Gündem
  • 16.7.2010 12:38

PKK'NIN AVUKATLIĞINI YAPMAK SANA MI KALDI?

İŞTE BAŞBAKAN'IN KONUŞMASI:

Yoksullluğun, yolsuzluüğun, çaresizliğin hüküm sürdüğü bir Türkiye'yi devralmıştık. Canla başla çalıiştık, ter döktük ve bugün 7,5 yıl öncesine kıyasla farkı bir Türkiye'yi inşaa ettik. Tarih, AK Parti iktidarının Türkitye'yi yönetytiği bu dönemi çok farklı bir yere koyacaktır. Hizmetleri millet mutlaka ve mutlaka hayırla yad edecektir. Bugün ulaştığımız seviyeler tesadüfün eseri değildir. Bugün geldiğimiz nokta, bir tek kişinin veya birkaç kişinin de eseri değil. Bu umut dolu aydınlık manzara fedakar teşkilatın eseridir. Bu cesur, kararlı, aziz teşkilatımızın eseridir. Şu an tüm samimiyetimle söylüyorum Türkiye'nin bugün elde ettiği başarılar Doğu'daki, Batı'daki, Kuzey'deki, dört bir yandaki teşkilatımızın eseridir. Türkiye'ye bu sevinçleri yaşatan tüm başkanlarımızı, teşkilatlarımızı, mahalle köy temsilcilerimizi, gençlik, kadın kollarımızı ve milletvekili arkadaşlarımı tebrik ediyor her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bazı verileri Türkiye'nin her köşesine ulaştırmanızı sizlerden istiyorum. Son günlerde yaptığım ziyaretlerde bu veriler pek dikkate alınmıyor. Gözden kaçırılmış veya bilinmiyor. 2004 yılı ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 11.9 büyüme kaydetti. 2010 yılı birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 11,7 büyüme oranıyla dünyada dördüncü G20 ülkeleri arasında ikinci, OICD ve Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldı.

İşsizlik rakamları açıklandı. 2009 Nisan ayında krize rağmen yüzde 14,9 oranına çıkmış olan işsizlik bu yılıon Nisan ayında düşüş kaydettiç Yüzde 12'ye geriledi. İki ay önce bunu söylemiştim. 3-4 ay içinde daha da düşecek demiştim. Bazıları alay etti. İnşallah daha da düşecek. Bir yılda 600 bin kişi iş bulurken. Bir milyon 200 kişi iş aramaya başladı ve bunlar iş sahibi oldu. Krizi en az zararla atlattık, atlatıyoruz.

Ekonomik kriz için aldığımız tedbirleri IMF belirlemedi, biz belirledik. Biz neyi ne zaman yapacağımızı gayet iyi değelendirdik, müzakerelerimizi yaptık. Stand-by anlaşmasını imzalamadık, işi bitirdik. Bu aldığımız tedbirleri küçümseyenler bugün mahcup oldular. "Kriz teğet geçecek" sözümüzü anlayamayanlar, dalga geçenler mahcup oldular. 7,5 yıldır mahcup oluyorlar, ellerini ovuşturarak kriz duası yapıyorlar. "AK Parti kaybetsin, Türkiye'ye ne olursa olsun" diyerek ülkemizin kuyusunu kazıyorlar. Biz onlara hayal kırıklığı yaşatmaya devam edeceğiz. Milletimizin emeğini ve ekmeğini çoğaltmaya devam edeceğiz.

