PKK ile görüşmeyi MİT yapmayacak da kim yapacak!
ANKARA - AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, futbolda şike davası ile ilgili süreçten kimsenin mutlu olmadığını belirterek, "Bu konuda hiçbir takım 'ben günahsızım' diyemez, hiçbir takım da 'tek günahkar benim' diyemez" dedi.
Bağış, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrıldığı soruşturma ile ilgili sorular üzerine Bağış, MİT'in istihbarat toplama ve değerlendirme görevi yaptığını kaydederek, "Maalesef geçmişte bu tür kuruluşlar dış istihbarattan çok iç istihbarata yönelmişlerdir, birtakım şeyler içerisine girmişlerdir, ama şu anda Türkiye'de kurumlar arası diyalog açısından belki de en önemli ve en işlevsel dönemi yaşıyoruz. Ama buna rağmen bazen sorunlar çıkabiliyor. Bunlar da kurumlardan kaynaklanan değil, şahıslardan kaynaklanan sorunlar olabiliyor" dedi.
Bu kadar hassas yetkisi olan bir kurumun içinde "görevini kötüye kullanmaya kalkan birilerinin mutlaka olacağını" söyleyen Bağış, "Biz bunlar hiçbir zaman yargılanmasın, bunlar denetlenmesin, sorgulanmasın demiyoruz. Ama yaptıkları işin doğası itibariyle de bunların herhangi birinin kafasına estiği zaman yargılayamaması da gerekmektedir. Onun için kimdir bu yetkiyi verebilecek ya da o muhakemeyi yapabilecek- Arkasında milyonlarca seçmenin oyunu almış, milli iradeyi temsil eden ve yönetme yürütme erkini temsil eden kurumun başındaki şahsiyettir, o da Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanıdır" diye konuştu.
Zamanında TCK'nın 301. maddesiyle ilgili yargılamanın Adalet Bakanı'nın iznine bağlanması konusunda da tartışmalar yaşandığını hatırlatan Bağış, bu sayede artık çok az kişinin 301. maddeden yargılandığını ifade ederek, "Demek ki böyle bir mekanizma kurduğunuz zaman sorunları aşıyorsunuz" dedi.
Bağış şunları söyledi:
"Devletin hassas görüşmelerini Milli İstihbarat Teşkilatı yapmayacak da hangi kurum yapacak. Bayındırlık Bakanlığı mı yapacak- Orman Bakanlığı mı yapacak- Tabii ki Milli İstihbarat Teşkilatı'nda birtakım bilgiler var, birtakım belgeler var. Kimin kim olduğuna dair yıllardan beri akan bir bilgi havuzu var. O çerçevede gerekli değerlendirmeleri yaparak görüşlerini yaparlar, aldıkları bilgileri de siyasi iradeye arz ederler. Siyasi irade de ona göre kararını verir."
-Futbolda şike davası-
Egemen Bağış, ''futbolda şike'' iddialarına ilişkin yargılamanın sorulması üzerine de bu konuda yorum yapmanın yargıyı etkileme olarak algılanabileceğini belirtti.
Kendisinin de çok sadık bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu ve yaşanan süreçten kimsenin mutlu olmadığını kaydeden Bağış, "Bu konuda hiçbir takım 'ben günahsızım' diyemez, hiçbir takım da 'tek günahkar benim' diyemez. Türkiye'de maalesef yanlış yönetimlerin olduğu dönemlerden kalan birtakım yanlış alışkanlıklar, her konuya, her sosyal etkinliğe her gruba sirayet ettiği gibi sporumuza da maalesef etmiş. Ama Türkiye'nin her konuda içinden geçmekte olduğu şeffaflaşma süreci eminim sporda da, sanatta da, medyada da kendini gösterecektir. Siyasette de kendini gösteriyor. Türkiye şu anda bence çok önemli bir şeffaflaşma sürecinden geçiyor" dedi.
-Fransa'da kabul edilen Ermeni yasası-
Bakan Bağış, 1915 olaylarıyla ilgili Fransa'da devam eden sürecin sorulması üzerine de Bağış, Fransa'daki tasarının tamamen "ifade özgürlüğünü kısıtlamaya odaklı siyasi istismar tasarısı" olduğunu söyledi.
Türk-Fransız ilişkilerinin 14. yüzyıldan beri devam ettiğini hatırlatan Bağış, o tarihten bu yana iki ülkede de birçok idarecinin gelip geçtiğini, ama ilişkinin hep devam ettiğini kaydetti.
Fransa'da iki ay sonra yapılacak seçimleri beklemek gerektiğini belirten Bağış, "Türk-Fransız ilişkilerinin öyle birilerinin kaprisine bırakılmayacak kadar önemli olduğuna inananlardanım" dedi.
Bağış, Fransa Anayasa Konseyi'nin bu tasarının Fransız ihtilalinin değerlerine, Fransız Anayasasına ve AB değerlerine aykırı olduğuna kanaat getirerek o yasayı iptal edeceğine yürekten inandığını ifade etti.
1915 yılında Osmanlı Devleti'nin en yakın ilişki içerisinde olduğu ülkelerin Almanya, Rusya, Fransa, İngiltere ve ABD olduğunu, bu ülkelerin Osmanlı Devleti'nde görev yapan büyükelçileriyle yaptıkları yazışmaların incelenmesi gerektiğini belirten Bağış, Türkiye'deki ve bütün bu ülkelerdeki arşivlerin akademisyenlere açılmasını istediklerini, ama bu isteklere cevap bile verilmediğini dile getirdi.
Bunları dile getirdikleri zaman İsviçre'deki "işgüzar" bir savcının kendisine ön soruşturma açabildiğini belirten Bağış, "Açsın, gerekirse ben İsviçre'ye gitmem. Orada benim bankalarda param da yok, olanlar düşünsün. Gerekirse bir daha da giderim bir daha da söylerim onu da hiç umursamıyorum" dedi.
-Arap Baharı-
Arap Baharı sürecine ilişkin de değerlendirmeler yapan Bağış, bölgede yaşananların daha uzun yıllar etkisi görülecek bir sürecin başlangıcı olduğunu söyledi.
Tunus'ta, Mısır'da, Libya'da birtakım değişiklikler olduğunu, ama henüz buralarda sürecin tamamlanmadığını vurgulayan Bağış, şöyle konuştu:
"Ama önümüzdeki dönemde Arap Baharı'nın bence en çok insanları düşünce platformlarında düşündürmesi gereken konulardan bir tanesi, İsrail'in yapısı olacak. Neden- Çünkü bir yandan dünya özellikle demokrasiyle yönetilen Batı ülkeleri orada milli iradenin, halkın taleplerinin yani demokrasinin egemen olmasını istiyor. Öte yandan da o sokaklardaki milyonları hep rencide etmiş onların değerlerine hep tepeden bakmış hor görmüş bir İsrail yönetimi ile de uyumlu olmalarını istiyor. Yani burada bir çelişki var. Ya İsrail, oradaki insanların değerlerine saygılı olduğunu ortaya koyacak bir değişime gidecek, o da bu Netanyahu, Lieberman ikilisi ile olabilir mi onu da zaman gösterecek. Ya da Ortadoğu'da gerçekten yeni bir yapılanma ve arayış sancıları devam edecek. Ben önümüzdeki dönemde Arap Baharı'nın en önemli sorusunun, İsrail'in içinde yaşadığı coğrafyadaki insanların değerlerine saygı duymayı öğrenip öğrenmeyeceği üzerine odaklanacağına inanıyorum."