Trafik ışıklarını renklerine göre değil, diziliş sırasına göre tanıdığını söylüyor renk körü olanlar.
Benimse bu sebeple trafikte araç kullanmalarına engel getirilmesine aklım ermiyor.
Kırmızı ışık üstte, yeşil altta. Ortadakiyse sarı.
Dünyanın her yerinde aynı.
Ara sıra birileri çıkıp ışıkların yerlerini değiştiriyor olsa, yahut bölgeden bölgeye trafik ışıklarının rengi değişse, o zaman anlarım.
Renk körü olan bir arkadaşıma sormuştum renkleri nasıl ayırdığını; ''''Karpuz formülüyle'''' demişti.
Bir renk karpuzun dışı gibiyse yeşil, içi gibiyse kırmızı, çekirdeği gibiyse siyah.
Sevabına bir tüyo da ben verdim; kavunun kabuğu gibiyse sarı, içi gibiyse kavuniçi.
Sonra formülü genişlettik...
Portakal mandalina gibiyse turuncu.
Kahveye benziyorsa kahverengi.
Deniz gibiyse mavi.
Yavruağzı ve lila gibi renkler de varsın kusur kalsın.
Bir sürücü, yanından geçen veya karşıdan gelen araçların renklerini tam anlamıyla farketmese de olur kanaatimce.
Yeter ki ışıkları iyi görsün.
Acaba bizim bilmediğimiz bir başka tarafı mı var renk körlüğünün?
Esasen trafikte renk körü olanlar değil, saygısızca araç kullanan ve kurallara uymayanların ehliyetleri toplanmalı.
Kırmızıda durmayan, sinyal kullanmayan yahut hatalı sinyal veren, hakkı olmadığı halde yol kapmaya çalışarak trafik akışını tehlikeye sokan, olmayacak yerde duran, sağa sola bakmadan yola dalan, ters yönde ilerleyen, geceleri ayarı bozuk farlarla yol alan, gerekli gereksiz korna çalan, arızalı araçla yola çıkan, aşırı hız yapan, hatalı sollayan trafik magandalarını kastediyorum.
Yılmaz Erdoğan ve diğer renk körlerinin renkleri ayırmakta zorlandıkları için trafikten men edilmesi kime ne fayda sağlar?
Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:05