2002'de Türkiye'de 8,6 milyon motorlu kara taşıtı vardı. Bugün yüzde 68 oranda artarak 14,5 milyon adete çıktı. Türkiye'de kullanılan cep telefonu abonesi 2002'de 23,3 milyondu. Bugün 61,5 milyona ulaştı. 2002'de 4 milyon civarında internet kullanıcısı vardı, bugün 30 milyona ulaştı. Sabit geniş bant internet abone sayısı çok azdı, bugün 7,5 milyon abone sayısına ulaştı. 2002'de uçak kullanım sayısı 34 milyon kişiydi, 2009 sonunda 86 milyon kişi uçağa bindi. Bunlar yoksulluk alameti mi, yoksa zenginleşmeye giden bir alamet mi? Türkiye'de otomobil üretimi 196'te başladı. Bizim iktidarımıza kadar olan sürede, 40 yılda, toplamda 6,8 milyon adet otomobil üretilmişti. Fakat iktidarımız döneminde 7,5 yılda, Türkiye'de 7 milyon 80 bin 500 adet otomobil üretildi. Hesap ortada. Halep ordaysa arşın burda. 2009'da Türkiye'de 25,3 milyon ton çelik üretildi. 6.100 km bölünmüş yol yapıldı bizden önce. İktidarımız sonrasında 10 bin 400 km yol inşaa ettik. Kaç oranla çıkacağını anlayın. 7,5 yılda milli eğitimde 149.824 yeni dersliği Türkiye'ye iktidarımızı kazandırmıştır. Cumhuriyet tarihindeki toplam derslik sayısının yüzde 32,5'unu biz yaptık. Bu eğitime ne kadar önem verdiğimizin ifadesi. Demokratik, laik, sosyal bir ülkenin gereği olarak toplu konutlara adım attık.

430 bin konutun inşaasını 7,5 yılda başlattık. 340 binini sahiplerine teslim ettik. Yeni projeyle de peşinatsız konutlar yapmaya başladık. Bunlar insanımıza verdiğimiz değerin bir anlayışıdır.

Cumhuriyet tarihi boyunca herkes iline üniversite istiyordu. Biz yasası çıkanlarla birlikte Türkiye'de 78 üniversite kurduk. Böylece sayıyı 154'e ulaştırdık. Şu anda üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Kriz tellalığı yapanlara, milletin moralini bozmak için her yola başvuranlara, ben bu rakamlara itaat ediyorum. AK Parti'nin ulaşabildiği seviyelere onların hayalleri dahi ulaşamaz.

Bu iş popülizmle, fakirlik edebiyatıyla, kuru sıkı atarak, bol keseden dağıtarak olmuyor. Projeniz, ekibiniz olacak, damdan düşmüş olacaksınız. Garip gurebanın sızısını yüreğinizde hissetmeniz gerek. Bu sızıyı hissetmeyenler bir çare üretemezler, üretseler üretseler fakir edebiyatı üretirler. Döner- ekmek dağıtarak milleti kandırmaya çalışanların nerede olduğunu görüyorsunuz.

AK Parti'nin politikalarının taklit edilmesinden gurur duyarız, bizim ayaklarımız yere sağlam basıyor. Biz uçmuyoruz, uçuruyoruz. Bizi taklit edenlere de bir an önce yere inmelerini şiddetle öneriyoruz. Bu rakamları her bir vatandaşımıza ulaştıracağız. 2002'de hangi şartlarda yaşıyorlardı, şimdi nasıl yaşıyorlar bunu göstereceğiz. Unutmayın, 7,5 yıl önce enflasyıon yüzde 30'du şimdi 8,7 oldu. Borçlanma faizi yüzde 63'tü şimdi yüzde 8-9. IMF'e borcu bu mişlletin 23,5 milyar dolardı, şimdi 7,5 milyardolar. Bizden önceki iktidarlar borçlandı, biz ödüyoruz. MB'nin kasasındaki döviz rezervi 26 milyar dolardı, şu anda 75 milyar doların üzerinde. Bakınız nereden nereye. Bu güçlenen bir ekonominin rakamlarla ifadesidir. Alım gücünün ne kadar yükseldiğini, dün lüks görünen harcamaların bugün günlük yaşantıda harcanan şeyler olduğunu anlatacağız.

