona, bir narkotik suçlusunu, polis komiseri olarak konuşturdunuz mu? Bence siz sorularınızı Mehmet Ali Pekgüzel'e verin, o sorsun" dedi.
Özkan'ın avukatı Ahmet Çörtoğlu da çapraz sorgu öncesi söz alarak, sorgu sırasında araya girip sorguyu bölmek istemediğini söyledi. Çörtoğlu, "Yönlendirme sorusu sorulmasın. Lütfen Sayın Başkan siz müdahale edin bu konuya" diye konuştu.
Daha sonra Özkan'ın çapraz sorgusuna geçildi.
Üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı amblemi bulunan dosya kapağını gösteren Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Özkan'a, Jandarma Genel Komutanlığında yapıldığı iddia edilen ve görüntüsü bulunmayan görüşmeyle ilgili olarak, "Şener Eruygur, Hurşit Tolon ve Hasan Atilla Uğur'dan 16 Aralık 2003 tarihli 24'er sayfalık görüşme belgesi var. Bu görüşmenin yapılıp yapı lmadığını söyler misiniz? Bu görüşme sadece metin olarak ele geçirilmiş. Görüntü veya ses kaydının olup olmadığını TSK'ya sormuşuz, 'yoktur' şeklinde cevap gelmiş. 16 Aralık 2003 tarihinde neredeydiniz?" diye sordu.
Bunun üzerine araya giren Özkan'ın avukatı Çörtoğlu, "Dakika bir gol bir. Ses kaydı yok, bir şey yok. Siz 16 Aralık 2003'te nerede olduğunuzu hatırlıyor musunuz Sayın Başkan?" dedi.
Özkan da "Ahmet Çörtoğlu, duruşmadan önce, 'bak seni kızdırmaya çalışacaklar, sabırlı ol' diyordu. Ben, benim fitilim daha kısa sanıyordum, Ahmet'in fitili daha kısaymış" diye konuştu.
Daha sonra Çörtoğlu'na sakin olması gerektiğini söyleyerek, Pekgüzel'in sorduğu soruya cevap vermek istediğini ifade eden Özkan, "16 Aralık 2003'te Kıbrıs'tan geldim, ama Ankara'da mıydım, İzmir'de mi, yoksa İstanbul'da mıydı m hatırlamıyorum" dedi.
Savcı Pekgüzel'in, "O tarihte tek bir cep telefonu numarası mı kullandınız?" sorusuna "Evet" yanıtını veren Özkan, kullandığı numarayı söyledi.
Özkan, Pekgüzel'in, "Erem Ertekin'i tanıyor musunuz?" sorusu üzerine, Kanal D'nin müessese müdürü olarak tanıdığını ifade etti.
Pekgüzel'in, "Recep Tayyip Erdoğan size, 'Şeytanın ta kendisisin sen, derin devletsin' dedi mi? Böyle bir görüşme oldu mu?" sorusuna Özkan, "Erdoğan'la uçakta karşılaştık. Kendisine malını, mülkünü, servetini sordum. Uçaktan indikten sonra 'Bunu yayınlayacak mısın?' dedi. Ben de 'yayınlayacağım' dedim. Dışarıda arabamı gördü. 'Bu araba zırhlı mı?' dedi. 'Evet' dedim" yanıtını verdi.
Araya giren avukat Çörtoğlu'nun "Bu iddianamede var mı?" diye sorması üzerine savcı Pekgüzel, "Hepsi var. Çünkü 'İddianamede var mı, ekte var m ı, gökte var mı?' diye soracağınızı biliyorum" dedi.
Pekgüzel'in, "Çukurova Grubuna geçtiğinizde Akşam Gazetesinin durumu nasıldı? Batmış mıydı?" sorusuna Özkan, "Durumu iyi değildi. 2 bankasına el konulmuştu, ama hala batmadı" yanıtını verdi.
Özkan, Pekgüzel'in Akşam Gazetesinin tirajıyla ilgili sorusuna karşılı k da "170 bin civarındaydı. Ayrıldığımda da 300 bin civarındaydı" dedi.
