Gündem
  • 21.12.2005 12:04

PAMUK VE DİNK'TEN SONRA 'İZMİR BÜYÜCÜLERİ'NE DAVA AÇILDI

Orhan Pamuk ve Hrant Dink gibi yazarlardan sonra şimdi Yunanlı Yazar Mara Meimaridi'nin 'İzmir Büyücüleri' adlı kitabına 'Türklüğü aşağılamaktan' dava açıldı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13 Ekim 2005'te Beyoğlu Cumhuriyet Başvavcılığı'na intikal ettirdiği davada Literatür Yayıncılık Yönetmeni Abdullah Yıldız, TCK'nın 301'inci maddesince yargılanıyor. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın mütalaasında, Mara Meimaridi'nin yazdığı kitapta Türklüğü aşağılayan ifadeler kullanıldığı ve hakaret sayılabilecek yönler olduğu ifade edilerek şöyle deniyor: "Kitapta Türklerin 'Her zaman hazır olandan, insanın emeğinden yemek için fırsat kullanan bir yılan gibi orada oldukları' şeklinde eleştiri sınırlarını aşan ifadeler kullanıldığı, Türklüğü aşağılamak suçuna açıkça vücut verildiği bilirkişi raporu ve suç ihbarıyla anlaşılmıştır."

Türü "büyülü gerçeklik"
Kitabın yayıncısı Literatür Yayınevi Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Kocatürk, VATAN'a yaptığı açıklamada davanın kitap yayınlandıktan 1 yıl sonra açıldığına dikkat çekti ve şunları söyledi: "Kitap fantastik tarzda yazılmış. Büyülü gerçeklik denilen bir roman türü. Tarih bir dekor olarak kullanılıyor. Yazarın ailesi Kapadokya bölgesinden İzmir'e göç etmiş. Kitap Türkiye'de halen satışta; yurtdışında da büyük ilgi görüyor. Birçok dile çevriliyor. Yayınevi olarak biz de kitabı sansürsüz yayınladık; kitabı Türklüğü aşağılamak olarak değerlendirmiyoruz. Kitapta birçok bölümde de Türk karakterler övülüyor."

Dava konusu olan bölümler
Türkler güldüğünde yayılan ağız kokusundan için kalkar
Sayfa 250- "...Türk kadınları Rum kadınları gibi cezbedici değildi. Yemeklerinin çoğunu, çiğnemeye üşendikleri ve çiğnemeden yuttukları için öğütürlerdi. Bir kaşık hünkar beğendi blap, ardından bir kaşık cacık blap, onun üstüne de sos içinde yüzen, parçalara ayrılmış, ezilmiş et. Bu yüzden de hepsinin dişleri çürük ve kapkaraydı. Dişetleri hiç çalışmadıkları için bir türlü sıklaşıp da dişlerini tutacak hale gelemediklerinden, dişleri düşerdi. Yemekten sonra bardaklarından içtikleri bir yudum suyla, dişlerini temizleme işlemini yapmış sayalardı kendilerini. Evlendikleri zaman, karbonatlı suyla ağızlarını gargara yaparlardı. Türk Ordusunun atları ve süvarileri güldükleri zaman etrafa yayılan ağız kokusundan için kalkardı..."

Türk mahallesinin pisliğini hiçbir şey temizleyemezdi
Sayfa 38- "... Ermeni Mahallesi'nden geçebilmenin imkanı yoktu. Bütün kiremit atölyeleri oradaydı ve yağmurdan her yer kiremit kırmızısı olur ve ayağın bileğine kadar çamura batardı. Türk Mahallesi'nden geçmeyi aklına bile getiremezdin. Oradaki pislikleri hiçbir şey temizleyemezdi. Çarşının sokakları ise sardalyeleri yıkayan yağmur suyuyla kayganlaşmıştı ve pis kokuyordu. Maalesef bu kaygan balık suları yüzünden kaydım ve düştüm..."

Türk kadınları bakılmak için değildi
Sayfa 36- "... Bütün sokak sıcak yüzünden deve ve eşek pisliği kokuyordu. Baharda, sanki Türk mahallelerinin pisliğini örtmek istercesine, bu gübrelerin beslediği tohumlardan kocaman yeşillikler fışkırıyordu. Ah şu Türk mahalleleri!, Ne pis yerlerdi. Buradaki hanımlar her şeyi gözetleyen bir çift gözden başka bir şey değillerdi. Türk kadınları bakılmak için değillerdi. Onları diğer kadınlar gibi hayran hayran seyredemezdin. Zaten birşey de göremezdin çarşaftan.."

Müzikle tek bağlantısı çığlık atan müezzin
Sayfa 270- "...Müzikle tek bağlantısı minareden çığlıklar atan müezzin olan bir halkla bir arada yaşamaya mecbur edildiğimiz için çok mutsuz dedi..."

(vatan)

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:25

İLGİLİ HABERLER