Kararlılıkla yolumuza devam edecek, başarılara daha fazlasını ilave edeceğiz. Partimizi kurma çalışmasını başladığımız andan itibaren gündemimizi meşgul eden, hala yerini koruyan terörle mücadele konusunda sağlıklı teşhisler koymaya azami hassasiyet gösterdik. Türkiye'de terörün bu boyutlara ulaşmış olması çözüm önerilerinin doğru üretilmediğinden kaynaklanıyor. Biz terörizmle, teröristle çok boyutlu bir mücadele koyuyoruz. Terörle mücadele güvenlik tedbirleriyle de sonuç getirmeyeceği gibi sadece iktidarın gayretleriyle neticeye ulaşmayacağını gördük. Terörle, nedenleriyle mücadele ederken muhalefetin oy kaygısıyla, şahsi hırslarla süreci baltalaması en başta Türkiye'ye zarar verir.

AK Parti başarılı olmasın diye krize girmek için elinden geleni yapanlar var. Aynı şekilde terörle mücadeleri, milli birlik ve kardeşlik projesinin başarılı olmaması için mücadele edenler var. Sadece askerin, polisin yapacağı iş değil. Onlar bu işin güvenlik boyutunda yer alacaklar. Bu işin sosyolojik, psikolojik, diplomatik boyutu var. Tüm bunların masaya yatırılmasıyla iktidarı, muhalefeti, STK, akademisyenleriyle adım atılması gerek. Herkesin katkısı olması lazım. İktidar başarılı olmasın diye bu konuda ileri geri beyanlarda bulunulursa bu sadece terör örgütünün işine yarar. Siyasi partilerimizin görüşlerini almak amacıyla görüşme turumuzu dün tamamladık. DSP, Saadet Partisi, BBP ve CHP'yi ziyaret ettik.

Terörle mücadele gibi milli meseleyi görüşmek için bir araya gelmemiz ülkemiz adına yararlı olmuştur. Benzeri görüşmeleri her milli meselede, görmek istiyoruz. Siyasi partiler arasında görüşmeler olması, liderler arasında diyalog olması demokrasinin en önemli görevdir.

Siyasi partiler arasında bir rekabet olacaktır ancak bu durum partilerin bir araya gelmesine mani değildir, olmamalıdır. Partilerin birbirine kapılarını kapatması, demokratik olgunluğun oluşmadığını gösterir. Oysa diyalog ve tahammül demokrasinin olmazsa olmazıdır. Milletimiz de bu görüşmelerden büyük bir memnuniyet duymuştur. Bu umarım demokrasi için iyi bir başlangıç olur. 7,5 yılda istişareden, diyalogdan, eleştiriden kaçınmadık. Ülkemiz yararına olacaksa biz oturur, konuşuruz dedik.

Her adımımız istişarelerle ortaya çıkmıştır. Anayasal yasal düzenlemeler yapılmış, diyalog kurumsal hale getirilmiştir. Zaman zaman bazı dedikoduları dinliyorum. "Acaba bu çalışmaları mevcut arkadaşlarınızla mı yapıyorsunuz?" diyorlar. Şahsım, medya, akademisyenler, STK'larla bir araya gelip yaptığımız çalışmalardan bihaberler. Her işte istişarenin gerekli olduğuna inanan bir partiyiz. Yargı reformuna, sağlıktan, eğitime, milli birlik ve kardeşlik projesine her kesimle görüşülmüştür. Biz kapıları kapatanlardan olmadık. "Bizi bugüne kadar hiçbir iktidar görüşmeye davet etmedi " diyen STK'ları dinledik, dinlemeye devam edeceğiz.

"Başbakan sinemacılarla, yazarlarla, futbolcularla toplanmış" diye demokratik açılım sürecini eleştirenler oldu. Ama biz hiçbir zaman küsmedik. Diyalog kanallarını ortadan kaldırmadık. Kimi zaman elimiz havada kaldı, davetlerimiz reddedildi, görüşme taleplerimiz nezaketsiz şartlarla geri çevrildi. Ama biz kapılarımızı kapatmadık.

