KAYNAK : Haber Vitrini
AB Komisyon Başkanı Romano Prodi, ''Türkiye üyelik adayıdır. Daha fazla hukuk devleti özelliği ve demokrasi yönündeki yasal çabalara saygı duyuyoruz. Ancak belirleyici olan metinler değil, bunların gerçekleştirilmesidir'' dedi.
Almanya'nın günlük siyasi gazetelerinden Frankfurter Allgemeine gazetesine açıklamalarda bulunan Prodi, Edmund Stoiber gibi politikacıların, Türkiye'nin üyeliğinin, AB'nin bütünleşme gücünü aşacağı için, siyasi birliğin sonu olacağından endişe duydukları belirtilerek, bu konudaki görüşlerinin sorulması üzerine, şunları söyledi:
''Eğer bununla Türkiye'nin Müslüman bir ülke olması kastediliyorsa o zaman bu bir sorun teşkil etmez. AB, kendi tanımına göre dünyevi ve çoğulcudur. Önemli olan, devletin bir dini eğilimin etkisinde olmamasıdır. Eğer Balkanlar'daki ülkelerin üyelik perspektifini düşünürsek o zaman Bosna, Makedonya ya da Arnavutluk'un da önemli bir Müslüman nüfusa sahip olmalarını sakıncalı bulmayız.'' Prodi, ''Türkiye'nin AB üyeliği, bir serbest ticaret bölgesine dönüşme sonucunu getirmez mi?'' sorusu üzerine de ''AB, ne bir serbest ticaret bölgesidir, ne de üyelerin, sadece iç pazarın özgürlüklerinden ve de geri kalmış bölgeleri için yardım paralarından yararlanabilecekleri bir birlikteliktir. AB, dünyada müştereken varolan, barış, özgürlük ve dayanışmaya katkıda bulunmak isteyen halklar ve devletlerin bir birlikteliğidir. Türkiye'nin buna katkıda bulunup bulunmayacağı da tamamen kendisine bağlıdır'' dedi.
Prodi, AB Komisyonu'nun, Türkiye'ye müzakerelerin başlangıç tarihi olarak Almanya ve Fransa'nın 2005'i önermesine ilişkin değerlendirmesi konusunda şunları söyledi:
''Türkiye, gerçekleştirdiği reformlarla önemli adımlar attı ve biz bunu büyük bir saygıyla kayda geçirdik. Avrupa Konseyi Kopenhag'da bir karar verecek. 1993'de, müzakerelerin başlaması için gereken net ve kaçınılmaz koşulları kararlaştırdık ve bu koşullar, tıpkı diğer aday devletlerde olduğu gibi Türkiye için de geçerli olmalıdır. Eğer bunda sarsıntı yaratırsak vatandaşlarımız ve günün birinde AB üyesi olmayı ümit eden Avrupa ülkeleri karşısındaki inandırıcılığımızı tehlikeye düşürürüz.'' AB'nin sınırsız şekilde genişleyemeyeceğine ve her ülkenin girebileceği bir serbest ve ticaret bölgesi olmadığına dikkat çeken Prodi, ''Kendi kültürel ve tarihi çeşitliliğine saygı göstererek, Avrupalı olmayı şekillendiren değerler ve ilkeler bütünlüğünü paylaşan ulus ve halkların homojen bir alanıdır. AB, dış sınırlarının belirlenmesinden sonra, karşılıklı güven ve işbirliği havası içinde 'dost ülkeler çemberi' oluşturmalıyız. Bu çembere ait olacak İsrail, güney Akdeniz ülkeleri, Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerle AB kuruluşlarına bağlılık haricinde, her şeyi paylaşmalıyız'' dedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:53