Pekgüzel'in, Akşam Gazetesinin Ankara Temsilcisi Nuray Başaran ile yaptığı kavgaya ilişkin sorusunu da Özkan, şöyle yanıtladı:
"(Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman darbe yapacak) diye bir haber, gazetenin ertesi günkü manşetiydi. Bunu, Nuray Başaran, Hüsamettin Özkan'a bildirmiş. Mehmet Emin Karamehmet de manşeti çıkarmamı istedi. Sonra Aytaç Yalman aradı, 'Haberi yaparsanız dava açarım, doğru değil' dedi. Ben de haberi yapan muhabiri aradım, işten attım. Haber de yapılmadı, ama manşeti başkalarına söylediği için Nuray Başaran'a da bağırdım, hakaret ettim. Gazetecilikte böyle bir şey olmaz."
Savcı Pekgüzel'in, "Bedrettin Dalan ile ilişkiniz nedir?" sorusuna da Özkan, "Dalan'la tanışıklığımız, belediye başkanlığı döneminde Cumhuriyet Gazetesinde aleyhinde haber yapmamızla başladı. Dalan, Anavatan Partisinde siyaset yapmak istiyordu" yanıtını verdi.
Pekgüzel'in, "Aydın Doğan size ne diye hitap ederdi? 'Oğlum' der miydi?" sorusunu da Özkan "Ne alakası var? Aydın Bey bana 'oğlum gibidir' derdi. Ben ona baba falan demezdim. Benim babam Ziya Özkan'dır" diye yanıtladı.
Savcı Pekgüzel'in, Nuray Başaran'ın, "Tuncay Özkan, Kanal D'nin arşivini de yanında getirdi" şeklindeki beyanını okuması üzerine Özkan, "Siz de buna inandınız mı? Söz konusu arşiv bir ajanstan Show TV yönetimi tarafından alındı. Nuray Başaran da bu suçlamasıyla ilgili Sultanahmet Adliyesinde yargılanıyor" şeklinde konuştu.
Özkan, "Bu iddianameyle aslanları kedilere boğduruyorsunuz. Beni kanı bozuklara linç ettirmeyin. Bir mert çıksın alnıma sıksın. Kimse bana 'şeytan' diyemez. Ya, Mehmet Ali Bey, burada beni şizofren kedilere boğdurma" dedi.
Pekgüzel'in, "En sevdiğiniz yemek taze fasulye mi?" sorusuna da Özkan, Nuriye Akman'ın 2000 yılında kendisiyle yaptığı röportajda bu gibi sorulara cevap verdiğini söyledi.
Ailesinde kaç şehit olduğu sorulan Özkan, 16 şehit olduğunu ifade etti.
Savcı Pekgüzel'in, "20 sene aynı elbiseyi mi giydiniz?" sorusu üzerine sinirlenen Özkan, "Mehmet Ali Bey, bana her şeyi sorun, onu sormayın. Çocukluğumda belki yamalı elbise giymişimdir, ama 20 sene aynı elbiseyi giymedim" diye konuştu.
Bu arada, savcı Pekgüzel'in, 16 Aralık 2003 tarihli belgeyle ilgili bir soruyu yöneltirken, "kayıt çözümü" şeklindeki ifadesine sinirlenen avukat Çörtoğlu, "Böyle bir görüntü ya da ses kaydı yok. Savcılık özellikle 'görüntü' diyor. Savcılar yalan söylemez. Ben sorguyu terk ediyorum" dedi.
Çörtoğlu'nun kapıya doğru yönelmesi üzerine Özkan ve di ğer avukatlar, Çörtoğlu'nun yanına giderek, sakinleştirmeye çalıştı.
Başkan Şengün de "Kızarak yaparsanız yenilirsiniz. Sakin olalım. Aynı mesleği yapıyoruz, size laf söylemeye utanıyorum" diye konuştu.
Avukat Çörtoğlu'nun "Benimle aynı mesleği yaptığınız iç in mi utanıyorsunuz" şeklindeki ifadesi üzerine de Şengün, onu demek istemediğini, aynı mesleği yaptıkları için söz söylemek istemediğini, yanlış anlaşıldığını söyledi.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 13:17

İLGİLİ HABERLER