MHP lideri ve yönetimi milli birlik ve kardeşlik süreci konusunda yapıcı bir muhalefet sergilemek yerine süreç boyunca son derece yıkıcı bir muhalefet sergilemiştir. Şahsıma, partime, hükümetime, ailelerimize yönelik bir üslup ve nezaketsizlikle sözlü saldırılar yapılmıştır. Faydadan çok zarar getiren bu üslup hiçbir olumlu katkı sağlamadığı gibi kitleleri tahrik ederek zarar vermektedir. Bu üslup ışık tutmaktan çok uzaktır. Bu üslup, alenen terörün, terörün ortamının tahrip edici yönünün istismarıdır. Aziz şehitlerimiz, terör mağdurlarının istismarıdır. Buna rağmen, şehitlerimiz üzerinden nemalanma hırsına rağmen MHP'ye kapımızı açık tutmaktan geri kalmadık. Üç kez görüşme talep ettik, üçünde de olumsuz karşılık gördük.
Nezaketsiz gerekçelerle kapılar kapatıldı. MHP'nin diyalog ve istişareden kaçmış ve kaçıyor olmasını ben aziz milletimizin takdirine havale ediyorum.

Teeddüp ederim. Vuvuzellayı ellerine alıp basın toplantısı yapacak kadar seviyeyi düşürüyorlar. Bunu ne yazık ki TBMM çatısı altında yapıyorlar. Ben inanıyorum ki, MHP tabanı bu gayet sulu, demokrasiyle uzaktan yakından alakası olmayan bu anlayışı inanıyorum ki 12 Eylül'de en güzel şekilde tersleyecek ve gereken cevabı kendilerine verecektir.

Aynı şekilde BDP tarafından eleştirildik. Biz BDP ile niye görüşmedik? Parlamento çatısı altında arkadaşlarım ve bir kez de ben kendileriyle görüştüm. Aslında bu olayda da görüşmeyi arzu ediyordum. Biz terörle mücadele konusunu görüşmek üzere siyasi partilerden randevu istedik, görüştük. Ama terörle arasına mesafe koyup, demokrasi ve hukukun tarafında duramayan bir siyasi partiyle, terörle mücadeleyi bu şartlarda görüşmenin anlamsız olacağını bana gönderilmiş bir mektupla artık belgeli halde gördüm.

BDP'nin gönderdiği antetli kağıdın bir başında TBMM'nin rozeti, diğer yanda kendi partisinin rozeti olan kağıtta bana yazı gönderdiler. Bu yazıda PKK örgütüne mensup, terörle mücadele esnasında öldürüldüğünü iddia ettikleri gönderdikleri ekteki CD'de bu cesetlerin durumunun bir insanlık suçu olduğunu ve ne düşüdüğümüzü ve ne yapacağımızı soruyor. Kim soruyor? Genel başkanları soruyor. BDP PKK'nın avukatlığını yapmak sana mı kaldı?

10 bin şehidimiz var. Bu 10 bin şehidimize uygulananlar, onların resimleri vesairelerini biz size mi gönderelim? Böyle mi diyalog kuracağız sizinle? GATA'daki yaralı gazilerimizin halleri bu konudaki duruşumumuzu ortaya koyuyor. Ayakları olmayan, elleri olmayan, ama duruma düşmüş olan gazilerimiz var. Bunları nereye koyacağız. Sen bir siyasi partisin senin terör örgütüyle arana mesafe koyman şart. Sana avukatlık düşmez, bu çatının altında bunu yapamazsın.

Bölgedeki AK Parti'nin doğu ve güneydoğudaki bazı teşkilatları tehdit altında. BDP'nin barış yanlısı olduğunu sözlerine katılmıyorum. Bu konuda onlarla görüşmem. Bizim BDP ile bu noktada görüşecek hiçbir şeyimiz yok. Benim ilçe başkanımı tehdit ettiler.Hakkari Şemdinli ilçe teşkilatımın büro malzemeleri dışarı çıkarıldı. Oradaki teşkilatım hep tehdit altında. Bingöl il teşkilatıma roketatar attılar. Ondan sonra BDP çıkıp barış yanlısı olduğunu söyledi. Bu mu barış?

Görüşmediğim her iki siyasi parti de terörden nemalanıyor. Biri bir boyuttan diğeri başka boyuttan faydalanıyor. BDP'nin aldığı oy bellidir. BDP Kürt kökenli vatandtaşlarının temsilcisi değildir. Ben Kürt vatandaşlarımı BDP'nin temsilcisi olarak görmüyorum. Benim grubumda BDP'nin grubundan çok daha fazla Kürt milletvekilli arkadaşlarım var. Terör örgütü nasıl benim Kürt kardeşlerimin temsilcisi değilse BDP'yi de öyle görmüyorum.

MHP ve BDP terörle terörle ortak mücadeleye varız, terörün son bulmasına varız diyorlarsa bu konularda somut bir önerileri varsa görüşmek benim için bir anlam taşır. Aksi halde elini yumruk yapanlarla tokalaşılmaz. Gözünü kulağını kapayanla, ağzından çıkanı kulağı duymayanla tokalaşılmaz.

CHP, DSP, BBP ve SP ile görüştük. Terörle mücadele konusunda attığımız adımları kendilerine aktardık. Belli bir çerçevede 45 dakikada kendilerine süreci özetledik. Kendi kanaatlerini almak istedik. Çok kısa, basına yaptıkları gibi beyanları oldu. Yaptıkları çalışmalarını kitapçık şeklinde verenler de oldu. "Çok daha detay bilgiler arzu ederseniz, arkadaşlarımızı görevlendiririz, sizler de kimi görevlendirirseniz onlar gelir, arkadaşlarımız A'dan Z'ye bilgi verir" dedik.

Bizim AK Parti hükümetlerinin Doğu ev Güneydoğu illerine tahsis ettiği 7,5 yılda harcadığımız tüm yatırımlar 25 milyar TL. GAP da bunun içinde. Eğitim, sağlık, emniyet, enerji, ulaşım, KÖYDES, BELDES de bunun içinde. Eğitimde 40 bin yeni derslik tamamladık.

Bölgede 6 bin öğrenci kapasiteli 17 yurt yaptık. 44 yeni hastane, 14 yeni ek blok inşaa ettik. İhmal edilen bir Doğu Anadolu'yu nasıl abad ettiğimizi göstermeye çalışıyorum.

Güneydoğu'ya 32 hastane, 17 blok, 115 sağlık ocağı kazandırdık. 4,7 milyar dolar TL'yi GAP için tahsis ettik. KÖYDES için 2 milyar TL harcama yaptık. Yolu, suyu olmayan köy kalmasın diyoruz. Van milletvekilimiz Gülşen Hanım kardeşimiz Bahçesaray'da organizasyon yaptılar. O gün defin törenleri yapıldığı için eğlence kısmı iptal edildi, fikri sempozyumlar yapıldı. Bunlar böyle olur.

TOKİ buralarda 6 milyarlık yatırım gerçekleştirdi. 36 bin Doğu Anadolu'da, Güneydoğu'da 31 bin konut inşaası yaptık. İhtiyaçları olanlara 3 milyar TL yardım yaptık. Doğu Anadolu'da 2002'de sigortalı çalışan sayısı 147 bin, bugün bu sayı Nisan'dan sonra 318 bine ulaştı. Sosyal devlet olmanın gereğin,i yapan iktidar hangisi? Sigortalı çalışan 175 bindi Güneydoğu'da şu anda 432 bin oldu. Üretimde böleg illerinin ihracatı yüzde 29 ile yüzde 9 bin arasında arttı.

Muş ilimiz, 2002'de 70 bin dolar ihracat yaparken 2009'da 6,7 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Bizden önce binler konuşulurken şimdi milyonlar konuşuluyor. Ağrı'nın ihracatı 2002 sonu itibariyle 4,3 milyon dolarken, Hakkari'nin ihracatı 4,8 milyon dolarken 417 milyon dolara, Ağrı'nınki de 40 milyon dolara ulaştı. Şırnak'ın ihracatı 21 milyon dolardan 606 milyon dolara çıktı. Bu bölge halkının, artık bir ihracatçı konumuna nasıl yükseltildiğini gösteriyor. Üniversitelerimiz gençler için umut oldu. Edirne'yi düşünürken Hakkari geri kalsın demedik. Kocaeli zenginleşirken, Tunceli fakirleşiyorsa kalkınma olmaz. Biz İstanbul nasıl kalkınıyorsa, Hakkari'de Muş da kalkınacak.

Hakkari'nin yolunu yaparken, oradaki müteahhitlerin makineleri yakılırsa nasıl tamamlayalım o yolları? Hakkari'ye hastane yapacaksın provake... Onunla iftihar etmiyorlar, doktorlar bile tehdit ediliyorlar. Doktorlar oralara gitmek istemiyor. TOKİ olarak konut yapıyoruz, Belediye Başkanları toplu konut başkanına "Gelme buraya" diyorlar. Tezeklerden yapılmış binalardan halkı kurtarmak istiyoruz, "İstemez" diyorlar. Buradan terörü besliyorlar. Hem ön kesiyorlar hem de "Devlet gelmedi" diyorlar.

Buna rağmen barajları yapacağız. Güvenlik güçlerimizle onlara destek veriyoruz, yolumuza devam ediyoruz. O kuru ovaları sulayacaksak barajlara ihtiyacımız var.

Bizim eşzamanlı bir kalkınmayı gerçekleştirmemiz gerekiyor. Dün Kılıçdaroğlu fabrika yapmayı tavsiye etti. Biz devlet olarak bunu yapmayı, özel sektörün girmediği alanlarda da yapıyoruz. Et-balık kurumları kapatılmıştı, Doğu- Güneydoğu olmak üzere ne kadar kurum varsa hepsini gözden geçirdik, açtık. Fabrika kurmakla işsizliği gideremezsiniz. Artık emek yoğun bir teknoloji yok. Teknoloji yoğun bir yatırım anlayışı var. 50 kişiyle bu iş çözülmez. Daha çok hizmet sektörü ağırlıklı bir sistemle gitmemiz gerekir.

Biz Doğu, Güneydoğu'yu 4. bölge olarak kapsama aldık. Ciddi teşvikler yapıyoruz. İstiyoruz ki özel sektör girişimci olsun. Bunun en güzel örneğini Gaziantep gösteriyor. Burası ciddi bir çekim alanında. Erzurum da başladı. Projelerimizi tamamlayınca 4 milyon işsizimiz iş sahibi olacak. Yatırımları terör örgütünün istismar zeminini ortadan kaldırmak için yapmadık. Terör örgütü olmasa da bu yatırımları yapardık. Biz vatandaşlarımız için bunları yapmaya mecburuz. "İnsanı yücelt ki devlet yücelsin" anlayışına sahibiz. Siyaseti insan için yapıyoruz, bölge insanımız daha huzurlu olsun diye yapıyoruz.

Et ve Balık Kurumu 1992'de özelleştirme kapsamına alındı. Tam 13 yıl, özelleştirmede oldu. 28 işletmesi elden çıkarıldı. 2005 yılında bu kurumu özelleştirmeden çıkardık. Bazı kombinoları Tarım Bakanlığı'na bağladık.

Şu anda da bu kurum bulunduğu illerde istihdam kapısı. Doğu ve Güneydoğu'ya verilen destek 2002'de 647 milyon iken, 2009 yılında 1 milyar TL'ye çıkarıldı. 2003-2010 arasında Doğu- Gğneydoğu2ya verilen yardım toplam 9 milyar 818 milyon TL destek verildi. 2002 yılında verilen hayvancılık desteği 7,7 milyon TL, 2009'da 27 kat artarak 209 milyon TL'ye çıkardık. Şimdi hayvancılığı bitirdiniz diyorlar. İşte bakın verdiğimiz destekler.

Bizde spekülatör çok. Fırsatını buldular hayvan arzını kestiler. Et fiyatları bir anda tırmandı. Baktım halkım şikayet etti. Marketlerden fiyat aldırdım. Aynı spekülatörlük marketlerde var. Birinde fiyat 19, birinde 27 oldu. Hayvan ithali yapacağız dedik kemikli, kıyma, bonfile ne olursa ucuz olacak dedik. Eğer uymazlarsa et ithal ederiz, halkımıza ucuz et yedirmeye devam ediyoruz.

Terörle mücadeleyi yöneten güvenliğin eğitiminin artırılması bu noktada bunlarla ilgili konular silahli kuvvetlerimizde, emniyet teşkilatımızda değerlendiriliyor. Terörle mücadelede kararlı bir siyasi idare koyduk. Toplantılarımızda terörle daha etkin mücadele vermenin yolunu değerlendirdik. Mücadele kısa süreli değildir. Bunu bu şekilde yorumlayanlar hep bunu seçiyor. Bilen de bilmeyen de konuşuyor. Tek hedef AK Parti iktidarını nasıl zayıflatırız oldu. Savunma sanayine yatırımlar yaparak yerli teknolojiyi geliştirdik. Bu gelişirken sürekli olarak, güvenlik güçlerine "Eksiğiniz var mı?" onlar da "Her şey tamdır" demiştir. Hala bazı televizyonlarda garip şeyler konuşuluyor. Bunlar sizi aldatmasın.

Bakınız tamamen yerli olan 150 c,varında insansız hava aracı görev yapıyor. Bunlar yerli. Bugün Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı'nın katılımıyla tören olacak. Hangar çıkış merasimi yapılacak insansız uçaklarımız. Bu uçaklar HERON'ların özelliklerini taşıyor. 2011'de ilk istihbarat uydumuzu da fırlatacağız. Yerli imkanları güçlendirmenin gayretindeyiz. Çatışmalı bölgelerde iyi eğitimli personelin değerlendirilmesine karar vermiştik. Amacımız hudutta profesyonel personelin görev yapmasıdır. Araziyi bilen personelle bu mücadelenin verilmesi iyi neticenin alınması açısından yararlı olacaktır. Bu personelin eğitimini geliştirmiştik. Er ve erbaş yerine profesyonel ekiplerle mücadele edilmesi gerekiyor. İstiyoruz ki sınır boylarında, riskli yerlerde profesyonel ekipler görev yapsın. Bunlar özel bir ordu değil. Bu yanlışlığı düzelteyim. Bunlar hudut birlikleri olacaktır. Mevcut bünyede farklı statüde, 5 yıl veya daha uzun süre görev yapacak ekip olacaktır.

Kırsal bölge ile meskun bölge ekiplerinin farklı donanıma sahip olmaları şart. Buna göre adımları atıp, kararı verme konusunda katkıda bulunacak herkes konuşacağız. Karar verip, adım atacağız. Halihazırda sınır güvenliğiyle ilgili tedbirleri de hayata geçiriyoruz. Karakolları yeniden inşaa ediyoruz.

Kırsal bölge ile meskun bölge ekiplerinin farklı donanıma sahip olmaları şart. Buna göre adımları atıp, kararı verme konusunda katkıda bulunacak herkes konuşacağız. Karar verip, adım atacağız. Halihazırda sınır güvenliğiyle ilgili tedbirleri de hayata geçiriyoruz. Karakolları yeniden inşaa ediyoruz. 15 karakol tamamlandı, kısa sürede hepsini tamamlayacağız. Terörle mücadelede diplomatik boyuta gelince hep birlikte AB ülkeleri, İran, Irak, Suriye, Rusya, ABD ile görüşüyoruz.

Dışarıdan gelen destek ortadan kaldırılmazsa sıkıntı devam edecektir. Bu kanserli mikrop gibidir. Demokrasi güvenlik dengesinden taviz vermedik. En son projemizle hem bölge hem de ülke adına bu süreci kararlı olarak götürüyoruz. Demokratik süreci gevşettiler.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 05:41

İLGİLİ HABERLER